İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/2644 Karar: 2025/1772 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/2644 K.2025/1772

6. Ceza Dairesi 2024/2644 E. , 2025/1772 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/367 E., 2019/386 K. SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : ... SUÇ : Birden fazla kişi tarafından birlikte yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 5271 say

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/2644 E. , 2025/1772 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/367 E., 2019/386 K. SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : ... SUÇ : Birden fazla kişi tarafından birlikte yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 5271 say

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/2644 E. , 2025/1772 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/367 E., 2019/386 K. SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : ... SUÇ : Birden fazla kişi tarafından birlikte yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288 inci maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun’un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun’un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler ile resen incelenmesi gereken konular yönünden yapılan incelemede: Diğer temyiz itirazları yerinde görülememiştir. Ancak; Hukuki teklik ile fiili (doğal) teklik kavramları birbirinden farklıdır. Hukuki teklikte sanığın planladığı eylemin tek olarak kabul edilmesidir. Fiili (doğal) teklik ise yapılan bedensel hareketin tekliğini ifade etmektedir. Hukuki teklikte eylem sayısı fazla olabilir, ancak sanığın planladığı, kurguladığı eylemi gerçekleştirirken yaptığı tüm hareketler tek kabul etmek gerekmektedir. Ceza Genel Kurulu'nun (CGK) önüne gelen bir olayda “hukuki teklik”, ”doğal (fiili) teklik” karşılaştırması yapmış ve kanunumuzun hukuki tekliği “aradığını belirtmiş ve birden çok mağdura karşı zincirleme suç hükümlerinin uygulama şartlarını belirlemiş ve hukuki tekliği uygulama şartı olarak kabul etmiştir.” Söz konusu CGK 2018/13-247 Esas, 2020/494 Karar sayılı ilamı; "...öğretide aynı neviden ... içtima olarak tanımlanan 5237 Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının da değerlendirilmesi gerekmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." hükmünü içermekte olup zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden ... içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun'un 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür. Uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi bakımından Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “tek bir fiil” ifadesi ile kast edilen hususun ne olduğunun irdelenmesi gerekmektedir. Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedensel eylem ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de, hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür. Diğer bir anlatımla, doğal anlamda fiilin tek olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin tek olduğu söylenebilirse de, doğal anlamda fiilin çok olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin çok olduğu her zaman söylenemeyecektir. Bazen bir hareketler kümesi, hukuki açıdan tek bir fiil olarak kabul edilecektir. Bu hâlde suç tipinin birden fazla hareketle ihlâl edilebilir olması hareketin hukuken tekliğini etkilemeyecek, doğal hareketler hukuken tek kabul edilecektir. Buna göre Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “tek bir fiil” ifadesi ile kastedilen fiil ya da hareketin doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olmasıdır. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuksal anlamdaki “tek bir fiili” oluşturmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yukarıda sözü edilen içtihadına konu olayda: ilk derece mahkemesince, sanık tarafından 21 gün arayla gerçekleştirilen iki ayrı yağma fiilinden dolayı, iki kez nitelikli yağma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş olup, suç ve cezada orantılılık ile hakkaniyet ilkeleri uyarınca, ağır ve orantısız cezalara hükmedilmesinin önüne geçilmek istenmiş ve özgüleme nedeniyle tek bir nitelikli yağma suçundan mahkûmiyete hükmedilmesiyle yetinilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Böylelikle, yağma suçlarında özgüleme halinde “hukuki anlamda fiilin tekliği" kavramı ve kapsamı daha geniş yorumlanmıştır. Kanun koyucunun düzenlemesi nedeniyle yağma suçlarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı açıktır. Ancak doğrudan zincirleme şeklinde değilde başlangıçtan itibaren aynı malvarlığına yönelen ve kısaca "özgüleme" denilen durumlarda uygulamada mağdur sayısınca suçun oluşmayacağı hukuki manada teklik dolayısıyla tek bir yağmadan hüküm kurulması gerekeceği Yargıtay uygulamalarında kabul edilmektedir. Mesela; Ceza Genel Kurulu'nun 2011/6-332 Esas, 2012/21 Karar; "... Sanığın, mağdur Ş.’den istediği parayı getirmesi için mağdur C.’yi yanında alıkoyarak hürriyetini kısıtlaması, mağdur Ş.’nin istenen parayı mağdur C.’nin eşinden olayı anlatmadan alarak getirmesi, sanığın istediği paranın eksik kalan kısmı için mağdur Ş.’ye yönelik "kalan 500 Lirayı Cuma gününe kadar bul" şeklinde tehditte bulunması da sanığın eylemlerinin bütününün tek bir yağma suçunu oluşturduğu kabulünü değiştirmeyecektir. Bu nedenle olayın gelişimi, sanığın eylemlerinin Ş.’den belirli miktardaki parayı yağmalamaya yöneldiği ve sanığın kastı göz önüne alınmaksızın, mağdur Ş.’ye karşı yağma suçunu işlemek amacıyla mağdur C.’ye karşı gerçekleştirilen ve bu mağdurun malvarlığına yönelmeyen fiillerden hareketle, iki ayrı yağma suçunun oluştuğunu kabul eden yerel mahkeme direnme hükmü isabetsizdir. Bu itibarla, sanığın eylemi tek bir nitelikli yağma suçunu oluşturacağı, sanığın, mağdur Ş.’den istediği parayı getirmesi için mağdur C.’yi yanında alıkoyarak hürriyetini kısıtlaması, mağdur Ş.’nin istenen parayı mağdur C.’nin eşinden olayı anlatmadan alarak getirmesi, sanığın istediği paranın eksik kalan kısmı için mağdur Ş.’ye yönelik "kalan 500 Lirayı Cuma gününe kadar bul" şeklinde tehditte bulunması da sanığın eylemlerinin bütününün tek bir yağma suçunu oluşturduğu kabulünü değiştirmeyecektir. Bu nedenle olayın gelişimi, sanığın eylemlerinin Ş.’den belirli miktardaki parayı yağmalamaya yöneldiği ve sanığın kastı göz önüne alınmaksızın, mağdur Ş.’ye karşı yağma suçunu işlemek amacıyla mağdur C.’ye karşı gerçekleştirilen ve bu mağdurun malvarlığına yönelmeyen fiillerden hareketle, iki ayrı yağma suçunun oluştuğunu kabul eden yerel mahkeme direnme hükmü isabetsizdir. Bu itibarla, sanığın eylemi tek bir nitelikli yağma suçunu oluşturduğundan, yerel mahkeme direnme kararı isabetsiz olup, bozulmasına karar verilmelidir..."; 6. Ceza Dairesi 2021/16540 Esas, 2022/5911 Karar; ".., sanığın suç işleme kasıt ve iradesinin aynı malvarlığına yönelik paraya özgülendiği, eylemlerinin tek bir tamamlanmış yağma suçunu oluşturduğu anlaşıldığından sanık hakkında tek nitelikli yağma suçundan hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından,..." Somut olayda ise; suç tüm dosya kapsamına göre; suça sürüklenen çocuk ve suç arkadaşının mağdura yönelik işledikleri yağma suçu sırasında mağdurdan cep telefonu, cüzdan ve içindeki 10,00 TL parayı aldıktan sonra mağdura "cep telefonu mu para mı " diyerek sordukları ve aldıkları yanıta göre cep telefonu ve cüzdanı geri verip 10,00 TL'yi kendilerinde tutarak olay yerinden ayrıldıkları ve fiillerinin de bu şekilde sonuçlandıklarının anlaşılması karşısında; suça sürüklenen çocuk ve suç arkadaşının eylemlerini sürdürürken mağdurdan alıp geri verdikleri eşyaların tamamının suçun konusunu oluşturmayacağı ve neticeden mağdurdan 10,00 TL parayı zorla almak suretiyle yağma suçunu işledikleri ve böylece suçun konusunun 10,00 TL olduğunun kabul edilmesi gerektiğinden; 1. Suça konun paranın miktarı ve satın alma gücü gözetildiğinde; suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/2. maddesinde tanımlı değer azlığı hükümlerinin uygulanmasının zorunluluğu, 2. Mağdur zararının kovuşturma aşamasında giderildiğinin anlaşılması karşısında; suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/3-2 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği, Bozmayı gerektimiş, suça sürüklenen çocuk ... ve müdafiinin temyiz istektekleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 18.01.2023 tarihli ve 2019/1734 Esas, 2023/47 Karar sayılı karının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 17.02.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla