İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/18367 Karar: 2025/8396 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/18367 K.2025/8396

6. Ceza Dairesi 2023/18367 E. , 2025/8396 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/476 E., 2023/560 K. SUÇ : Silahla tehdit HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü tem

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/18367 E. , 2025/8396 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/476 E., 2023/560 K. SUÇ : Silahla tehdit HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü tem

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/18367 E. , 2025/8396 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/476 E., 2023/560 K. SUÇ : Silahla tehdit HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Hükümde temyiz süresi bir hafta yerine 15 gün olarak gösterilmek suretiyle sanığın yanıltıldığı anlaşıldığından, sanık tarafından verilen 30.05.2023 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; ... içtima; tek fiilde birden fazla suçun birleşmesi; tek ve aynı fiil ile aynı suçun birden fazla yahut birden fazla farklı suçun işlenmesidir. Suçların aynı olması halinde, aynı nev’iden ... içtima; farklı olması halinde ise, farklı nev’iden ... içtima sözkonusudur.( Neslihan Göktürk s.43 ... Teorik ve Pratik Tüm Yönyleriyle Yağma Yetkin 2025 Ankara s. 753) ... içtima başlığını taşıyan TCK 44. maddesi;” Madde 44- (1) İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır” hükmünü içermektedir. Madde gerekçesi ise; ”Madde metninde, farklı neviden ... içtima düzenlenmiştir. Kişi, işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşumuna neden olabilir; ancak non bis in idem kuralı gereğince bu fiilden dolayı ancak bir defa cezalandırılabilir. Gerçekleştirdiği fiilin birden fazla farklı suçun oluşumuna neden olması durumunda, failin bu suçlardan en ağır cezayı gerektiren suç nedeniyle cezalandırılması yoluna gidilmelidir. Böylece, bir fiilden dolayı kişinin birden fazla cezalandırılmasının önüne geçilmek amaçlanmıştır. Bir suçun temel ve nitelikli şekillerinin dışındaki suçlar, ... içtima uygulamasında farklı suç olarak kabul edilmelidir.( Çevik age s 774) CGK önüne gelen bir olayda (CGK 2018/13-247 E, 2020/494 K) “hukuki teklik”, ”doğal (fiili) teklik” karşılaştırması yapmış ve kanunumuzun ”hukuki tekliği“ aradığını belirtmiş ve birden çok mağdura karşı zincirleme suç hükümlerinin uygulama şartlarını belirlemiş ve “hukuki tekliği uygulama şartı olarak kabul etmiştir.” (Çevik age s 775) Kanun koyucu, işlediği bir fiille birden fazla farklı suçu işleyen failin, fiilinin tek olması nedeniyle en ağır ceza ile cezalandırılmasını yeterli görmüş, bu şekilde “non bis in idem” kuralı gereğince bir fiilden dolayı kişinin birden fazla cezalandırılmasının da önüne geçilmesini amaçlamış, “erime sistemi”ni benimsemek suretiyle, bu suçlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı ceza verilmesi ile yetinilmesini tercih etmiştir. Kural kişinin işlediği fiilden dolayı cezalandırılmasıdır. Kişinin işlediği bir fiil nedeniyle birden fazla cezalandırılması hakkaniyete uymayacak adalet duygusunu zedeleyecektir. Bu nedenle non bis in idem kuralı gereğince bu fiilden dolayı ancak bir defa cezalandırılabilir. Kişinin işlediği tek fiilden dolayı farklı suçların oluşması durumunda en ağır olandan cezalandırma yoluna gidilmesi bir fiilden dolayı fazla cezalandırmanın önüne geçmektedir.(Çevik age s 775) ... içtima ve görünüşte içtimanın ortak özelliği fiilin tek ve aynı olmasıdır. Ancak ... içtima hükmünün uygulanabilmesi için görünüşte içtima hâllerinden birinin bulunmaması gerekmektedir. Bu nedenle, tek fiille ilgili suç tipleri arasında öncelikle görünüşte içtima ilişkisinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekli olup görünüşte içtima ilişkisinin bulunması, ... içtima hükmünün uygulanmasına engel teşkil eder. ... içtimanın görünüşte içtimadan en önemli farkı, ... içtima hâlinde sebebiyet verilen suç tiplerine ilişkin normların hepsinin uygulanabilmesine karşılık görünüşte içtimada normlardan sadece birinin uygulanabilir olmasıdır. Başka bir deyişle, görünüşte içtima hâlinde gerçekte sadece bir norm ihlal edilmekte olup diğer normların ihlali sadece görünüştedir. Çünkü suç tiplerine ilişkin normların hepsi fiilin haksızlık muhtevasını tümü ile kapsamakla beraber gerçekte uygulanacak olan norm, haksızlık muhtevası itibarı ile diğer normları da tüketmekte, tüm normlar haksızlık ilişkisi bakımından tamamen örtüşmektedir. Dolayısıyla, normlardan sadece biri gerçekte uygulanma kabiliyetine sahiptir. (Göktürk ... İçtima age s.73-74) Madde metninden ve gerekçesinden de açıkça anlaşılacağı gibi ... içtimanın iki ana kuralı vardır. Öncelikli olarak fiilin tek olması, sonra da bu tek fiilden birden çok suçun işlenmiş olması gerekir. Burada zincirleme suçta olduğu gibi aynı suçun işlenme zorunluluğu yoktur. Suç aynı olabileceği gibi farklı farklı suçlar da olabilir. (Çevik age s 777) Kanun metninden de açıkça anlaşılacağı gibi ... içtimada ortada tek bir fiil ve bu fiil ile işlenmiş birden çok suç bulunmaktadır ancak cezalandırılırken bu suçların hepsinden değil sadece en fazla cezayı gerektiren suçtan cezalandırılmaktadır. Yani fail tek fiil işlediği için tek bir ceza verilmektedir ancak bu suçlar içerisindeki en ağır cezayı içermektedir.(Çevik age s 778) Bu anlatımlara göre, farklı neviden ... içtimanın şartları; • Hareket ya da fiilin hukuki anlamda tek olması, • Tek fiille birden fazla farklı suçun işlenmiş olması, • İşlenen suçlarla ilgili kanunda açıkça ... içtima hükümlerinin uygulanmasının engellenmemiş olması şeklinde belirlenebilecektir. ... içtimanın iki şartından birisi fiilin tek olmasıdır. Burada hareketin tekliği değil hukuki manada fiilin tekliğini anlamak daha doğru olacaktır. Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedensel eylem ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de, hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür.(Çevik age s 778) Mesela; Bir kişiyi yaralamak için taş atan fail attığı bu taş ile hem kişiyi yaralar hem de kişinin arkasına saklandığı bir şeyi kırarsa bir fiil ile hem yaralama hem de mala zarar vermez suçunu aynı anda işlemiş olur. ... içtima nedeniyle ağır olandan ceza verilmesi gerekir. Yargıtay uygulamalarıda aynı yöndedir. Mesela; CGK 2013/9-431 E, 2014/ 377 K;”... Yerden aldığı parke taşını katılanın arabasının arka camına doğru atan sanığın eylemi sonucunda, camın kırılmasına ve içeri düşen taşın arabanın ön koltuğunda oturan mağdurun kafasına isabet ederek yaralanmasına neden olduğu somut olayda, sanığın katılanın arabasına taş atması eyleminin tek fiil olduğu ve bu suretle, tek olan eylem sonucunda hem katılana karşı mala zarar verme suçunun, hem de mağdura karşı yaralama suçunun meydana geldiği sabit olup bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren sanık hakkında TCK’nun 44. maddesinin uygulanması ve meydana gelen suçların en ağırından ceza verilmesi gerekmektedir...” şeklindedir. (Çevik age s 780) Farklı suç tipinden anlaşılması gereken daha önce "Zincirleme Suç" hükümleri anlatılırken bahsedildiği üzere aynı suç olmayan yani farklı suç tiplerine uygunluk arz etmesi gerekir. Suçun adı aynı ise işlenen suçlar aynı suçtur. Aynı suçun nitelikli hali veya basit hali farklı suç olarak nitelendirilemez. TCK'nın 44. maddesinin gerekçesinde; "Bir suçun temel ve nitelikli şekilleri dışındaki suçlar, ... içtima uygulamasında farklı suç olarak kabul edilmelidir" şeklinde açıklamalara yer verilmiştir. Buna göre, anılan maddede yer alan "farklı suç"tan kastedilen, bir suçun temel ve nitelikli şekilleri dışında kalan ve Türk Ceza Kanunu'nda ya da özel ceza kanunlarında yer alan Ceza Hukuku mevzuatındaki diğer suç hükümleridir. Bunun yanında, bir suçun basit hâli ile nitelikli hâli ya da unsurları aynı olan suçlar aynı suç sayılacağı gibi, bir suçun teşebbüs hâlinde kalması ile tamamlanması veya olası kastla işlenmesi ile doğrudan kastla işlenmesi hâllerinde de aynı suç söz konusu olacaktır. (Çevik age s 782) ... içtima'nın söz konusu olması için bir fiil ile kanun çeşitli hükmünün ihlal edilmesi gerekir. CGK 2012/9-1456 E, 2013/608 K sayılı ilamı;”... Oturduğu masa kenarında bulunan kapalı camdan dışarı havaya doğru art arda beş kez ateş eden sanığın “ateş etme” eylemlerinin hukuki anlamda tek fiil sayılması gerektiğinden ve bu şekilde, tek olan eylem sonunda hem mala zarar verme suçunun, hem de genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunun oluştuğunda şüphe bulunmadığından, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 44. maddesinde düzenlenmiş bulunan farklı nev’iden ... içtima hükümlerinin uygulanması ve oluşan suçlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilmesi gerekmektedir...” şeklinde buna örnek niteliğindedir. (Çevik age s 782) ... içtimada hukuken iki ayrı suç varlığını devam ettirmektedir. Bu nedenle ... içtimanın tartışılabilmesi için suçların her ikisinin de cezalandırılabilir pozisyonda olması gerekmektedir. Suçlardan birinden dolayı cezalandırma şartları yoksa veya şahsi cezasızlık, af, zamanaşımı, şikayet yokluğu vs gibi nedenlerle düşüyor veya faile ceza verilemiyorsa artık ... içtimadan söz etmemek gerekecektir. Bu tür suçlar ... içtimada bir suç olarak göz önünde bulundurulamayacaktır.1 Ortada cezalandırılabilir suç kalmadığından diğer suç tek ise o suçtan başka suçlarda varsa “cezalandırılamayan” suç çıkarıldıktan sonra ağır olan suçtan cezalandırma yapılmalıdır. Sepetten düşen bu suç ... içtima uygulamasında hiç dikkate alınmamalıdır. Zincirleme suçta ise aynı suçun devam ettiği kabul edildiğinden bu tür bölünme söz konusu edilmemektedir.(Çevik age s 783) ... içtimada ağır olan suçun cezasının nasıl hesaplanacağı konusunda çeşitli ve birbirinden çok farklı görüşler vardır. Yargıtay ise bu işe tabiri caizse kökten çözüm bulmuştur. Zincirleme suçun aksine burda her iki suçun cezasının TCK 61. madde kriterlerine göre ayrı ayrı hesaplanmasını, bunun kararda gösterilmesini, ortaya çıkan netice cezaların karşılaştırılmasını ve ağır olanın uygulanması gerektiğe karar vermiştir. Söz konusu CGK 2016/20-426 E, 2018/85 K;"... Kanunun 44. maddesinde düzenlenen ... içtima hükümleri gereğince her iki suçtan ayrı ayrı somut uygulama yapılması, belirlenecek sonuçların karşılaştırılması ve daha ağır sonuç doğuran suç esas alınarak hüküm kurulması gerekmektedir..." şeklindedir.(Çevik age s 787) TCK 44. Madde uygulamasında tek fiil ile işlenen tüm suçlar varlığını muhafaza etmektedir. Ancak madde metni ve madde gerekçesinden de anlaşılacağı sadece cezalandırma hakkı ortadan kalkmaktadır. CGK 2024/8-102 Esas ve 2025/321 Karar sayılı ilamında ilk derece mahkemesinin önüne gelme bile bölünen ve aslında TCK 44 kapsamında değerlendirilmesi gereken konularda karar verebileceğini açıkça göstermiştir. Söz konusu karar: "Bu bağlamda ilk derece mahkemesince sanığın tek olan fiili nitelik yönünden ikiye bölünerek hem beraat hem de mahkûmiyet kararı verilmesi durumunda, aleyhe istinaf bulunmasa dahi hükmün karıştırılması nedeniyle bu hükümler Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılıp tek bir mahkûmiyet hükmü kurulabilecektir. Bu ahvalde kazanılmış hak da beraat hükmüne göre değil ilk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmündeki cezanın türü ve miktarına göre belirlenecektir (Ceza Genel Kurulunun 20.10.2015 tarihli ve 194-340 sayılı kararı). Nitekim bu durumda verilen beraat kararı aynı fiil nedeniyle önceden verilmiş bir hüküm olarak değerlendirilemez zira aynı eylemle ilgili olarak mahkûmiyet kararı da verilmiştir (Ceza Genel Kurulunun 21.06.2022 tarihli ve 139-453 sayılı kararı). Latince reformatio in pejus olarak adlandırılan, öğreti ve uygulamada ise lehe kanun yolu davası üzerine hükmü aleyhe değiştirmeme zorunluluğu, aleyhe düzeltme yasağı, aleyhe bozma yasağı, aleyhe bozmama zorunluluğu, yaptırımı ve sonuçlarını aleyhe kötüleştirememe yasağı, yaptırımı ve sonuçlarını ağırlaştıramama kuralı olarak ifade edilen bu ilkenin amacı; hükmün aleyhine de bozulabileceğini düşünen sanığın, bazı davalarda istinaf ya da temyiz kanun yoluna başvurmaktan çekinmesinin önüne geçmek ve kanun yoluna başvurma hakkını daha özgürce kullanabilmesini sağlamaktır. Anılan kural, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 326. maddesinin 4. fıkrasında; "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291'inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz." şeklinde kanuni düzenlemeye kavuşturulmuştur. Ceza muhakemesi hukukumuzda bu madde dışında yaptırım ve cezayı aleyhe değiştirme yasağını düzenleyen başka bir hüküm de bulunmamaktadır. Buna göre, ceza hukukunda genel anlamda kazanılmış hak kavramından bahsedilemeyeceği, yalnızca CMUK'un 326. maddesinin 4. fıkrası uyarınca sınırlı biçimde uygulanabilecek bir cezayı aleyhe değiştirememe ilkesi veya aleyhte düzeltme yasağının söz konusu olduğunun kabulü gerekmektedir. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren CMK'nın 307. maddesinin, 20.02.2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanun'la anılan maddeye yeni bir fıkra eklenmesi nedeniyle son fıkrası hâline gelen 5. fıkrasında da; "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262'nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz." düzenlemesine yer verilmek suretiyle aleyhe bozmama ilkesi korunmuştur. Kanun'un açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere yaptırımı ve sonuçlarını aleyhe değiştirme yasağının kapsamı yalnızca ceza ve yaptırım miktarı ile sınırlıdır. Kanun koyucu suçun niteliği veya adı yönünden sanık yararına kazanılmış bir hak tanımamıştır.... Sanığın tek olan fiili nitelik yönünden ikiye bölünerek korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün yanında hükmün karıştırılmasına neden olacak biçimde silahla tehdit suçundan verilen beraat hükmünün, aynı fiil nedeniyle önceden verilmiş ve kesinleşmiş bir hüküm olarak değerlendirilemeyeceği, ayrıca davanın reddi kararı mahkûmiyeti önleyici sonuç doğursa da CMK'nın 223. maddesinin birinci fırkasında sayılan hükümlerden sanık açısından en lehe olan hükmün hiç şüphesiz beraat kararı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesince, korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmü kaldırılıp yerine "... aynı fiille ilgili daha önce açılmış bir dava ve verilmiş bir karar bulunması nedeniyle sanık hakkında TCK'nın 170/1-c maddesine muhalefet suçundan açılan mükerrer davanın CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca reddine," ibaresi yazılmak suretiyle verilen düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile temyiz eden sanık müdafiinin temyizinde sanığın hukuki yararının bulunduğu kabul edilmelidir. " Şeklindedir. Bütün bu genel açıklamalardan sonra somut olayımıza gelecek olursak; Dosya içeriğine göre, sanık hakkında silahla tehdit ve genel güvenliğin kasten tehliye sokulması suçlarından dava açıldığı, Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin 19.11.2009 tarihli ve 2009/265 Esas, 2009/342 Karar sayılı kararı ile silahla tehdit suçundan beraat, genel güvenliğin kasten tehliye sokulması suçundan mahkûmiyet kararı verilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın 22.12.2009 tarihinde kesinleştiği, denetim süresi içeresinde suç işlenmesi üzerine, Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2016 tarihli kararı ile hükmün açıklandığı ve genel güvenliğin kasten tehliye sokulması suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu, hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 19.10.2021 tarihli kararı ile hükmün gerekçe yönünden bozulduğu, bozmaya uyularak yapılan yargılamada mahkemenin 03.03.2022 tarihli kararı ile genel güvenliğin kasten tehliye sokulması suçundan tekrar hüküm kurulduğu, hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Dairesinin 15.03.2023 tarihli kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 44. maddesi gereği, silahla tehditten mahkûmiyet hükmü kurulmalı gerekçesiyle bozma kararı verildiği, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin temyize konu 18.05.2023 tarihli kararı ile sanık hakkında silahla tehditten mahkumiyet hükmü kurulduğu ve hükmün sanık tarafından temyiz edildiği anlaşılmakla, Sanık hakkında kesinleşen beraat hükmü ve 5237 sayılı Kanunun 170. maddesi uyarınca verilen mahkûmiyet hükmünün birlikte değerlendirilmesi, 5237 sayılı Kanunun 44. maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak sonucunda kazanılmış haklarda gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 08.10.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Olay günü olan 14/07/2009 günü gece vakti sanık ... aralarında ailevi problemler olan babasının evinin yakınlarına gidip bahçe kapısına 2 el ateş ettiği tanık... silah sesi üzerine dışarı çıktığında sanığı motorsikleti ile kaçmakta olduğunu gördüğü, 24/08/2009 tarihli iddianame ile sanığın TCK'nın 106/2-a, TCK 170/1-c, 44... . maddeleri gereğince cezalandırılmasının talep edildiği anlaşılmıştır. Yapılan yargılama sonunda 19/11/2009 tarihinde silahla tehdit suçundan CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince sanığın beraatine, TCK 170/1-c, 62 maddeleri gereğince verilen 5 ay hapis cezasının CMK 231. Maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Beraat ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları usule uygun şekilde 22/12/2009 tarihinde kesinleşmiştir. Sanık hakkında verilen hagb kararı işlediği başka bir suç nedeniyle 12/04/2016 tarihinde açıklanmış bu karar 19/10/2021 tarihli 8. Ceza dairesinin 2021/4322 Esas, 19260 Karar sayılı ilamı ile gerekçesizlikten bozulmuştur, 03/03/2022 tarihli bozma ilamı doğrultusunda gerekçeli olarak verilen karar 8. Ceza dairesinin 2022/6353 Esas, 2023/1339 Karar sayılı 15/03/2023 tarihli ilamı ile TCK 44. maddesi uyarınca sanığın silahlı tehdit suçundan cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunarak karar bozulmuştur. Dosyayı ele alan ilk derece mahkemesi bozma ilamına uymuş ve bu kere sanığın silahla tehdit suçundan mahkumiyetine karar vermiş sanığın 30/05/2023 tarihli gerekçesiz temyizi üzerine dosya dairemize temyiz incelemesi için tevdi edilmiştir. İncelenen dosyada sanık silahla tehdit suçundan yargılanmış beraat etmiş ve bu beraat kararı usule uygun şekilde kesinleşmiştir. Anayasanın 38. maddesine göre "hiç kimse aynı fiil nedeniyle iki defa yargılanamaz ve cezalandırılımaz." Bu ilke, "ne bis in idem" ilkesidir. Kişinin beraat ettiği fiilden dolayı tekrar yargılanıp cezalandırılması bu anayasal ilkenin doğrudan ihlalidir. Kesinleşen bir karardan sonra yeniden yargılama olağanüstü yargı yolu hariç mümkün değildir. CMK'nın 309. maddesine göre beraat kararı hukuka aykırıysa dahi ancak kanun yararına bozma yoluyla kaldırılabilir. Bu prosedür işletilmeden verilen karar usule ve yasaya aykırıdır. Öte yandan Uluslararası Hukuka göre AİHS'nin 6. maddesine göre kişinin beraat kararı sonrası tekrar yargılanması adil yargılanma hakkına aykırıdır. AİHS'nin 7. Protokol 4. maddesi ''Ne bis in idem e göre'' hiç kimse bir devletin ceza yargılamasına yetkili mahkemesi tarafından kesin hükümle beraat etmiş veya mahkum edilmiş olduğu bir suçtan dolayı aynı devlet tarafından yeniden yargılanamaz veya cezalandırılamaz" Avrupa İnsan hakları mahkemesi içtihatlarında bu ilke defalarca vurgulanmıştır. Ayrıca bu karar Anayasamızın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ve ayrıca hukuki güvenle ve kesin hüküm ilkesine de aykırıdır. Yapılması gereken şey; kesin hüküm nediyle davanın reddine karar vermektir. Davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması nedeniyle sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla