Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/3443 E. , 2026/1658 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/511 E., 2024/535 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Esastan reddi ile onama TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; her ne kadar ilk derece mahkemesince sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen 27.1
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/3443 E. , 2026/1658 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/511 E., 2024/535 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Esastan reddi ile onama TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; her ne kadar ilk derece mahkemesince sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen 27.12.2022 tarihli beraat kararının, istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 14.09.2023 tarihli ve 2023/642 Esas, 2023/2553 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, anılan karara direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uyma zorunluluğu bulunan ilk derece mahkemesince verilen nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün aslında Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş bir karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, esas olarak Bölge Adliye Mahkemesince mahkumiyet kararı verilmesi gerekliliği nedeniyle bozma kararı verilemeyeceği, bu tür kararların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi gereken kararlardan olduğu, bu şekilde verilen kararların ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde esasen tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağının anlaşılması karşısında, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, nitelikli yağma suçundan ilk defa kurulan ve bölge adliye mahkemesince kurulacak olsaydı temyiz yolu açık olacak olan mahkûmiyet hükmünün de temyizi kabil olduğu belirlenerek: sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma Bölge Adliye Mahkemesi 14.09.2023 günlü bozma kararı öncesi yapılan yargılamada Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.12.2022 tarihli ve 2022/242 Esas, 2022/336 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçlarından mahkumiyet kararı verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 14.09.2023 tarihli ve 2023/642 Esas, 2023/2553 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvularının kabulü ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e maddesi uyarınca hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.11.2023 tarihli ve 2023/420 Esas, 2023/341 Karar sayılı karar ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-d,150/2,58 maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 09.02.2024 tarihli ve 2024/511 Esas, 2024/535 Karar sayılı kararı ile ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurıularının, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddi ile onanmasına dair karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, müvekkilinin pazarcılık mesleğini yaptığına, katılanın, domates kasalarını taşıması karşılığı emeğinin çok az altında bir ücret vermesi üzerine müvekkilinin hakkı olan 70,00TL ücret farkını katılandan aldığına, yalnızca tanık beyanına dayanılarak yağma suçundan ceza tayin edilemeyeceğine, müvekkiline iftirada bulunulduğuna, yargılamada çok yüzeysel, delil değeri olmayan anlatımların hükme esas alınarak usulsüz şekilde mahkûmiyet verildiğine ilişkindir. Sanığın Temyiz İstemi Özetle Savcılık savunmasını tekrar ettiğine, cezayı yerinde bulmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.12.2022 tarihli ve 2022/242 Esas, 2022/336 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet kararına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 14.09.2023 tarihli ve 2023/642 Esas, 2023/2553 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan ilk derece mahkemesince verilen ve 5 yılı aşmayan mahkumiyet hükmünün esastan reddine dair kararın 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve sanığın temyiz imkanının ortadan kaldırıldığı, oysa bölge adliye mahkemesince yasaya aykırı bozma ilamı yerine davanın yeniden görülmesine karar verilerek aynı mahkûmiyet hükmünün verilmesi durumunda 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d maddesi uyarınca verilen kararın temyizi kabil bir karar olacağı, görüldüğü üzere bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 14.09.2023 tarihli ve 2023/642 Esas, 2023/2553 Karar sayılı kararı sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen kararların hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Tekirdağ 7. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 23.02.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin nitelikli yağmadan verdiği mahkûmiyet, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince CMK 280/1-e uyarınca dosya üzerinden bozulmuş; ilk derece mahkemesi bozmaya uyarak yeniden mahkûmiyet kurmuş, bu hüküm de istinafta esastan reddedilerek onanmıştır. Temyizde sanık, olayın bir alacak-emek uyuşmazlığından kaynaklandığını ve beraat gerektiğini ileri sürmüştür.
Hukuki İlke: Karar, bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına ancak CMK 280/1-e ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan hâllerde karar verebileceğini; bu kapsam dışında dosya üzerinden verilen bozmanın, CMK 280/1-g gereği duruşma açılıp yeniden hüküm kurulması gerekirken sanığın temyiz hakkını (CMK 286/2-a, 286/2-d) ve Anayasa md. 36'daki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini benimser. Karar, kendi metninde Anayasa Mahkemesi'nin Ömer Oral [GK] B. No: 2023/33667, 9/1/2025 kararına ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.04.2025 tarih, 2024/6-490 E., 2025/197 K. sayılı kararına dayanmaktadır.
Uygulama Sonucu: İstinaf dairesinin kanuna aykırı bozma kararı ve buna dayalı sonraki kararların hukuki değerden yoksun olduğu gerekçesiyle hükmün bozulması (CMK 302/2, 304/2).
Dava Strateji Notu: İstinaf dairesinin CMK 280/1-e/f'de sayılmayan bir gerekçeyle, üstelik dosya üzerinden verdiği bozma kararı hükümsüzdür ve temyiz sebebi olarak öne sürülmelidir; bu husus AYM (Ömer Oral) ve YCGK (2024/6-490) içtihatlarıyla desteklenmektedir. Böyle bir usul aykırılığı, 5 yılı aşmayan cezalarda sanığın kaybolan temyiz hakkını geri kazandırır.