Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/20680 E. , 2025/8956 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2000 E., 2023/2019 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, Kasten yaralama HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi i
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/20680 E. , 2025/8956 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2000 E., 2023/2019 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, Kasten yaralama HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.02.2022 tarihli ve 2018/8 Esas, 2022/67 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c, 62, 53... . maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 109/3-a-b, 29, 62, 53... . maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 109/3-a-b, 62, 53... . maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 87/3, 29, 62, 53... . maddeleri uyarınca 1 yıl 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 87/3, 62, 53... . maddeleri gereğince verilen 1 yıl 4 ay 7 gün hapis cezası cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 01.06.2023 tarihli ve 2022/2000 Esas, 2023/2019 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Yerel mahkemenin gerekçesinin kendilerince uygun gördüğü varsayımlardan oluştuğu, katılanın telefonunun zorla alınmadığı ve rızası ile telefonu alıp sanık ...'e verdiğini açıkça ortaya koyduğu, her iki sanığın birbiri ile çelişmeyen savunmaları dikkate alındığında, katılanın aynı iş yerinde çalışan olduğu iş yerine zorla getirilmediği, iş yerinde zorla tutulmadığı, araca zorla bindirme eyleminin gerçekleşmediği, katılanın kendi rızası ile araca bindiği sanığın ağır tahrik altında olduğu sadece katılana vurduğu anlaşılmakla ancak yaralama suçundan ceza verilebileceği, şüpheden sanık yararlanır kuralı uyarınca yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın üzerine atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının somut olayda meydana gelmediği, suçlamaların mesnetsiz kaldığı, yeterli araştırma yapılmadığı, suçun oluştuğuna dair hiçbir maddi olgu bulunmadığı şüpheden sanık yararlanır ilkesi ve masumiyet karinesinin göz ardı edildiği, sanığın hiçbir sabıkası bulunmadığı, üzerine atılı suçu işlememiş olup, beraati gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Bilindiği üzere ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Kanun'un 21. maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” şeklindeki betimleme de aynı hususu açıklamakta ve teyit etmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK), ceza uygulamaları açısından birlik ve açıklık sağlamaya yönelik olarak, önüne gelen bir olayda kastı tanımlamış ve sınırlarını göstermiştir. Söz konusu Ceza Genel Kurulu 2008/1-99 E., 2008/185 K. sayılı ilamında; "... 765 sayılı TCY’nda tanımlanmamasına karşın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 21/1. maddesinde, “suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi” olarak tanımlanan kastın iki unsuru bulunmaktadır; bilme ve isteme unsuru. Kastın varlığı için, hareketten doğacak sonucun sadece öngörülmesi, kısaca bilinmesi yeterli olmayıp ayrıca sonucun da istenmesi gerekir...” şeklinde açıklamada bulunmuştur. Bu açık kabule göre hareketin ve sonucun bilinmesi ve istenmesi de gerekir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır. Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. (Benzer görüşler için bkz. Artuç age I s. 244 ,Gökçen vd. Age s.118, Özgenç Genel Hükümler age s. 246, Koca/Üzülmez Genel Hükümler age I s. 139, Artuk/Gökcen vd. Genel Hükümler age s.396, Şahbaz age s.145, Gökcan/Artuç TCK Şerhi age s.333, Koca/Üzülmez Özel Hükümler age I s.601) Kasıt; suçun maddi unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi olarak tanımlanmıştır. Fail, hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacaktır. Gerekçede de açıkça belirtildiği gibi, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve sonuçlarının istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur. İsteme, kişinin iç dünyasında gerçekleşen bir durumdur. Bu nedenle kastı belirlerken failin sözlerinden ziyade, olay öncesi davranışları, olay sırasındaki hareketleri, sözleri ve olay sonrasındaki davranışları, hareketleri yani dışa vuran tavırları değerlendirilerek sonuç çıkarmak gerekecektir. Sadece nihai harekete bakmak hatalı sonuçlara götürebilir ise de hareket öncesi hareket sırası ve sonrası, olayın gerçekleştirme şekli gibi dışa yansıyan eylemler hep birlikte değerlendirildiğinde kastın varlığının tespit edilmesi gerekir. (Benzer görüşleri için bkz. Gökçek/Artuç age s.5371) Dairemizin yerleşik uygulamaları da bu yöndedir. Mesela, Yargıtay 6. CD'nin 2015/1001 E.- 2015/40834 K. sayılı, "... Failin iç dünyasını ilgilendiren kast; failin olay öncesi iç dünyasını, olay sırası veya olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenebilir. Sanığı harekete geçiren etken saik, psişik olgunun irade aşamasıdır... Suçun işlendiği sırada failin öngörü ve irade ile hareket etmiş olması yeterlidir. Failin iç dünyasını ilgilendiren kastın niteliğinin belirlenebilmesi için dış dünyaya yansıyan davranışlardan hareketle sonuç çıkarmak olanaklıdır. Bu bağlamda failin olay öncesi, olay sırasında ve olay sonrası davranışları kastın belirlenmesinde ölçü alınır. ....” şeklindeki kararı ile bu kabulü açıkça göstermiştir. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak, failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez, ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. (Benzer görüşler için bkz. Hafızoğulları/Özen age s. 363, Artuç age s. 344, Gökçen/Artuç age s. 5369) Hırsızlık suçunda, başkasına ait taşınır malı faydalanmak amacıyla zilyedin rızası olmadan almak, suçun manevi unsuru iken yağma suçunda, rızası olmama unsurunun yerine rızanın zorla alınması geçmektedir. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kastla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. (Centel/Zafer/Çakmut age s. 304, Toroslu Özel Kısım age I s. 147, Artuç age I s. 245) CGK'nin 2015/709 E. ve 2016/33 K. sayılı kararında;"... Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, benzer hususları belirlemiş ve ayrıca "faydalanma kastının" aranması gerektiğini yine çok açık olarak göstermiştir. Ayrıca birçok kararında faydalanma kastı son derece dar yorumlanmış, "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" yada "ekonomik yarar sağlama" şartlarını aramış, onun haricindeki eylemleri "faydalanma olarak" kabul etmeyen çok sayıda karar vermiştir. Mesela Yargıtay 6. CD'nin 2015/8292 E. ve 2017/4019 K. sayılı;”... telefonunu alıp oldukça kısa sayılan bir süre içerisinde kullanmadan aynen iade ettiği dikkate alındığında sanığın faydalanma amacıyla mağdurun malını aldığından bahsedilemeyeceği gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması...Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA ...” Yine Yargıtay 6. CD'nin 2015/1001 E. ve 2015/40834 K. Sayılı; ”... hiçbir şey söylemeden mesaj çekmesini engellemek ve katılan ....'ye ulaşmak için elindeki telefonu çekip almak eylemlerinin, yağma kastı ile yapıldığını gösteren deliller karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, suçun hukuki vasfında yanılgı ile yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması...Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA..." Yine Yargıtay 6. CD'nin 2020/3086 E. Ve 2021/17299 K. Sayılı; "... Sanık ....’nin eşi olan tanık ....’nin katılan S. tarafından cinsel taciz boyutuna ulaşacak derece rahatsız edildiği, tanık ....’yi ağlarken gören sanık .....’nun sebebini sorduğu ve tanığın katılanla arasında geçenleri sanığa anlattığı, sanık ....’nın tanığın eşi olan sanık....’ye durumu anlattığı ve beraber katılanın iş yerine giderek ellerindeki demir sopalarla katılanı “yaşamını tehlikeye sokmayacak, vücutta kemik kırığı oluşturacak ve .... ile giderilemeyecek şekilde” yaraladıkları, bu eylemleri hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanıkların katılanın iş yerinden çıkarken içerisinde silah olabileceği ve katılanın arkadan kendilerini yaralayabileceği düşüncesi ile içerisinde katılana ait ruhsat, banka kartı, kredi kartı ve anahtar bulunan çantayı aldıkları, katılanın şikayeti üzerine ertesi gün emniyete giden sanıkların çantayı ve içindekileri polise teslim ettikleri, sanıkların kastının yağma olmadığı ve kendilerini korumak düşüncesi ile çantayı aldıkları anlaşılmakla üzerlerine atılı yağma suçu bakımından manevi unsur yokluğu nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetlerine hükmolunması... Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA..." şeklinde faydalanma kastının varlığını ve dar yorumlanmasına yönelik çok sayıda karar vermiştir. Kısaca dairemizin süregelen yerleşik uygulamalarında, faydalanma kastını "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" ya da "ekonomik yarar sağlama " olarak kabul etmektedir. Bu genel ve uygulamaya yönelik izahtan sonra somut olaya gelince; Oluş ve dosya içeriğine göre, katılanın sanık ...'in arkadaşı olduğu ve sanık ...'in oto yıkama iş yerinde işçi olarak çalıştığı, dükkanda yatıp kalktığı, aralarında sanık ...'in gayrı resmi eşi ... ile hakkında aşk dedikosu çıkması sebepli husumet bulunduğu, olay günü sanık ...'in eşi ...'nın katılana mesaj attığı, mesajlarda "her gün kalkmıyor, yüz kere odasına gidiyorum, kaldırmaya bi de bağırıyor bana.." ve "ne dedi" yazılı olduğu, mesajda bahsedilen kişinin sanık ...'in ilk evliliğinden olan ve eşi ... ile birlikte oturduğu evinde yaşayan oğlu...'nin olduğu, katılan tam telefonuna baktığı sırada sanık ...'in oğlunu okula bırakıp iş yerine döndüğü ve katılandan cep telefonunu istediği, katılanın ise vermek istemediği, bu esnada işyerine diğer sanık ...'nın da geldiği, katılanı tuttuğu ve cebinden cep telefonunu alarak sanık ...'e verdiği, sanık ...'in mesajları okuduğu ve "eşim sana niye mesaj atıyor aranızda bir şey mi var" diyerek katılana yumruk attığı ve küfrettiği dikkate alındığında, cep telefonunun alınması sırasında cebir tehditin uygulanmadığı, sanıkların kastının, cep telefonundaki mesajlara bakmak olduğu, mal edinme yahut faydalanma kastı olmadığı, delillerin takdirinde ve suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan da mahkûmiyet kararı verilen hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Kasten Yaralama Suçlarından Verilen Kararlar Yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286/2-a. maddesinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıkların müdafilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanıklar Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerinin İncelemesinde Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, Dava dosyasının mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 22.10.2025 tarihinde karar verildi.