Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/3846 E. , 2025/12020 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1771 E., 2021/1851 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kasten yaralama, fuhuşa aracılık etmek, tehdit, hakaret HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak kurulan mahkûmiyet
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/3846 E. , 2025/12020 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1771 E., 2021/1851 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kasten yaralama, fuhuşa aracılık etmek, tehdit, hakaret HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak kurulan mahkûmiyet hükmü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Sanığa isnad edilen 5237 sayılı Kanunun 227/2. maddesinde düzenlenen fuhuşa aracılık etmek ve 86/1-3-e,87/3. maddelerinde düzenlenen kasten yaralama suçlarına ilişkin cezaların üst sınırı göz önüne alındığında temyiz edilebilir nitelikte olduğundan tebliğnamede bu suçlar yönünden red isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. Sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından kurulan hükümlerin kesin nitelikte bulunduğu, belirlenmiştir. Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. Sanık ... Hakkında Tehdit ve Hakaret Suçlarından Kurulan Hükümlerin Temyiz İncelemesinde; 5271 sayılı Kanun’un 286/2-d maddesinde yer verilen “…ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan ... ve ... Hizmetler Bakanlığı kurum vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE, II. Sanık ... Hakkında Fuhuşa Aracılık Etmek ve Kasten Yaralama Suçlarından Kurulan Hükümlerin Temyiz İncelemesinde; 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafii ve katılan kurum vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Oluş ve dosya içeriğine göre, kasten yaralama ve fuhuşa aracılık etmek suçlarının yasal unsurlarının oluştuğu ve sanık hakkında kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 24.06.2021 tarihli ve 2020/1771 Esas, 2021/1851 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan ... ve ... Hizmetler Bakanlığı vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 2 88... . maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, III. Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükmün Temyiz İncelemesinde; Diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, somut olayda, katılanın aşamalarda alınan ifadelerinde; olay gecesi sanığın cüzdanını zorla elinden aldığını ancak cüzdan içerisinden hiçbir şey almadan cüzdanı yere attığını belirtmesi karşısında olayın başından beri suçlamayı kabul etmeyen sanığın savunmasının aksine katılanın iddiasını destekler şekilde somut, inandırıcı ve mahkûmiyete yeter derecede kesin delillerin elde edilemediği, yine bu iddianın tanık beyanları ile de desteklenmediği, başka bir anlatımla sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak somut bir delilin bulunmadığı anlaşılmakla, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan beraati yerine, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 24.06.2021 tarihli ve 2020/1771 Esas, 2021/1851 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca takdiren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 03.12.2025 tarihinde karar verildi.