Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/741 E. , 2024/11949 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/15 E., 2022/787 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/741 E. , 2024/11949 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/15 E., 2022/787 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede; Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı ... ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Dolayısıyla yağma suçunda mağdur, cebir veya tehdit kullanılması ve bunun sonucunda malın alınması, teslimi ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmaktadır. Cebir veya tehdit bir kimseyi malını teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak için yapılmalıdır. Cebir veya tehdidin bu amaçla ve bu şekilde yapılması, yağma suçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suçlardan ayırmaktadır. Öğreti ve yargısal kararlarda benimsendiği üzere; malın taşınabilir olması, mal sahibinin rızasının bulunmaması, malın alınması ve faydalanma kastının varlığı gibi hususlar yönünden hırsızlık suçuna benzeyen yağma suçu, failin malı almak veya zilyedinin malın alınmasına ... göstermesini sağlamak bakımından cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi nedeniyle hırsızlık suçundan ayrılmaktadır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak amacıyla bir malı ... veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında bir nedensellik bağı bulunmalıdır. Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan itibaren yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır. Ancak bazı durumlarda fail, aslında hırsızlık amacıyla harekete geçmesine karşın daha sonraki bir aşamada cebir veya tehdit kullanmaktadır. Bu durumda eylemin hangi suçu oluşturacağı hususunda tereddüt yaşanmaktadır. Yağma suçu bir kişinin malını cebir veya tehdit kullanarak almak suretiyle oluştuğundan, unsurları itibarıyla hem zilyetliğe hem de kişinin hürriyetine yönelik bir suçtur. Ancak burada kişi hürriyetine yönelen saldırı, mal aleyhine işlenen suçun gerçekleştirilmesi bakımından bir araç niteliğinde bulunduğundan, bu suç sonuç itibariyle "mal aleyhine" işlenen bir suçtur. Hırsızlık suçu da yağma gibi mala karşı işlenen suçlardandır. Ancak hırsızlık suçunda taşınır mal, sahibinin rızası ve hatta çoğu zaman haberi olmaksızın bulunduğu yerden alındığı halde, yağma suçunda fail mağdura karşı cebir veya tehdit kullanarak malı bulunduğu yerden almaktadır. Bu nedenle hırsızlık suçunda korunan hukuki yarar, zilyetlik hakları iken, yağmada zilyetlik haklarının yanında, aynı zamanda kişi özgürlüğü de korunmaktadır. Hırsızlık amacıyla malın alınmasından ve mağdurun bu eşya üzerindeki hâkimiyetinin sona ermesinden sonra gerçekleşen cebir veya tehdit, hırsızlık suçunun yanında kasten yaralama veya tehdit suçunu da oluşturacaktır. Yağma suçu, hırsızlığın zor kullanılmak suretiyle gerçekleştirilme halidir. Cebir veya tehdit, ''yaşam ..., vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı ...'' şeklindeki hukuki değerlere yönelik olmalıdır. Yağma icrai kuvvetle işlenebilen bir suç tipidir. Kullanılan cebir ve tehdidin, kişinin malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamasına elverişli olması gerekir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 148/3. maddesindeki mağdurun herhangi bir vasıta ile kendisini bilemeyecek ve savunamayacak ... getirilmesi nedeniyle yağma suçundan hüküm kurulabilmesi için özel olarak kullanılan bir vasıta ile kişinin kendisini bilemeyecek ve savunamayacak ... getirilmesi gerekmektedir. Mağdurun herhangi bir vasıta ile kendini savunamayacak ... getirilmesi halinde yağmada cebir sayılacağı hususunda 5237 sayılı Yasa'nın 148/3. maddesindeki açık düzenleme karşısında tereddüt yoktur. Burada aranan yani kanunen cebir karinesi sayılan hal, bir kişiye cebir (5237 sayılı Kanun 108. maddede sayılan) veya tehdit (5237 sayılı Kanun 148/1. maddesinde sayılan) kullanmadan bunların dışında bir araçla kendisini savunamayacak, kendini bilemeyecek duruma sokarak, iradesini kontrolünü engelleme ve malının alınmasına karşı koyamama veya geri alınmasını engelleyememesini sağlanarak malın alınmasıdır. Kişiyi hipnoz etme, yiyecek veya içeceklerine ilaç katarak uyutma, veya hissettirmeden alkol veya uyuşturucu vererek şarhoş etme vs. ile kendini savunamayacak ... getirmeye örnek olarak verilebilir. Cebir karinesinin uygulanabilmesi için failin, mağduru bu duruma koyması gerekir. Failin iradi hiçbir hareketi olmadan mağdur zaten kendisinden kaynaklanan bir nedenle kendisini savunamayacak ... gelmiş veya o halde ise, fail onun bu durumundan istifade ederek mağdura başka cebir veya tehdit kullanmadan mallarını alırsa artık cebir karinesi uygulanamayacaktır. Eylem yağma değil eşyanın alınma yerine ve şekline göre nitelikli hırsızlık (5237 sayılı Kanun 142/2-a, 142/2-b) suçunu oluşturacaktır. (Benzer görüşler için bkz. Centel/.../Çakmut kişilere karşı suçlar age s 390-391) Anılan açıklamalar ışığında somut olayımıza gelince; mağdurun sanıklar ... ve diğer sanık ... ile cezaevinden arkadaş oldukları, şikâyetçinin sanık ile Ankara'da buluştuğu, buluştuktan bir gün sonra hesabındaki 100.000,00 TL'yi 200,00 TL'lik banknotlar halinde nakit olarak çekip yanına aldığı, birkaç gün sonra diğer sanık ...'in arayarak ortak arkadaş olan müşteki ve sanığı kendi ilçesine davet ettiği, masrafları karşılayarak burada 2 gece kaldıkları, mağdurun uyuşturucu bağımlısı olduğu ve ...'ın uyuşturucuyu ayarladığı ve diğer sanık yabancı uyruklu Nurgazyeva ile tanıştırdığı ve bu görüşmelerde cinsel ilişkiye de girerek karı koca gibi takıldıkları, bu süre zarfında mağdur ve sanıkların birlikte metanfetamin, kokain ve bonzai kullandıkları, Sapanca'ya geçerek tekne gezisinde yine uyuşturucu kullandıkları, daha sonra konaklamak için ...'ın arkadaşı olan avukat ...'nın ayarladığı eve yerleştikleri, bol miktarda farklı çeşitlerde uyuşturucu kullanımından sonra kötü hissederek uyumak için odaya çekilip yattığı, bu sırada yanında bulunan banknotları kilodunun içine koyduğu, bir kısmını sol arka cebine koyduğu, uyandığında pantolonunda kesikler olduğu ve parasının alındığını anladığı, evin salonunda sanıklar ... ve ...'ı gördüğü, birlikte olduğu sanık ...'nın evden gittiğini anladığı, cep telefonu internet şubeden yaptığı kontrolde de 100.000,00 TL'sinin havale yapıldığını gördüğü, banka şifresini telefonu açarken ... gördüğünden bilerek telefonuna girildiğini anladığı, sanık ... kollukta alınan ifadesinde, 3-4 gün önce ... ile tanıştırıldığını, onun kendisine 'senin paraya ihtiyacın yok mu güzel bir iş var, bir adam var bok gibi parası var, ancak sen vicdan yapma, bunun parasını alacağız, bu adam işadamı değil bu da gayri meşrudan para kazanıyor, bize yardımcı ol, sende paranı al' dediğini söylediği, Kırgızistanda bakmakla yükümlü olduğu çocuğu bulunduğu ve paraya çok ihtiyacı bulunduğundan tamam dediğini, kendisinin mağdur ile tanıştırıldığını ve sevgili gibi davranmasının istenildiğini, aynı zamanda mağdurun yanında çok uyuşturucu madde de olduğunu, kokain ve taş denilen maddeden çok içtiğini beyan ettiği, olay günü de hep beraber alkol alıp kokain içtiklerini, mağdurun kafası güzel olduktan sonra bir odaya geçip yattığını, uyuduktan sonra sanık ile ...'ın onun yattığı odaya girip çıktıklarını, cep telefonunu alarak bir şeyler yaptıklarını, masanın üzerindeki paradan 2.000,00 TL ve ardından biraz daha parayı kendisine verdiklerini, çocuğuna gönderirsin dediklerini... şeklinde gelişen olayda mağdur ve sanıkların birlikte günlerce gezip eğlendikleri, yapılan masrafları da mağdurun kendi rızasıyla karşıladığı, uzun süredir uyuşturucu bağımlısı olduğunu ilk beyanında dile getiren mağdurun ne miktarda uyuşturucu kullandığını bilebileceği, sanıkların bilincini kaybetmesi yönünde miktar olarak fazla madde vererek onu etkisiz ... getirdiklerine dair delil bulunmadığı, sanık ...'nın da anlatımıyla sanıkların her ne kadar eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ettikleri sabit ise de dosya içinde mevcut olan iddia, savunma ve deliller ele alındığında; mağdurun parasının sanıklar tarafından alınmak istediği konusunda herhangi bir tereddüt yok ise de mağdurun sanıkları kendisinin ayarladığı, kullandıkları uyuşturucu vb maddelerin mağdur tarafından temin edildiği, mağdurun sanıklarla birlikte olduğu yaklaşık iki üç gün boyunca birlikte gezdikleri alkol ve uyuşturucu aldıkları, sanık ... ile cinsel birliktelik yaşadığı bu dönem içerisinde mağdurun parasının alınmasına yönelik herhangi bir darp veya cebir bulunmadığı, mağdurun tamamen kendi rızası ile aldığı uyuşturucu ve alkolün etkisiyle uyuduğu, bu uyumanın 5237 sayılı Kanun'un 148/3. fıkrasında sayılan hal kapsamında kalmayacağı, sanıkların mağduru etkisiz ... getirmeye yönelik herhangi bir vasıta kullanmadıkları, mağdurun tamamen kendi iradesi ile ve kendi temin ettiği uyuşturucu ve alkolü alması nedeniyle uyuduğu sanıkların bu uyumadan istifade ederek paraları aldığı bunun cebir sayılamayacağı, cebir olmadan ... dışı almanın hırsızlık suçunu oluşturacağı açıktır. Mağdur uyurken üzerinde bulunan paraların alınmasının 142/2-b, ve alınan cüzdanı ile banka hesabından para havalesinin şifreyi kırarak yapmışlarsa 142/2-e, yoksa 141 kapsamında kalacağı ancak aynı mağdura aynı eylemin aynı zamanda gerçekleştirilmesi nedeniyle tek bir hırsızlık suçunu oluşturacağı ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 245/1. maddesininde oluşabileceği gözetilmeden yağma suçu bakımından suç vasfında ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarına yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Sakarya 4. Ağır Ceza Mahkemesine, kararımızın bir örneğinin de Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.