İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/19827 Karar: 2025/5525 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/19827 K.2025/5525

6. Ceza Dairesi 2023/19827 E. , 2025/5525 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3699 E., 2023/962 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkil

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/19827 E. , 2025/5525 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3699 E., 2023/962 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkil

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/19827 E. , 2025/5525 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3699 E., 2023/962 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Sanık hakkında İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesi 07.07.2022 tarihli ve 2022/273 Esas ve 2022/298 Karar sayılı hükmünce ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d,168/3, 53. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi'nin 02.05.2023 tarihli ve 2022/3699 Esas, 2023/962 Karar sayılı kararıyla sanık hakkındaki hükmün istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ve müdafiinin temyizinin; yağma suçunun unsurlarının gerçekleşmediğini, suça konu telefondan faydalanma kastının, mağdurun başkalarını aramasını engellemek olduğunu, mağdurun şikayetinden vazgeçtiğini ve yenide suçun vasıflandırılarak sanık müvekkili hakkında düşme veya beraat kararı verilmesi gerektiğini, sanığın ise, mağdurun kız arkadaşı olduğunu, kuaföre geldiklerini ve tartıştıklarını, kavganın büyümemesi ve polisi aramaması için telefonunu aldığını ve sonrasında akşam eve getireceğini söylediğini, telefonu yağmalama gibi bir kastının olmadığını ve hükmün sanık lehine bozulması talebine yönelik yöneliktir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Diğer temyiz sebepleri de yerinde görülmemiştir. Ancak; Somut olayda yağma suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı, Dairemiz tarafından yeniden değerlendirilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2019 tarihli, 2158-4577 esas ve sayılı; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 esas ve 2016/33 sayılı; 18.11.2014 tarihli, 810-501 esas ve sayılı; 20.05.2014 tarihli, 617-271 esas ve sayılı; 25.02.2014 tarihli, 678-98 esas ve sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548-346 esas ve sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle; “5237 sayılı TCK'nın 148. maddesinin 1. fıkrasında yağma suçunun temel şekli, 2. fıkrasında senedin yağması, 3. fıkrasında cebir karinesine yer verilmiş, 149. maddesinde nitelikli yağma, 150. maddesinde ise kişinin hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla yağma suçunu işlemesi ile yağmada değer azlığı düzenlenmiştir. Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı TCK'nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır. 765 sayılı TCK döneminde “gasp” olarak ta adlandırılan yağma, esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup, ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilâve unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır. Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır. Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi özgürlüğü, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuksal değerlerdir.” “Hırsızlık (ve yağma) suçlarında failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca çaldığı (veya yağmaladığı) maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur... Fayda kavramı izafidir; kişiden kişiye, olaydan olaya değişebilir. Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir. Faydalanma kastından maksat, çalınan (veya yağmalanan) malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Bu nedenle avantaj sağlama, kendini tatmin etme, kullanma, kaprisini yerine getirme vs. maksatları faydalanma kastını oluşturacaktır. Yarar sağlamak kavramıyla, sadece malvarlığındaki artışları anlamamak gerekir. Failin elde etmeyi umduğu her türlü tatmin ve haz yarar kavramının içinde düşünülmesi gerekir. Örneğin, bir kimsenin nişanlısına hediye etmek için bir yüzük, bir bahçeden gül çalması da yarar kapsamında değerlendirilmelidir. Failin amaçladığı yarar kendisine olabileceği gibi, başkasına da yönelik olabilir (Hasan ... GÖKCAN – Mustafa ARTUÇ, Yorumlu/Uygulamalı Türk Ceza Kanunu Şerhi – 4. Cilt, sahife 5005–5006).” “Cebir ve tehdit, malvarlığına karşı işlenen suçta araç olduğundan, yağma suçuna malvarlığına karşı işlenen suçlar bölümünde yer verilmiştir (Hasan ... GÖKCAN – Mustafa ARTUÇ, Yorumlu/Uygulamalı Türk Ceza Kanunu Şerhi – 4. Cilt, sahife 5242–5343).” Bu açıklamalardan sonra somut olay ve fiil, yağma suçunun manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde; Mağdur ile sanık arasında ... ilişkisinin bulunduğu, olay tarihin de ... Kuaför isimli iş yerine tarafların beraber gittikleri ve aralarında tartışma başladığı bu tartışma esnasında sanığın mağdura hitaben "senin sülaleni sikerim, seni öldürürüm burada" diyerek tehdit edip darp etmeye başladığı, bu sırada da sanığın cebinde bulunan bıçağı mağduru korkutmak için çıkarttığı esnada mağdurun hamle yapması sonucunda bıçağın yere düştüğü, darp esnasında sanığın mağdura ait olduğunu bildiğini telefonu zorla aldığı, tanık ...'ın beyanından da anlaşılacağı üzere mağdurun telefonunu bir kaç kez geri istediği ve fakat sanığın vermediği, zorla aldığı cep telefonunu alarak dükkandan çıktığı, sonrasında olayın adli makamlara intikal ettiği, sanığın mağdura ait cep telefonunu alarak kendi rızası ile karakola gelip kolluk görevlilere teslim ettiği, mağdurun zararının böylelikle giderildiği anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı nitelikli yağma suçunu işlediği sübut bulduğu kabul edilmiştir. Dairemiz, somut olayda, mağdurun cep telefonunu mağdurun ailesini aramasına engel olmak amacıyla cebren aldığı fiilinde, sanığın, Kanun'un kabul ettiği anlamda yarar sağlama maksadıyla hareket etmediği, bu nedenle müsnet suçun manevi unsurunun oluşmadığı anlaşılmakla, Sanığın, telefonu faydalanmak maksadı ile almaya çalıştığı hususu sabit olmadığından, sanığın aldığı cep telefonunun kılıfının içinde bulunan banka kartının da alındığı ancak telefon ile beraber geri alındığı anlaşıldığından unsurları yönünden oluşmayan nitelikli yağma suçundan beraatine, sanığın tamamlanmış olan yaralama ve tehdit eylemlerinden cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, bozma nedenleri yönünden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesinin yollamasıyla 5271 sayılı Yasa'nın 307/1. maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın korunmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 maddesi uyarınca İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,21.05.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla