Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/15922 E. , 2025/2967 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2803 E. 2022/3172 K. SUÇ : Yağma HÜKÜM : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kara
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/15922 E. , 2025/2967 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2803 E. 2022/3172 K. SUÇ : Yağma HÜKÜM : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanunu’nun 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ve sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde belirtilen sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Yağma suçunu düzenlenmesi sırasında kanun koyucu "Tehdit veya cebir diyerek doğrudan atıfta bulunmak yerine hangi tehdit hallerinin yağmanın oluşumunda etkili olacağını tek tek saymış buna karşın yaralamada, yaralama yerine "Cebir" diyerek 148/3 de "Herhangi bir vasıta ile kendisini bilemiyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de yağma suçunda Cebir sayılır..." diyerek tanım yapmış yaralama tabirini genişletmiştir. Herhangi bir vasıta ile mağdurun ruhen ve bedenen kendisini savunmayacak hale getirilmesini yaralamanın ötesinde cebir olarak kabul etmiştir. Ve yağmanın oluşmasında seçimlik unsurlardan biri olarak düzenlenmiştir. Buna mukabil tehditte ise hangi hallerin yağmada tehdit oluşturacağını tek tek saymıştır. Tabiri caizse kanun koyucu tehdit kullanarak yağma suçunu işlemede her türlü tehdidi değil, belli bir ağırlığa, belli bir korkutuculuğa sahip tehditle suçun oluşacağını düzenlemiş TCK 106/1. son cümlesindeki sair tehdidi kapsamın dışında bırakılmıştır. Özetle sair tehdit ile yağma suçu işlenemez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK) yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir. Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekir. YCGK'nın 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilamlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir. Yine YCGK'nın 2018/6-110 Esas, 465 Karar; 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilamlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir. Dairemizin 2022/4023 Esas, 2024/276 Karar; 2022/9645 Esas ve 2024/5427 karar, sayılı dosyaları ve daha birçok dosyalarında da açıkça tartışılıp kabul edildiği üzere; Malı almak için cebir veya tehdit kullanılmalı ve bunun etkisiyle mağdurun malı vermesi gerekir. Bunun doğal sonucu olarak mağdurun malın alındığını görmesi veya en azından sanığın mallarını almak istediğini anlaması veya bilmesi gerekir. Yağmada amaç malın alınmasıdır. Bu amaca ulaşmak için araç hareketler ise cebir veya tehdit uygulanmasıdır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Aralarında amaçsal ilişki vardır. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. (Benzer görüşler için bkz. Gökçen ... vd mal varlığına karşı suçlar Adalet Ankara 2018 age s. 74, Özgenç İzzet türk Ceza Hukuku Genel Hükümler 17. baskı Seçkin Ankara 2021 ağe. s 168 vd, Tezcan/Erdem/Önok age s. 704, Koca/Üzülmez TCK Genel Hükümler seçkin 9. Baskı age s. 583) Bu tespitlerden sonra somut olay incelendiğinde; Sanık ile mağdur arasında araç kiralama nedeniyle önceye dayalı husumet bulunduğu, sanığın bu nedenle mağdurun işyerine ... isimli şahsı gönderip, bu şahsın mağdura hitaben ''...'nin selamını getirdim, olayın kapanması için 300 TL verirse kendisine karışmayacağız, olay kapanacak '' şeklindeki sözleri sonucu mağdurun ...'a 300 TL para verdiği, Bu olaydan üç gün sonra sanığın bacanağı olan şahsı mağdurun işyerine göndererek saman kağıdı üzerine tükenmez kalemle el yazısıyla yazdığı kağıtla, "Selamünaleyküm Memet ne yapıyorsun, durumun nasıl, ... geçen gün geldi biraz para vermişsin sağol seni affettim. Yarın ...... açık cezaevine çıkacak bugün bir kaç kuruş daha ver ölem sana zahmet. ... Elazığ'da,. Bunu sana getiren bacanağım. Ben de ilerde cafede oturuyorum. Bacanağımı boş çevirme ...." şeklinde beyanda bulunduğu, alınan bilirkişi raporuyla yazı içeriğinin sanığın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, 10.07.2018 tarihli son eylemde ise, mağdurun dolmuş durağında beklediği esnada, tanımadığı bir şahsın yanına gelerek "... 2.000 TL para istiyor, vermezse evini biliyoruz, kendisini biliyoruz, işyerini biliyoruz, ben gelmezsem başka birileri gelir" şeklinde sözler söyleyerek mağduru sair tehditle para istediği olayda yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı halde sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde tamamlanmış yağma suçundan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve sanık müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname gerekçesine aykırı olarak oybirliği ile BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 12.03.2025 tarihinde karar verildi.