İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/15905 Karar: 2025/2965 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/15905 K.2025/2965

6. Ceza Dairesi 2023/15905 E. , 2025/2965 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2013 E., 2022/1092 K. SUÇ : Birden fazla kişi ile birlikte konutta geceleyin yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzer

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/15905 E. , 2025/2965 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2013 E., 2022/1092 K. SUÇ : Birden fazla kişi ile birlikte konutta geceleyin yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzer

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/15905 E. , 2025/2965 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2013 E., 2022/1092 K. SUÇ : Birden fazla kişi ile birlikte konutta geceleyin yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirtilen sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilâmlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) anlaşılmıştır. Bu bilgiler ışığında somut olaya gelince; Katılanın soruşturma aşamasındaki beyanına göre, kendisinin eskortluk yaparak para kazandığı, olay günü önceden tanıdığı ... isimli şahsın kendisini arayarak görüşmek istediğini ve müsait olup olmadığını sorduğu, katılanın ... isimli şahsa müsait olduğunu söyleyerek görüşme isteğini kabul ettiği, kısa bir süre sonra katılanın ... Mahallesi'nde bulunan ikametine ... isimli şahıs ile daha önceden tanıdığı sanık ... ...'ın beraber saat 21.00 sıralarında geldikleri, o sırada katılanın ikametinde ... isimli şahsın da bulunduğu, tarafların cinsel birliktelik yaşamak konusunda anlaşmaya vardıkları, katılanın sanık ile tanığında da ... isimli şahıs ile cinsel birliktelik yaşadıkları, daha sonra ... isimli şahıs ve sanığın evden ayrıldıkları, sanıkların ikametten çıkarken apartman kapısını aralık bırakması üzerine katılanın kapıyı kapatmak için aşağı indiği sırada sanık ... ile ... isimli şahsın katılanı darp etmek suretiyle pijamasının cebinde bulunan cüzdanını zorla aldıkları, cebinde alyansının, bir çift altın küpesinin, nüfus cüzdanın içinde bulunduğu sarı renkli cüzdanı ile cüzdanın içinde bulunan Alinin kendisine verdiği 150,00 TL ile birlikte 3.650,00 TL paranın bulunduğunu beyan ettiği, Kovuşturma aşamasındaki beyanına göre ise olayın başında katılanın ilk beyanındaki şekilde sanıklarla cinsel birliktelik yaşandığı ve sonrasında katılanın sanıklar evden çıktıktan hemen sonra 8.000,00 TL nakit para, bir çift küpe, bir adet yüzük, kimlik banka ve kredi kartlarının içinde olduğu cüzdanının evde koyduğu yerde olmadığını fark ettiği ve hemen sanık ... ile ... isimli şahsın peşinden koşup dışarı çıktığı, cüzdanını geri almaya çalıştığı, kendisini darp ettikleri için cüzdanını ellerinden alamadığı, yönündeki değişen ve çelişkili beyanları karşısında, sanığın da olay günü katılanla cinsel birliktelik yaşadıklarını doğrulayarak herhangi bir eşyasını almadığı yönündeki beyanı birlikte değerlendirildiğinde, Mağdurun aşamalardaki değişen çelişkili beyanları dışında sanığın atılı suçu işlediği yönünde her türlü şüpheden uzak ve yeterli delil bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında beraat hükmü kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 2021/2013 E. 2022/1092 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliği ile BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Eskişehir 4. Ağır Ceza mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 12.03.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla