İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/19911 Karar: 2025/5645 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/19911 K.2025/5645

6. Ceza Dairesi 2023/19911 E. , 2025/5645 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/316 E., 2023/592 K. SUÇ : Gece vakti yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/19911 E. , 2025/5645 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/316 E., 2023/592 K. SUÇ : Gece vakti yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/19911 E. , 2025/5645 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/316 E., 2023/592 K. SUÇ : Gece vakti yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Bilindiği gibi ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 21 inci maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” aynı hususu açklamakta ve teyit etmektedir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır.Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak yani failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. Yağma suçunda rızası olmama yerine rızanın zorla alınması sözkonusudur. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kasıtla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2019 tarihli, 2158-4577 esas ve sayılı; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 esas ve 2016/33 sayılı; 18.11.2014 tarihli, 810-501 esas ve sayılı; 20.05.2014 tarihli, 617-271 esas ve sayılı; 25.02.2014 tarihli, 678-98 esas ve sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548-346 esas ve sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle; “... Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek.." şeklinde tanımlanmıştır. Hırsızlık (ve yağma) suçlarında failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca çaldığı (veya yağmaladığı) maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur. Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir. Faydalanma kastından maksat, çalınan (veya yağmalanan) malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Suçun malvarlığına karşı suçlar arasında bulunması nedeniyle faydalanmanın; mameleke yönelik olması "mal edinme", "ekonomik yarar sağlama", "sahiplenme veya kullanmaya" yönelik olması gerekeceği de açıktır. Bu açıklamalardan sonra somut olay ve fiil, yağma suçunun manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde; Mağdurun olay günü Avcılar'da seyir halindeyken 4 ay önce tanıştığı erkek arkadaşı olan sanığın kendisini durdurduğu, araba içerisinde mağdurun kızı olan ...'nin bulunduğu ve kızının korkmaması için sanığı aracına aldığı, daha önce beraber gittikleri cafeye doğru giderken aracı cafeye yakın bir yerde durdurduğu, mağdur ile sanığın araçtan inerek aracın arkasında konuşmaya başladıkları, sanığın mağdurun kendisinden ayrılmak istemesinin sebebinin başka bir erkek olduğunu düşündüğünden mağdurun telefonundaki mesajlara bakmak istediği, mağdurun kendi telefonuna bakması için elindeyken sanığa gösterdiği, bu sırada sanığın telefonu mağdurun elinden çekip aldığı ve arkasını dönerek kaçmaya başladığı, mağdurun sanığa yetişerek paltosundan tutup çektiği, bu sırada sanığın mağduru iteklediği ve mağdurun dizlerinin üzerine düştüğü, paltosundan tuttuğu için mağdurun sanığın peşinden sürüklendiği, sanığın bu haliyle telefonu alarak oradan uzaklaştığı, mağdurun, "... Bir süre sürüklendim ve yuvarlandım. Dizim kırıldı diye bağırmaya başladım. Şahıs telefonla oynamaya devam ediyordu..." şeklindeki ilk kolluk beyanı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın mağdurun telefonunu aldığı, bakmaya çalıştığı ancak tuş kilidini açamadığı için bakamadığını beyan ettiği, dolayısıyla gelişen olaylar neticesinde sanığın mağdura güven duymadığı, sözlerine inanmadığı, sanığın mağdurun cep telefonunu almaktaki kastının gerçeği öğrenme çabası olduğu, sanığın mal edinmek veya faydalanmak kastıyla hareket etmediği, olay yerine gelen polis ekibine mağdura ait cep telefonunu teslim ettiği dosyadaki delillerle sabit olduğu anlaşılmakla, sanığın eyleminde unsurları yönünden oluşmayan nitelikli yağma suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin 22.02.2023 tarihli 2022/316 Esas, 2023/592 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Yasa'nın 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği Tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla