İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/20821 Karar: 2025/8830 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/20821 K.2025/8830

6. Ceza Dairesi 2023/20821 E. , 2025/8830 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/819 E., 2023/528 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurula

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/20821 E. , 2025/8830 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/819 E., 2023/528 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurula

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/20821 E. , 2025/8830 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/819 E., 2023/528 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Hükmün sadece sanık ...'ün zorunlu müdafine tebliğ edildiği, ancak müdafii tarafından temyiz yasa yoluna başvurulmadığı, sanığın eşi ... tarafından hükmün infaza başlanması üzerine 10.07.2023 tarihli dilekçe ile eski hale getirme istemi ile birlikte temyiz talebinde bulunulduğu, zorunlu müdafinin kusuru ile temyiz yasa yolunu süresine kaçıran sanığın eşi tarafından öğrenme üzerine verilen eski hale getirme ve temyiz isteminin süresinde olduğu kabulüyle yapılan incelemede; I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.12.2021 tarihli ve 2021/131 Esas, 2021/445 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c-h, 62, 53. maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 15.02.2023 tarihli ve 2022/819 Esas, 2023/528 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri I- Sanık ... Eşi ile Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri; Sanığın yağma suç kastıyla hareket etmediği, suça konu aracın sanık ...'e ait olduğu zannıyla hareket ettiğini, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 150/1. madde hükümlerinin tatbiki gerektiğine; II- Sanık ... Müdafiinin Temyiz Sebepleri; Sanığın yağma suç kastı bulunmadığı, taraflar arasında çıkan kavga nedeniyle olay yerinden kaçmak amacıyla geçici olarak suça konu aracı aldıklarını, atılı suçun yasal unsurları bulunmadığına; III- Sanık ... Müdafinin Temyiz Sebepleri; Katılan mağdurların adli rapor içerikleri ve dosya kapsamıyla uyumlu olmayan abartılı ve çelişkili anlatımlarına itibar edilemeyeceği, sanığın yağma suç kastı bulunmadığı, suça konu aracın sanığın babası olan katılan adına kayıtlı olması nedeniyle yağma suçunun yasal unsurları oluşmadığı, sanıkların olay yerini terk etmek amacıyla geçici olarak aracı aldıklarını, sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Kanun'un’da, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Kanun’un 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir. Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ıspatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şekli gerçeklik hakimdir. Daha ziyada iddia ve ıspata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulunde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa Cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar idda etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ıspat şartı aranmamaktadır. Dosyaya yansıyan ifadeler ve delillere göre taraflar arasında hukuki bir ilişki ve alacak-borç miktarı konusunda bir tartışmanın varlığı anlaşılmaktadır. Bu durum bile hukuki ilişkiden doğan alacağın kabulü için yeterli olabilir. Bu kabulde sadece şikâyetçinin "borcum yok" demesi de tek başına yeterli olmayacaktır. Şikâyetçi herhangi bir borcum yoktur dese bile dinlenen tanıklar, yazışmalar vs ile sanıklar ile şikâyetçi arasında hukuki bir ilişki olduğunu ve bu ilişki nedeniyle bir araya gelip hesap yaptıklarını anlaşamadıklarını vs gösterir nitelikte ise şikâyetçinin borcum yok demesine itibar edilmeyip hukuki ilişkinin varlığı kabul edilmelidir. Ayrıca şüpheden sanık yararlanır kuralı ceza yargılamasının en temel kurallarındandır. Yargıtayda yıllardır istikrarlı şekilde bu durumu uygulamaktadır. Hukuki ilişkinin ve borcun varlığı konusunda gerçekten şüpheli bir durum ortaya çıkmış ise şikâyetçi yok dese bile sanık lehine yorumlamak uygun olacaktır. Kısaca özetlersek taraflar arasında soyut ve kendini kurtarmaya yönelik hukuki alacağı isteme iddiasını aşan boyutta bir hukuki ilişki olduğu anlaşılabiliyorsa bunun ispatı hukuki kaidelerine göre ayrıca değerlendirilecektir. Ancak dosyaya yansıyan tüm verilere göre ciddi şekilde ortaklık ve alacak iddiası olduğu, kuru bir iddianın ötesinde ise sanığın eyleminin sabit görülmesi halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesinde düzenlenen alacağının tahsil amacıyla cebir tehdit hükmünün uygulanması gerekir. Burda bir hukuk mahkemesi gibi ıspat şartı aranmamalıdır. Alacağın varlığına inanarak ve bu hakkı elde etme özel kastıyla hareket edilmesi hallerinde ise; eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 30. maddesi kapsamında ve 150/1. maddesi yollamasıyla hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da ayrıca somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. ( Benzer görüşler için bkz. Nur Centel- Hamide Zafer- Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt: 1,4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 404, Gökcan/Artuç TCK Şerhi age s.5461 )Bu genel anlatımdan sonra somut olay değerlendirildiğinde; katılan mağdur ...'in, sanık ...'ın kardeşi olduğu ...'ün ise ablasının eşi olduğu, olay tarihinden önce sanığın katılan ...'e borç para verdiği ve aralarında senet yaptıkları fakat katılan ...'in borcunu ödemediği ve bu nedenle sanık ...'ın katılan ...'i icraya vermesi sebebiyle aile arasında bu konudan bahis anlaşmazlıklar oluştuğu görülmekle dosya arasında buluanan katılan ... ve sanık ...'in taraf olduğu icra takip dosyaları UYAP'tan sorgulanıp dosya sureti temin edildiğinde Edirne İcra Dairesi'nin 2017/40579 E.sayılı dosyası ile ...'in senedin borçlusu ve kefili olan ... ve...'a karşı 7.500 TL'lik senet sebebiyle 28.12.2017 tarihinde icra takibi başlattığının, her iki borçlunun da borca itiraz etmediğinin, takibin kesinleşmesi üzerine çeşitli haciz müzekkerelerinin yazıldığının görüldüğü, sanığın ilk alınan savunmasında da alacağını almak amacıyla mağdurlarla buluşmaya gittiğini belirttiği anlaşıldığından sanıklar hakkında alacağın tahsili amacıyla yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi yollamasıyla 86/2-3-e maddeleri kapsamında kaldığı gözetilmeksizin, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar ... ve ... müdafilerinin ve sanık ... eşi ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle HÜKÜMLERİN ayrı ayrı BOZULMASINA, bozma nedenleri yönünden 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesinin yollamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 307/4. maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış haklarının korunmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1 maddesi uyarınca Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8 Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,22.10.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla