Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/18899 E. , 2025/8933 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1864 E., 2023/1185 K. SUÇ : Tehdit HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin düşme hükmü kaldırılarak kurulan mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/18899 E. , 2025/8933 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1864 E., 2023/1185 K. SUÇ : Tehdit HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin düşme hükmü kaldırılarak kurulan mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d maddesi uyarınca, ilk defa Bölge Adliye Mahkemesince verilen ve 272. maddenin üçüncü fıkrası dışında kalan mahkumiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dahil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizleri temyizinin mümkün olmadığı belirtilmiş olup; Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin düşme hükmünün mahkumiyete çevrilmesi suretiyle ilk defa Bölge Adliye Mahkemesince mahkumiyet hükmü verilmiş olması ve sanığın tehdit suçundan doğrudan olmayıp hapisten çevrili 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olması sebebiyle aynı Kanun'un 272/3-a maddesi kapsamında da bulunmadığı anlaşılmakla hükmün temyizi mümkün olduğundan, tebliğnamede red isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. I. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın savunmalarında üzerine atılı tehdit suçuna ilişkin suçlamayı ısrarla kabul etmemesi, olayı gören herhangi bir görgü tanığı bulunmadığı, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin mağdurun soyut beyanı dışında, hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanığın tehdit suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, Kabule göre de; II. Sanığın mağduru ölümle tehdit ettiği sırada basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı olayda; tehdit içeren sözlerin yaralama eyleminin irade açıklaması niteliğinde olup, eylemin bir bütün halinde kasten yaralama suçunu oluşturduğu, sanık hakkında mağdura karşı kasten yaralama suçundan mahkûmiyet kararı verildiği ve kesinleşmiş olduğu anlaşılmakla, sanığın tehdit kastının bulunmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c maddesi gereğince atılı suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, III. Sanık hakkında kurulan hükümde, 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma kararı verilebilecek olması karşısında, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde para cezasının ödenmemesi halinde kalan cezanın hapse çevrilmesine karar verilmesi, IV. Sanık hakkında belirlenen sonuç cezanın adli para cezası olması karşısında, hapis cezasının kanuni sonucu olan hak yoksunluklarının uygulanamayacağını gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenle, sanık ...'nin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,23.10.2025 tarihinde karar verildi.