İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/2143 Karar: 2026/1870 Tarih: 2026

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/2143 K.2026/1870

6. Ceza Dairesi 2024/2143 E. , 2026/1870 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1765 E., 2024/53 K. SUÇ : Yağma HÜKÜM : İstinaf isteminin esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/2143 E. , 2026/1870 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1765 E., 2024/53 K. SUÇ : Yağma HÜKÜM : İstinaf isteminin esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/2143 E. , 2026/1870 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1765 E., 2024/53 K. SUÇ : Yağma HÜKÜM : İstinaf isteminin esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin bozma kararı üzerine sanık hakkında İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.05.2023 tarihli 2023/11 Esas ve 2023/175 Karar sayılı kararı ile nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c-d ve 62. maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında cezanın infazında 1 yıl 8 ay hapis cezasının dikkate alınmasına ve buna göre infazın yapılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsubuna karar verilmiştir. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 09.01.2024 tarihli 2023/1765 Esas ve 2024/53 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında sanık müdafiinin istinaf talebinin "Yargılama giderleri ile ilgili olarak, 5271 sayılı CMK'nun 324. maddesinin 2. fıkrasının "Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.” şeklindeki açık hükmü ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 26/05/1935 gün ve 111/7 sayılı kararındaki "Yargılama giderleri hükmün tamamlayıcı parçası olduğundan ilamlarda açıklanmalı, kime yükletileceği belirtilmedir" ve yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 02/05/1966 gün ve 4/3 sayılı kararındaki "Tefhim edilmekle hükmün esasını oluşturan kısa kararda yargılama giderinin miktarı ve kime ne miktarda yükleteceği belirtilerek, sanığın yükümlülüğü öğrenmesinin sağlanması ve bu sayede sanığın yargılama giderlerine karşı temyiz davası açıp açmama hususunda karar verme olanağı tanınması gerekir” şeklindeki açıklamalar karşısında, hükmün esasını oluşturan kısa kararda, sanığın yükümlülüğünü öğrenmesi ve buna göre yargılama giderleri yönünden istinaf yoluna başvurup başvurmayacağı hususunda karar vermesine imkan tanımak için, yargılama giderlerinin kime yükleneceğinin ve bu yükümlülüğün ne miktar olacağının belirtilmesi gerektiği ancak ilk derece mahkemesince kısa kararda "Yargılama için yapılan (............)TL giderin sanıktan alınarak hazineye gelir yazılmasına," denilerek, yargılama giderleri ile ilgili miktar açıklanmadan hüküm kurulması, bilahare gerekçeli kararda yargılama giderlerinin dökümü yapılarak belirtilmesi eleştiri nedeni yapılmıştır. İlk derece mahkemesinin kararında eleştiri dışında usule veya esasa ilişkin her hangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE," dair karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Suçun unsurları itibarıyla oluşmadığına, suçun niteliğinin tayininde yanılgıya düşüldüğüne, kanıtların mahkûmiyet kararı verilmesine elverişli olmadığına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Bozma öncesi sanık hakkındaki sonuç ceza miktarı ile ilgili kazanılmış hakkının korunmasına karar verilmesi gerekirken "sanık hakkında cezanın infazında 1 yıl 8 ay hapis cezasının dikkate alınmasına ve buna göre infazın yapılmasına" karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş, bu aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/05/2023 tarihli 2023/11 Esas ve 2023/175 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2-4. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediği ve aynı Kanun'un 303/1. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından "sanık hakkında cezanın infazında 1 yıl 8 ay hapis cezasının dikkate alınmasına ve buna göre infazın yapılmasına" ifadesinin çıkartılarak yerine " 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesi uyarınca sanığın önceki hükümden kaynaklanan kazanılmış hakkı nedeniyle 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına" ibaresi eklenmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan kararın, Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 26.02.2026 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanık, nitelikli yağma suçundan TCK 149/1-c-d ve 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmış; bozma üzerine kurulan hükümde ilk derece mahkemesi 'cezanın infazında 1 yıl 8 ay hapis cezasının dikkate alınmasına' şeklinde bir ibare kullanmıştır. Uyuşmazlık, bozma öncesi sonuç cezaya ilişkin kazanılmış hakkın hüküm fıkrasında doğru biçimde yansıtılıp yansıtılmadığı noktasında toplanmıştır.

Hukuki İlke: Bozmadan önce belirlenen sonuç ceza miktarı yönünden sanık lehine oluşan kazanılmış hak korunmalıdır; bu hakkın 'infazda dikkate alma' biçiminde değil, doğrudan mahkûmiyet fıkrasında CMK 283 uyarınca gösterilmesi gerekir. Yargılama giderlerinin kime yükletileceğinin kısa kararda gösterilmesi zorunluluğuna ilişkin CMK 324/2 ve metinde anılan 26.05.1935 gün 111/7 ile 02.05.1966 gün 4/3 sayılı İçtihadı Birleştirme kararları eleştiri konusu yapılmış, ancak hüküm bu yönüyle esasa etkili görülmemiştir.

Uygulama Sonucu: CMK 302/2-4 ve 303/1 uyarınca hüküm bozulmakla birlikte, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kazanılmış hakka ilişkin ibare düzeltilmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONAMAYA karar verilmiştir.

Dava Strateji Notu: Bozmadan sonra yeniden kurulan hükümlerde, müvekkil lehine oluşan kazanılmış hakkın 'infazda dikkate alınır' gibi belirsiz ifadelerle değil, açıkça sonuç ceza olarak hüküm fıkrasına yazılması sağlanmalıdır; aksi hâlde infaz aşamasında hak kaybı doğabileceğinden, bu tür ibareler temyiz sebebi yapılmalıdır.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla