İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/20831 Karar: 2025/7333 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/20831 K.2025/7333

6. Ceza Dairesi 2023/20831 E. , 2025/7333 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2199 E., 2023/1240 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edeni

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/20831 E. , 2025/7333 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2199 E., 2023/1240 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edeni

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/20831 E. , 2025/7333 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2199 E., 2023/1240 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.06.2023 tarihli ve 2023/156 Esas, 2023/284 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a, 168/3, 62, 53, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mahsuba ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. İstinaf Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 26.09.2023 tarihli ve 2023/2199 Esas, 2023/1240 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, " 'Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin infaz görüp görmediği tespit edilmeden TCK'nun 63. maddesi gereğince cezalarından mahsubuna karar verilmiş ise de, bu hususun infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.' ve 'Adli sicil kaydına göre sanığın tekerrüre esas alınması gereken daha ağır ilamı bulunmasına karşın daha hafif ceza içeren ilama dayanılarak tekerrür hükümleri uygulanmış ise de aleyhe istinaf talebi olmadığından bu husus bozma ve davanın yeniden görülme nedeni yapılmamıştır.' ", şeklindeki eleştirileri ile, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, hükme esas alınan delillerin hukuka uygun olarak toplanmadığına, sanık lehine hükümlerin uygulanmadığına, sanığın cezalandırılabilmesi için her türlü şüpheden uzak delillere dayanılması gerektiğine, ve dahi tevil yollu ikrarın bile tek başına kesin kanıt olduğunun kabul edilemeyeceğine, sanığın beraatine, ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanık ... hakkında, nitelikli yağma suçundan yapılan yargılama sonucunda, Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.10.2021 tarihli ve 2021/354 Esas, 2021/428 Karar sayılı kararı ile sanığın anılan suçtan beraatine karar verildiği, bu kararın Cumhuriyet savcısı tarafından sanık aleyhine istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 11.04.2023 tarihli ve 2022/68 Esas ve 2023/192 Karar sayılı kararında özetle "Dosya kapsamına göre, olay günü saat 14.00 sıralarında mağdurun arkadaşı olan tanık ...'a borç vermek için onun dükkanına doğru yürürken cebinde bulunan 650 TL paranın 500 TL'sini tanık Yaşar'a vermek için ayırdığı sırada sanığın mağdurun elini tutup paraları çekiştirdiği, mağdurun paraları vermemesi üzerine ele geçirilemeyen bıçağı çıkartarak havaya kaldırdığı, bu sırada mağdurun bıçağı görüp elindeki parayı bıraktığı ve sanığın paraları alıp kaçtığı, tanık ... ve mağdurun soruşturma aşamasında yaptırılan canlı teşhiste sanığı teşhis ettikleri anlaşılan olayda; sanığın üzerine atılı silahla yağma suçunu işlediği sübut bulduğu halde delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek sanığın mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi" şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e ve 289/1-e maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesinin 13.06.2023 tarihli kararı ile; sanığın nitelikli yağma suçundan yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verildiği, sanık müdafinin istinaf başvurusunun ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 26.09.2023 tarihli ve 2023/2199 Esas, 2023/1240 Karar sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmesi üzerine, sanık müdafinin anılan karara yönelik temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.10.2021 tarihli ve 2021/354 Esas, 2021/428 Karar sayılı dosyasında verilen beraat hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 11.04.2023 tarihli ve 2022/68 Esas ve 2023/192 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hüküm yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı, sanığın temyiz hakkını etkilememiş ise de, genel olarak sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince verilen ve 5 yılı aşmayan mahkumiyet hükümlerinin esastan reddine dair kararların 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve sanıkların temyiz imkanının ortadan kaldırıldığı, oysa bölge adliye mahkemesince yasaya aykırı bozma ilamı yerine davanın yeniden görülmesine karar verilerek aynı mahkumiyet hükmünün verilmesi durumunda 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d maddesi uyarınca verilen kararın temyizi kabil bir karar olacağı, görüldüğü üzere bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'nin 11.04.2023 tarihli ve 2022/68 Esas ve 2023/192 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.06.2023 tarihli ve 2023/156 Esas, 2023/284 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi nedeniyle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 08.09.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla