Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/4132 E. , 2024/12112 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2405 E., 2024/1888 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzeri
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/4132 E. , 2024/12112 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2405 E., 2024/1888 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. GEREKÇE 1. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 16.04.2013 tarih, 2012/6-1307 Esas, 2013/151 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanun'un 170, 225 inci maddelerindeki düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır. Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık; iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve delillerini sunabilmelidir. İnceleme konusu dosyada; sanıklar hakkında düzenlenen iddianamede sadece şikayetçiler ... ve ...'ın beyanları ile şüpheli ifadelerine yer verildiği, sanıkların ne şekilde hangi eylemleri ile müştekilere yönelik atılı suçları işlediklerine yönelik anlatım bulunmadığı, dolayısıyla sanıklar hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden, 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. 2.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.04.2015 tarih, 2014/10-623 Esas ve 2015/117 sayılı kararında yabancı uyruklu olup, yakalandığında üzerinde herhangi bir kimlik belgesi çıkmayan sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları ile ilgili hiçbir araştırma yapılmadan sadece beyan edilen kimlik bilgilerine dayanılarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır denilmiştir. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 91 inci maddesinde geçici koruma “ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir” şeklinde hüküm altına alınmış, bu kişilerin Türkiye'ye kabulü, Türkiye'de kalışı, hak ve yükümlülüklerinin Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. 6458 sayılı Kanun'un 91 inci maddesi uyarınca çıkartılan Geçici Koruma Yönetmeliği'nin (Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi: 13.10.2014 No: 2014/6883, Dayandığı Kanunun Tarihi: 04.04.2013 No: 6458, yayımlandığı Resmi Gazetenin Tarihi: 22.10.2014 No: 29153) 21 inci maddesinde; bu Yönetmelik kapsamındaki yabancıların kayıtları sırasında kimliğine ilişkin belge sunamayan yabancının aksi ispat edilinceye kadar beyanının esas alınacağı, fotoğraf, parmak izi ya da kimlik tespitine elverişli diğer biometrik verilerin esas alınıp merkezi veri tabanına kaydedileceği, mevcut biometrik verilerle eşleştirileceği, kayıt altına alınan yabancıların bilgilerinin derhal Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne bildirileceği, yabancıların kayıt bilgilerinin doğum, ölüm, evlilik, boşanma, gönüllü geri dönüş gibi hallerde güncelleneceği, adres kayıt sistemine kaydedilecekleri düzenlemeleri getirilmiş, 22 nci maddesinde ise; kayıt işlemleri tamamlananlara, valilikler tarafından geçici koruma kimlik belgesi düzenleneceği, geçici koruma kimlik belgesi verilenlere, 25.04.2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında yabancı kimlik numarası verileceği belirtilmiştir. 6458 sayılı Kanun'un 121 inci maddesine dayanılarak çıkartılan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik 17 Mart 2016 tarih ve 29656 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Somut olayımızda ise; sanıkların Afganistan vatandaşı olduğu ve kendi beyanlarıına göre kimlik bilgilerinin tespit edilmiş olduğunun anlaşılması, soruşturma makamınca sanıkların beyanı üzerine tespit edilen kimlik bilgileri ile kolluk tarafından tespit edilen parmak izlerinin ve fotoğraflarının eklenerek Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne gönderilerek Geçici Koruma Yönetmeliğinin 21 inci ve 22 nci maddeleri uyarınca sanıkların Türkiye'ye kabul edilen yabancılardan olup olmadıklarının ve varsa yabancı kimlik numaraları ile adres kayıt sistemindeki kayıtlarının tespit edilmesi, şayet kimliklerinin bu şekilde belirlenmesinin mümkün olmaması halinde ise bu kez sanıkların fotoğrafı karara yapıştırılmak, parmak izlerinin ise usulüne uygun şekilde karara eklenmesi suretiyle hükümlülüğe karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 209 uncu maddesine aykırı davranılması hukuka aykırı bulunmuştur. II. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden temyiz istemleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 05.06.2024 tarihli ve 2024/2405 Esas, 2024/1888 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 19.11.2024 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Afganistan vatandaşı sanıklar nitelikli yağma ve nitelikli yağmaya teşebbüs suçlarından mahkum edilmiş; iddianamede sanıkların eylemleri açıklanmamış ve kimlikleri yalnızca kendi beyanlarına dayandırılmıştır.
Hukuki İlke: CMK 225 uyarınca hüküm iddianamede gösterilen fiille sınırlı olup, eylemleri açıklanmayan iddianameyle usulüne uygun açılmış dava bulunmaz (davasız yargılama olmaz); yabancı sanığın kimliği Geçici Koruma Yönetmeliği 21-22 ve CMK 209 uyarınca parmak izi/fotoğrafla tespit edilmelidir.
Uygulama Sonucu: bozma
Dava Strateji Notu: İddianamede fiili somut olarak açıklanmayan sanıklar için 'davasız yargılama olmaz' itirazı ileri sürülmeli; yabancı uyruklu sanıklarda beyana dayalı kimlik tespiti başlı başına bozma nedenidir.