Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/4229 E. , 2024/12047 K. "İçtihat Metni" Konutta ve eklentilerinde yağma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03.05.2018 tarihli ve 2018/174 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddin
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/4229 E. , 2024/12047 K. "İçtihat Metni" Konutta ve eklentilerinde yağma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03.05.2018 tarihli ve 2018/174 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 12.02.2019 tarihli ve 2019/897 değişik iş sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı'nın 05.06.2024 gün ve 94660652-105-06-6812-2024-Kyb sayılı yazısı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 18.07.2024 gün ve 2024/67198 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği, MEZKUR İHBARNAMEDE; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, şüphelinin ...'ü kasten öldürme suçundan mahkumiyetine dair Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.07.2019 tarihli ve 2018/326 esas, 2019/266 sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 15.01.2020 tarihli ve 2020/18 esas, 2020/110 sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 21.05.2021 tarihli ve 2020/2457 esas, 2021/8660 karar sayılı ilâmı ile bozulmasını müteakip yeniden yapılan yargılama neticesinde sanığın mahkimiyetine dair Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.09.2021 tarihli ve 2021/208 esas 2021/385 sayılı kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 29/06/2022 tarihli ve 2022/2011 esas 2022/5829 karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleştiği, Şüpheli hakkında aynı olay ile ilgili olarak maktul yakınlarınca konutta yağma suçundan şikâyetçi olunması üzerine başlatılan soruşturma sonunda ise, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca suça ilişkin delil olmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmakla; Şüpheli ile maktul ... ...'ün olay öncesinde cezaevinden tanıştıkları, cezaevinden çıktıktan sonra birlikte inşaatlarda çalıştıkları, şüphelinin kalacak yeri olmadığından bir süre maktulün kaldığı binanın kömürlüğünde kalmaya başladığı, şüphelinin maktulün kız kardeşi ile evlenmek istediği, maktulün buna karşı çıktığı, olay tarihinde maktulün konuşmak için şüphelinin kaldığı yere gittiği ve şüphelinin av tüfeği ile ...'ı öldürdüğü olayda, şüphelinin olay sonrasında maktule ait telefonu alarak olay yerinden ayrılması nedeniyle maktule karşı nitelikli yağma suçunu işlediği iddiasına ilişkin olarak delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, olay sonrası şüphelinin maktule ait telefonla maktulün ailesini telefonla arayarak ...'ı öldürdüğünü haber vermesi, 01.01.2018 tarihli yakalama ve üst arama tutanağına göre ise yakalandığı anda maktule ait telefonun şüphelinin üzerinde bulunması karşısında, eylemin; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-a maddesinde "a) Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak," şeklindeki düzenlenen nitelikli hırsızlık suçuna vücut verebileceği, dolayısıyla tüm mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve tüm bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: İncelenen somut olayda; Şüpheli ile maktul ... ...'ün olay öncesinde cezaevinden tanıştıkları, cezaevinden çıktıktan sonra birlikte inşaatlarda çalıştıkları, şüphelinin kalacak yeri olmadığından bir süre maktulün kaldığı binanın kömürlüğünde kalmaya başladığı, şüphelinin maktulün kız kardeşi ile evlenmek istediği, maktulün buna karşı çıktığı, olay tarihinde maktulün konuşmak için şüphelinin kaldığı yere gittiği ve şüphelinin av tüfeği ile ...'ı öldürdüğü olayda, şüphelinin olay sonrasında maktule ait telefonu alarak olay yerinden ayrıldığı, olay sonrası polisleri araması için arkadaşını aradığı ve ardından şüphelinin maktule ait telefonla önce emlakçıyı telefonla arayarak ...'ı öldürdüğünü ve polise haber vermesini haber vermesini istediği sonrasında da maktulün ailesini arayarak durumu söylediği olayda sanığın suça konu cep telefonunu mal edinme veya kullanma amacı bulunmadığı gözetildiğinde yağma suçunun oluşmadığı anlaşıldığından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar yerinde olup, mercii tarafından verilen itirazın reddi kararı da yerinde görüldüğünden,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği Tebliğname'deki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 18.11.2024 tarihinde karar verildi.