Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/1380 E. , 2025/1253 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/350 E., 2023/331 K. KATILANLAR: ..., ... , ..., SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, suç örgütüne yardım etme, nitelikli yağma, t
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/1380 E. , 2025/1253 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/350 E., 2023/331 K. KATILANLAR: ..., ... , ..., SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, suç örgütüne yardım etme, nitelikli yağma, tefecilik, alacağın tahsili amacıyla birden fazla kişi ile birlikte tehdit HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, Beraat Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanıklar ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: Her ne kadar Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen karar sayılı kararı ile ... hakkında mahkûmiyet kararı verilmişse de şahsın yargılama sırasında müşteki sıfatıyla yer aldığı, şahıs hakkında açılmış herhangi bir davanın bulunmamasına rağmen hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi yok hükmünde kabul edildiğinden, maddi hatanın mahallinde düzeltilmesi olanaklı görülmüştür. I. O yer Cumhuriyet savcısının beraat ve mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; O yer Cumhuriyet savcısının yüzüne karşı 25.09.2023 tarihinde tefhim edilen hükmü 1412 sayılı Kanun'un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 9.10.2023 tarihinde temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında; o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince oy çokluğuyla tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE, II. Sanıklar ... hakkında suç örgütü kurma ve yönetme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne; sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ... Ayçekene yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine (1.olay); sanıklar ... ve ...'in mağdur ...'a yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine (9.olay); sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ...'a yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine (12.olay) yönelik yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanıklar müdafileri ile sanık ...'ın temyiz istemleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, III. Sanıklar ... ve ... müdafilerinin beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanıklar müdafilerininin temyiz itirazının yalnızca vekalet ücreti yönünden olduğu anlaşılmakla, bu hususa hasreten yapılan incelemede; Kendilerini farklı vekillerle temsil ettiren ve beraat eden sanıklar lehine avukatlık asgari ücret tarifesine göre ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, eşit olarak verilmesine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, açıklanan nedenle hükümlerin tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi delaletiyle 1412 sayılı Kanun'un 322 nci maddesi uyarınca, "sanıklar ... ve ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenen 29.800,00 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanıklara ayrı ayrı verilmesi" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, IV. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suç örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suç örgütüne yardım etme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine; sanıklar ..., ..., ... ve sanık ... hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine (5.olay); sanıklar ..., ... ve ... hakkında alacağın tahsili amacıyla birden fazla kişi ile birlikte tehdit suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine (5.olay)yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanıklara yüklenen5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 220/2, 220/7. maddelerinde düzenlenen suç örgütüne üye olma ve suç örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etme suçlarının; 106/2-c-d maddelerinde düzenlenen tehdit ve 5237 sayılı Kanun'un 241/1 de düzenlenen tefecilik suçlarının gerektirdiği cezaların alt ve üst sınırlarına göre, aynı Kanun’un 66/1-e, 67/4. maddelerinde öngörülen 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin ilk mahkûmiyet tarihi olan 28.05.2013 ile ikinci mahkûmiyet tarihi olan 25.09.2023 arasında dolduğu, sanıklar hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hükümler kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ......, ..., ..., ..., ... ve ... müdafileri ile sanıklar ..., ..., ... ve ...'un temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Kanun’un 322 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, V. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında mağdur ......na yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine (2.olay); sanık ... Canpolat hakkında mağdurlar ... ve ...'a yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri (1.olay ve 9.olay) ve suç örgütü kurma ve yönetme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a- Sanıklar ..., ... ve ... hakkında mağdur ...na yönelik (2.olay) nitelikli yağma suçundan kurulan hükümler yönünden; sanık ... Rahim Ulucaya yüklenen 5237 sayılı Kanun'un 149/1-c-d-f-g maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alındığında aleyhe bozmaya karşı müdafii huzurunda savunması alınarak karar verilmesi gerekirken, müdafiisi bulunmaksızın savunmasının alınması ve müdafiinin yokluğunda karar verilmesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 188/1 ve 289/1-e maddeleri uyarınca sanığın savunma hakkının kısıtlanması, b- Sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümler ile suç örgütü kurma ve yönetme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü yönünden; Ulusal Yargı Ağı Projesi ortamından alınan nüfus kayıt örneğine göre sanığın hükümden sonra 09.08.2024 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu husus araştırılarak sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesi gereğince düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafileri ile sanık ...'ın temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, (2.olay yönünden ve sanık ... hakkında kurulan hükümler yönünden diğer yönleri incelenmeyen) hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle ayrı ayrı BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 05.02.2025 tarihinde karar verildi. (Muhalif) MUHALEFET ŞERHİ Uyuşmazlık konusu; 6723 sayılı Kanun ile değişik 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden önce ilk derece mahkemelerinden verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK'un 305 ile 326. maddelerindeki temyiz hükümlerinin uygulanması gerektiği, anılan Kanunun 310. maddesi uyarınca bir haftalık temyiz süresinin mi yoksa 7035 sayılı Kanunun 21. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 291. maddesinin mi uygulanacağı yönündedir. Esasen karar tarihi İstinaf mahkemeleri faliyete geçmeden önce verilen ve Yargıtay incelemesinden bozulmak suretiyle geçen dosyalarda yeniden verilen kararlarda uygulanacak temyiz süresi konusunda çoğunluk oluşturan üyeler ile görüş ayrılığı bulunmaktadır. 1412 sayılı CMUK'nın "Temyiz Talebi ve Süresi" başlıklı 310. maddesi uyarınca; "Temyiz talebi, hükmün tefhiminden bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine yapılacak beyanla olur. Beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hakime tasdik ettirilir. Hükmün tefhimi sanığın yokluğunda olmuşsa bu süre tebliğ tarihinden başlar.” CMK’nın “Temyiz İstemi ve Süresi” başlıklı 291. maddesi uyarınca; “(1)Temyiz istemi, hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün (05.08.2017 tarihli RG’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 SK ile ‘yedi’ ibaresi ‘on beş’ olarak değiştirilmiştir) içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime imzalattırılır. (2) Hüküm, temyiz yoluna başvurma hakkında bulunanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar.” CMK’nın “Adlî Tatil” başlıklı 331. maddesinin 4. fıkrası uyarınca; “(4)Adlî tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.” 05.08.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; “Bu Kanunla, 5271 sayılı Kanunun 291 inci maddesi ile ... temyiz sürelerine ilişkin olarak yapılan değişiklikler, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır.” 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8(1). maddesi uyarınca, “Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkileri hakkında Kanunun geçici 2'nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye (-01.07.2016 tarihli 6723 sayılı Kanundan değişikliği öncesinde fıkra metninde: "Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar" ibâresi mevcuttu-) kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322'nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326'ncı maddeleri uygulanır.” (Bölge Adliye Mahkemeleri 20.07.2016 tarihinde faaliyete başlamıştır.) 1412 sayılı CMUK'nın 310/1. maddesi uyarınca, temyiz süresi bir haftadır. Karar sanık veya katılanın yokluğunda verilmişse süre tebliğden itibaren işlemeye başlar. Görüşümüze gelince; Kanun yoluna başvurma hakkı, AİHS, Anayasa ve kanunlarımız ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün, adil yargılanma hakkı ile iddia ve savunma haklarının en önemli alt başlıklarından biridir. Bu hak, aynı zamanda erişim hakkının en önemli alt başlıklarından birini oluşturmaktadır. Bu hakkın yaygın ve etkili bir biçimde kullanılabilmesi için herkes tarafından kolayca anlaşılabilecek basit ve yalın yöntemler belirlenmeli ve sürelerin de mümkün olduğunca yeknesak olması görüşü benimsenmelidir. Ceza Muhakemesinde “Derhal yürürlük ilkesi” geçerlidir. 7035 sayılı Kanunla temyiz süresi yedi günden on beş güne çıkartılmıştır ve sanık lehinedir. Kaldı ki, sonradan yürürlüğe giren kanun önceden yürürlükte olan kanunu zımnen ilga edebilir. Bir kısım kararlar yönünden yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nın 310. maddesi 7035 sayılı Kanunla zımnen ilga edilmiştir. Kanun koyucu zikredilen hak ve özgürlükler ile “Silahların Eşitliği” ilkesinin gereği olarak, 5271 sayılı CMK ile savcı yani iddia makamı da dahil olmak üzere, temyize hakkı olan herkese, eşit bir temyiz süresi belirlemiştir: 7035 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 05.08.2017 tarihine kadar bu süre bir hafta(yedi gün), bu tarihten itibaren ise; on beş(15) gündür. 7035 sayılı Kanun değişikliğinden önce taraflar açısından öngörülen temyiz süresi 1412 sayılı CMUK m. 310/1 ve 5271 sayılı CMK m. 291'de ifade edilen kavram farklı olsa da bir hafta, yani yedi gündür. 6723 sayılı Kanun ile değişik 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden önce ilk derece mahkemelerinden verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK'un 305 ile 326. maddelerindeki temyiz hükümlerinin uygulanması gerektiği, anılan Kanunun 310. maddesi uyarınca bir haftalık temyiz süresinin geçerli olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak 05.08.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanunun 21. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 291. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen ve bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı yedi (7) gün olarak öngörülen temyiz süresinin on beş (15) gün olarak değiştirildiği, 5271 sayılı CMK’ya eklenen geçici 1. madde hükmüne göre de, 05.08.2017 ve sonrasında verilen (ilk derece ve istinaf ayırımı yapılmaksızın bütün) kararlar hakkında yeni temyiz sürelerinin uygulanması gerektiğinin belirtildiği, Usul hükümlerinde derhal yürürlük ilkesinin geçerli olması evrensel bir kuraldır. Bu nedenle temyiz süresinin 7 günden 15 güne çıkaran usul hükümleri değişiklğinin derhal uygulanması gerekeceği açıktır. Bu ilke uyarınca değişiklik aleyhe olsa bile yürürlüğe girdiği günden itibaren bütün vakıalarda uygulanması gerektiği, kaldı ki değişikliğin sanık lehine bir değişiklik olduğu, esasen yürürlükten kaldırılmakla birlikte 5320 sayılı Kanunun’un 8. maddesi dolayısıyla bir kısım kararlar yönünden yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesi hükmünün bu değişiklikler karşısında “zımnen ilga” edildiğinin kabul edilmesi gerektiği düşüncelerinden hareketle temyiz süresinin on beş (15) gün olduğu belirlendiği, Uygulamada bazı duraksamalar olabileceğine ilişkin komisyon tartışmalarından yola çıkan Kanun koyucu yürürlükten kaldırmış olduğu 1412 Sayılı CMUK’nın bazı hükümlerinin karar kesinleşinceye kadar yürürlükte olmasının bazı uygulayıcılarda kavram kargaşasına neden olmasının önüne geçmek tereddütleri ortadan kaldırmak amacıyla 7035 sayılı Kanun'a eklenen geçici birinci maddesiyle; 5271 sayılı CMK'nın 291. maddesinde yapılan değişiklikler “Bu (7035) Kanunun yürürlüğe girdiği tarih ve sonrasında verilen kararlara uygulanır" şeklinde çok açık bir düzenleme yapmıştır. Söz konusu düzenleme ile suç tarihine veya ilk karar tarihine göre değil son kararın verildiği tarihe göre temyiz süresinin uygulanması gerektiğini düşünerek özel düzenleme yapmıştır. Üstelik doğrudan ya da istinaf sonrası ayrımı yapmaksızın bütün kararların yeni temyiz süresine, yani on beş (15) günlük temyiz süresine tabi olduğu açıkça vurgulanması karşısında; 25/09/2023 tarihinde usulüne uygun şekilde Cumhuriyet Savcısına tefhim edilen hükmün 09/10/2023 tarihli dilekçe ile 5271 sayılı CMK'un 291. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal sürede içerisinde temyiz edilmesi nedeniyle, Cumhuriyet Savcısının temyizi içinişin esasına girilip esastan inceleme yapılması gerekirken “red” kararı veren çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.