KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2023/20860 E., 2025/8092 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2023/639 E., 2023/845 K.
- Suç
- Birden fazla kişi tarafından gece vakti birlikte yağma
- Hükümler
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
741 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Sanıklar hakkında Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.01.2023 tarihli ve 2022/285 Esas, 2023/9 Karar sayılı kararıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a,c,h maddesi uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. İstinaf
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi'nin 20.03.2023 traihli ve 2023/639 Esas, 2023/845 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık ... müdafiiinin temyiz istemi, suçun unsurlarının oluşmadığına, soyut mağdur beyanları ile karar verilemeyeceğine, şüphe nedeni ile beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Sanık ...'ın temyiz istemi suçu işlemediğine, somut delil bulunmadığına, hakkında etkin pişmanlık ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Katılan ve sanıkların aşamalarda alınan olaya ilişkin farklı ve çelişkili beyanlar verdikleri, katılanın soruşturma aşamasındaki beyanında telefonunu ve akabinde araba anahtarını alan kişinin sanık ... olduğunu söylediği, mahkeme huzurunda verdiği beyanında ise telefonunu alan kişinin sanık ...; arabasının anahtarını alan kişinin sanık ... olduğunu söylediği, sanık ...'ın da duruşmada alınan beyanında telefonu ve arabanın anahtarını alan kişinin kendisi olduğunu beyan ettiği, sanık ...'ın da benzer beyanlarda bulunduğu;
1. İlk derece mahkemesince sanıklar hakkında hüküm kurulurken vakıanın "... sanıklar arasında konuşmanın tartışmaya dönüştüğü, ardından her iki sanığın da katılanın üzerine doğru yürümeye başladıkları, bunun üzerine katılanın, yanında bulunan cep telefonunu çıkararak kolluk kuvvetlerini arayacağı esnada sanık ...'ın, katılanın cep telefonunu zor kullanmak suretiyle katılanın elinden alarak kendi zilyetliğine geçirdiği, bahse konu cep telefonunun bu sırada maddi zarar gördüğü ve ekranının kırıldığı,
Taraflar arasında devam eden tartışmalar sırasında katılanın olay yerine geldiği aracın anahtarının kontağının üzerinde bulunduğu, bir müddet sonra sanık ...'ın aracın kapısını açtıktan sonra bahse konu anahtarı alarak kendi zilyetliğine geçirdiği, yaşanan tüm bu olaylar esnasında sanık ...'ın birkaç kez elindeki sigarayı tekrar tekrar yakarak katılanın yüzüne doğru bastırması neticesinde katılanın yüzünün sol tarafından yaralandığı, ayrıca katılana ait aracın anahtarının olaydan bir gün sonra sanık ...'dan alınarak kolluk ekipleri tarafından katılana teslim edildiği, katılana ait cep telefonunun ise sanık ... tarafından katılana teslim edildiği..." şeklinde kabul edildiği görülmektedir.
Mahkemece sanıkların iştirak iradesinin tespiti hususunda "...Sanıklar aşamalarda alınan ifade ve savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyip beraatlerini talep etmiş iseler de; katılanın aşamalarda olayın gelişimine ve sanıkların kendisine yönelik olarak gerçekleştirmiş oldukları eylemlere yönelik olarak tutarlı ve istikrarlı beyanlarda bulunduğu,
ayrıca katılan hakkında tanzim edilen kesin nitelikteki hekim raporunun ve aryıca sanık ...'ın olay esnasında katılanın yüzüne elinde bulunan sigarayı bastırdığına dair ikrar içeren savunmasının da katılanın beyanlarını doğruladığı anlaşılmakla katılanın beyanları mahkememiz hükmüne esas alınmış ve iddia konusu olayın katılanın beyanları doğrultusunda gerçekleştiğine mahkememizce kanaat getirilmiştir...." denerek katılanın beyanlarının esas alındığı belirtilmiş ise de katılanın beyanları arasında çelişki olduğu ve huzurda mahkemece kabul edilen vakıadan farklı bir anlatımda bulunduğu görülmekle bu çelişkiler giderildikten sonra vakıanın tam
olarak nasıl gerçekleştiği tespit edilmesi gerekirken eksik ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabule göre ise;
Suça konu telefon ve araba anahtarının alınması hususunda "...katılanın, yanında bulunan cep telefonunu çıkararak kolluk kuvvetlerini arayacağı esnada..." ve "...katılanın olay yerine geldiği aracın anahtarının kontağının üzerinde bulunduğu,
bir müddet sonra sanık ...'ın aracın kapısını açtıktan sonra bahse konu anahtarı alarak kendi zilyetliğine geçirdiği... olaydan bir gün sonra sanık ...'dan alınarak kolluk ekipleri tarafından katılana teslim edildiği..." şeklindeki kabulü göz önüne alındığında, sanıkların suça konu telefonu katılanın kolluğu aramaması için aldıkları savunması ve araba anahtarını aldıktan sonra arabanın alınmadan olay yerinden ayrılmaları karşısında,
sanıkların suça konu malları "faydalanma kastı" ile diğer bir deyişle "malik gibi tasarrufta bulunma" kastıyla aldıklarının ne şekilde tespit edildiği açıklanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ... müdafii ile sanık ...'ın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye kısmen uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca Denizli 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/20860, K. 2025/8092, 30 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama