Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/19598 E. , 2025/5453 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2669 E., 2023/1408 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/19598 E. , 2025/5453 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2669 E., 2023/1408 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2022 tarihli ve 2021/408 Esas, 2022/335 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-h, 53. ve 58. maddeleri uyarınca 11 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 23.03.2023 tarihli ve 2022/2669 Esas, 2023/1408 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, suçu işlediğine dair delil bulunmadığına, sanığın beraat etmesi gerektiğine, ceza miktarının yüksek olduğuna, sanığın lehe olan kanundan yararlanmadığına, sanığın beraatine verilen kısmını kabul ettiklerine, ceza miktarının düşürülerek cezanın ertelenmesine karar verilmesine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, katılanın sanığın uyuşturucusunun katılanın arabasında bulunduğunu, katılanın sanığın ismini verdiği, bu yüzden sanığın kendisine husumet beslediğini beyan ettiği, UYAP üzerinden yapılan incelemede sanık ve katılanın söz konusu olayla ilgili ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/647 Esas sayılı dosya ile yargılandıklarının anlaşıldığı, karar içeriğinin katılanın beyanını doğruladığı, dolayısıyla aralarında husumetin bulunduğu, sanığın savunmasında suçlamayı kabul etmediği somut olayda katılanın beyanını destekler mahiyette tarafsız tanığın bulunmadığı anlaşılmakla katılanın beyanı dışında sanığın mahkûmiyetine yetecek ölçüde her türlü şüpheden uzak, kesin mahiyette delil bulunmadığı, ceza hukukunun evrensel olarak kabul edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanık hakkında üzerine atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Kabule göre de; 2. Olay tarihinde sanığın sopa ve bıçak çıkardığı, sanığın ifadesini çekmesi için katılana baskı yaptığı, boğuşma sırasında sanığın elindeki bıçakla katılanın elinden yaralandığı, sanığın sopa ile katılanın eline vurduğu ve katılanın cebinden zorla 180,00 TL parayı aldığı somut olayda; suç tarihi itibariyle paranın satın alma gücü ve ekonomik şartlar değerlendirildiğinde, değer azlığı nedeniyle sanığın cezasından 5237 sayılı Kanun'un 150/2. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. 3. Katılanın emniyetteki beyanında sanığın katılanın 180,00 TL'sını aldığını, olay yerinden ayrılıp yolda yürürken mağdurun sanığa cebinde para olmadığını, babasının kendisinden para isteyeceğini söyleyerek sanıktan 20-30 TL para istemesi üzerine sanığın kendisine 20 TL verdiğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; katılanın kısmi iadeye rızası olup olmadığı sorularak sonucuna göre, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca ... 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,20.05.2025 tarihinde karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/408 Esas, 2022/335 karar sayılı kararı ile sanık hakkında TCK'nın 149/1,h 58. maddeleri gereğince 11 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 21. Ceza Dairesi tarafından 2022/2669 Esas, 2023/1408 sayılı kararı ile esastan reddine karar verilerek dosyanın Dairemize geldiği anlaşılmakla; Yapılan inceleme sonucunda her ne kadar çoğunluk tarafından sanık ile müşteki arasında husumet bulunduğu, bu sebeple şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince tarafsız tanık da bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden bozulmuş ise de, dosyanın incelenmesinde müşteki anlatımı, sanığın müşteki beyanını doğrulayan tevilli ikrarı, müştekinin kesici delici aletle yaralandığına ilişkin 01.02.2021 tarihli ... Devlet Hastanesinden verilen rapor sanığın sabıka kayıtları ve özellikle 29.09.2020 saat 00.30 da düzenlenen olay araştırma ve muhafaza altına alma tutanağı da incelendiğinde, olayın müştekinin anlattığı şekilde gerçekleştiği, müştekinin her aşamada aynı beyanlarda bulunduğu, sanığın kendisini bıçak ve sopayla dövdüğünü, daha sonra sopayı olay anında uygulamada polisleri görmesi üzerine yola attığını beyan etmesi üzerine polisler tarafından yapılan aramada da söz konusu sopanın ele geçirildiği, sanık ...'ın hazırlıktaki ifadesinde de müşteki beyanını kısmen doğrulayarak zeytinlik alana müşteki ile birlikte gidip alkol aldıklarını ve yaklaşık 2 saat birlikte kaldıklarını, polislerin kendilerini görmesi üzerine korkarak oradan kaçtığını beyan ettiğini, buna göre her ne kadar çoğunluk tarafından aralarında husumet olduklarından bahsedilmiş ise de sanığın kendi beyanında da belirttiği şekilde husumetli olduğu belirtilen müşteki ile alkol alıp 2 saat birikte oturduğu bu sebeple bu şekilde bir husumetten bahsedilemeyeceği, keza sanık ...'ın eşi ...'da hazırlıkta aynı şekilde beyanda bulunduğu, buna göre dosyadaki tüm delillerden sanığın yağma suçunu işlediği sabit olduğundan istinaf mahkemesi kararının onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.