İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/2300 Karar: 2025/8572 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/2300 K.2025/8572

6. Ceza Dairesi 2024/2300 E. , 2025/8572 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/127 E., 2024/58 K. SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin h

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/2300 E. , 2025/8572 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/127 E., 2024/58 K. SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin h

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/2300 E. , 2025/8572 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/127 E., 2024/58 K. SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir. Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ıspatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şekli gerçeklik hakimdir. Daha ziyada iddia ve ıspata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulunde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa Cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar idda etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ıspat şartı aranmamaktadır. Dosyaya yansıyan ifadeler ve delillere göre taraflar arasında hukuki bir ilişki ve alacak-borç miktarı konusunda bir tartışmanın varlığı anlaşılmaktadır. Bu durum bile hukuki ilişkiden doğan alacağın kabulü için yeterli olabilir. Bu kabulde sadece şikâyetçinin "borcum yok" demesi de tek başına yeterli olmayacaktır. Şikâyetçi herhangi bir borcum yoktur dese bile dinlenen tanıklar, yazışmalar vs ile sanıklar ile şikâyetçi arasında hukuki bir ilişki olduğunu ve bu ilişki nedeniyle bir araya gelip hesap yaptıklarını anlaşamadıklarını vs gösterir nitelikte ise şikâyetçinin borcum yok demesine itibar edilmeyip hukuki ilişkinin varlığı kabul edilmelidir. Ayrıca şüpheden sanık yararlanır kuralı ceza yargılamasının en temel kurallarındandır. Yargıtayda yıllardır istikrarlı şekilde bu durumu uygulamaktadır. Hukuki ilişkinin ve borcun varlığı konusunda gerçekten şüpheli bir durum ortaya çıkmış ise şikayetçi yok dese bile sanık lehine yorumlamak uygun olacaktır. Kısaca özetlersek taraflar arasında soyut ve kendini kurtarmaya yönelik hukuki alacağı isteme iddiasını aşan boyutta bir hukuki ilişki olduğu anlaşılabiliyorsa bunun ispatı hukuki kaidelerine göre ayrıca değerlendirilecektir. Ancak dosyaya yansıyan tüm verilere göre ciddi şekilde ortaklık ve alacak iddiası olduğu, kuru bir iddianın ötesinde ise sanığın eyleminin sabit görülmesi halinde 5237 sayılı Yasa'nın 150/1. maddesinde düzenlenen alacağının tahsil amacıyla cebir tehdit hükmünün uygulanması gerekir. Burda bir hukuk mahkemesi gibi ıspat şartı aranmamalıdır. Bu genel anlatımdan sonra oluş ve dosya içeriğine göre; sanığın katılanlar, mağdur ve müştekiden otopark ücreti istediği, bıçak göstermek suretiyle "para vermezseniz hepinizin gırtlağını deşerim, lastiklerinizi patlatırım" dediği anlaşılmıştır. Her ne kadar katılanlar, şikayetçi ve mağdur tarafından soruşturma aşamasında aracın park edildiği yerin büyükelçilik veya konsolosluk önü olduğu beyan edilmiş ise de, kovuşturma aşamasında mağdur ..., şikayetçi ... ve tanık ...’un konsolosluğun karşısında bulunan alanda olayın meydana geldiğini ifade ettikleri, sanığın da tüm aşamalarda sivil otobüsün otoparka geldiğini beyan ettiği, olayın akabinde başka bir polis ekibinin çağrıldığı, olay yerine gelen polis ekibince düzenlenen tutanakta .... Caddesi ... Taksi Durağı yanındaki otoparkta bıçaklı kavga olduğu yönünde anons yapıldığı, başkomiser ... ile yapılan görüşmede katılan ...'nin araçlarını .... Büyükelçiliği karşısında bulunan otoparka park ettiklerini beyan ettiğinin belirtildiği, ... Taksi Durağı çalışanı tanık ...’nın sanığın taksi durağının yanındaki büyükşehir belediyesine ait otoparkta yaklaşık 15 gün çalıştığını beyan ettiği, tanık ...’nin ise sanığın abisine ve ortaklarına ait olan ...’nin altındaki otoparkta çalıştığını, söz konusu otoparkın yasal izinlerinin bulunduğunu ve fiş kesildiğini ifade ettiği anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamı itibarıyla sivil aracın park edildiği yerin otopark işletmesine ait olduğu, sanığın da bu otoparkta çalışan kişi konumunda bulunduğu, sanığın özgülediği kastın park ücretinin tahsiline yönelik olduğu, park ücretinin ise hukuki alacak niteliğinde bulunduğu dikkate alındığında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 150/1. maddesi uyarınca hukuki alacağın tahsili amacıyla silahla tehdit suçundan hüküm kurulması gerekirken nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Kabule göre de; Sanığın kastını katılanlardan, mağdurdan ve müştekiden zorla almak istediği park ücretine özgülediği olayda, suç tarihi itibarıyla otoparkta geçerli bir park ücreti tarifesinin bulunup bulunmadığı, bulunması halinde park ücretinin paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşullarıyla birlikte değerlendirilerek, sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan hüküm kurulması sırasında değer azlığı nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 150/2. maddesinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığı tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle ve değişik gerekçe ile Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla