Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/4377 E. , 2025/10641 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1088 E., 2024/718 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkras
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/4377 E. , 2025/10641 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1088 E., 2024/718 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği katılan ... vekili ve sanıklar ve müdafilerinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek temyiz sebebinin var olduğu belirlenerek 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi gereğince takdiren duruşmasız olarak yapılan incelemede; 1. Katılan ... Vekili ile Hazine ve Maliye Bakanlığı Vekilinin Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde; Hükmün öldürülen ... ve ...'e yönelik nitelikli yağma suçundan verilmiş olması karşısında, davaya maktul Wanda Jeanne İvorne Ayaşlıesen yönünden katılan ... vekili ile rüşvet suçu yönünden katılan Hazine ve Maliye Bakanlığı vekilinin temyiz istemlerinin, suçtan doğrudan doğruya zarar görmemiş olmaları nedeniyle Tebliğname'ye uygun olarak 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca REDDİNE, 2. Katılan ... Vekili ve Sanıklar ile Müdafilerinin Nitelikli Yağma Suçundan Verilen Mahkûmiyet Kararlarına Yönelik Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre; diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; Yağma suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 148. maddesinde; 1. Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 2. Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet hâline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi hâlinde de aynı ceza verilir. 3. Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hâle getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır." şeklinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde; "Madde metninde yağma suçunun temel şekli tanımlanmıştır. Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, bu suçun oluşabilmesi için, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçu açısından tehdidin, kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle yapılması gerekir. Yağma suçu, cebir kullanılarak da işlenebilir. Ancak bu cebrin, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama boyutuna ulaşmaması gerekir. Yağma suçunun tamamlanabilmesi için, kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit, sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse, yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir, "açıklamasına yer verilmiştir. Aynı Kanun'un suç tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle 149. maddesinin 1. fıkrasında yağma suçunun nitelikli hâlleri; a) Silâhla, b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle kovması suretiyle, c) Birden fazla kişi tarafından birlikte, d) Yol kesmek suretiyle ya da konut veya işyerinde, e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamavacak durumda bulunan kişiye karşı, f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla, h) Gece vaktinde, İşlenmesi hâlinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. " biçiminde sayılmıştır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında da yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir. Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Kanun'un 148 maddesinin birinci fıkrası uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da mal varlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır. Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi hürriyeti, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuki değerlerdir. Mülga 765 sayılı 5237 sayılı Kanun'un 495. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen klasik yağma suçunun konusu, madde metninde "taşınabilir bir mal" olarak belirtilmişti. Yeni Kanun'da ise suçun konusunu belirtmek bakımından sadece "mal" sözcüğü kullanılmış, bunun taşınabilir nitelikte olması aranmamıştır. Madde metnindeki bu düzenlemeden hareketle taşınmazların da bu suçun konusunu oluşturabileceği söylenebilir ise de 5237 sayılı Kanun'un 148 maddesinin gerekçesinde, suçun konusunu oluşturan malın taşınır mal olarak anlaşılması gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla yağma suçunun konusunu yalnızca taşınabilir malların oluşturacağı taşınmazların ise bu suçun konusunu oluşturamayacağı kabul edilmelidir. Taşınmazların cebir veya tehditle işgal edilerek malikinin yararlandırılmaması hâlinde ise eylem yağma suçunu değil, cebir (m. 108), tehdit (m 106) ve hakkı olmayan yere tecavüz (m. 154) suçlarını oluşturacaktır. Bir kimseyi tehdit ederek arsasını veya dairesini sattırıp parasını alma hâlinde, suçun konusu sattırılan taşınmaz olmayıp, taşınmazın satımından elde edilen ve faile verilen paradır. Buna karşılık fail cebir veya tehditle mağduru sahip olduğu taşınmazı tapu sicilinden kendisi veya bir başkası üzerine devretmeye de zorlayabilir. Böyle bir durumda suçun konusu gene taşınmaz olmayıp; taşınmazın mülkiyetini geçiren ve taşınır bir mal olan tapu senedidir. Çünkü tapuda devir işlemi yapılmaksızın taşınmazın mülkiyetinin geçmesi mümkün değildir. Mülkiyeti geçiren işlem tapu senedinin düzenlenmesi olduğuna göre, failin cebir veya tehdit kullanarak taşınmaza ait tapu senedini almış olması durumunda eylemi 5237 sayılı Kanun'un 148. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen senedin yağması suçunu oluşturacaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Öldürülen ... ve ...'in kardeş olup, suç tarihi itibariyle 83... yaşlarında bulundukları, alt-üst soyları bulunmayan varlıklı olarak tabir edilen kişilerden oldukları, her iki kardeşin ... Mahallesi ... sokak No: 3 ... adresinde bulunan 8 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerin ayrı ayrı sahipleri oldukları ancak kendilerinin ... semtinde bulunan başka bir dairede yaşadıkları, suç tarihi öncesinde ...'de bulunan daireleri satmak için öldürülen ...'in dairelere ilan astığı bu ilan üzerine temyiz dışı sanıklar ..., ... ve ... 'un öldürülen ... ile irtibata geçtikleri birkaç kez görüştükleri, güven telkin ettikleri yaptıkları plan dahilinde her iki daireye para ödemeden sahip olma konusunda aralarında anlaştıkları bu anlaşmayı icra için öldürülen .... 'i 14.11.2007 günü öğle saatlerine doğru ... ile buluşup sözleşme imzalama bahanesiyle temyiz dışı sanık ... ve ... 'un araçla evden aldıkları ... 'a ait ...'de bulunan yazlığa götürdükleri, satılık dairelerin bulunduğu apartman görevlisini telefonla arattıkları ...'in apartman görevlisine dairelerini ...'a sattığını söylediği sonrasında burada ne şekilde nasıl meydana geldiği belirlenemeyen tartışma sonucunda ...'i öldürdükleri ardından cesedi Çorlu ilçesinde terkedilmiş halde bulunan akaryakıt istasyonunun yağlama kanalına attıkları olay günü yada bir gün sonrasında ... bulunan evde kalan ...'i evden alıp ... adlı bayanın yanına yerleştirdikleri, dikkat çekmemek için olay sonrası öldürülen ... ve ablasının ikamet ettiği apartmana gittikleri her ikisinin Ankarada olduğunu bir süre sonra geleceklerini söyledikleri tanık ... ve katılan ...'in 21.11.2007 tarihli kayıp müracaatları üzerine soruşturmanın başlatıldığı öldürülenlerin kaldıkları ev polis tarafından kontrol edildiğinde olumsuzluğa rastlanmadığı ancak uzun zaman geçmesine rağmen bulunamadıkları için sonrasında soruşturmanın derinleştirildiği bu arada öldürülen ... 'i götürdükleri evde bakımsız bırakıp 29.11.2007 günü evden alarak Gebze ilçesine götürüp terk ettikleri, ...'in aynı gün bulunarak hastahaneye kaldırıldığı ve yoğun bakıma alındığı ancak 23.04.2008 tarihinde beyanı alınamadan vefat ettiği, ardından sahte düzenlendiği kriminal raporuyla sabit olan 24.10.2007 düzenleme, 24.12.2007 ödeme tarihli borçlusu ... alacaklısı ... olan 975.000,00 Amerikan doları bedelli senedin ortaya çıktığı ve bu senedin Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün 2008/34754 Esas numarası üzerinden tahsili için işlemlere başlandığı, gönderilen ödeme emrinin temyiz dışı sanık ... tarafından, öldürülen ...'in yeğeni olduğu belirtilerek alındığı takibin devamının sağlandığı ancak senedin üzerindeki imzanın öldürülene ait olmadığının ortaya çıkması üzerine 13.06.2008 tarihinde dairelere ait tapu kayıtlarına satılamaz şerhlerinin konulduğu, bu tarihten önce 24.02.2008 tarihinde ... üzerine kayıtlı 8 numaralı daireye sanıklar tarafından taşınıldığı ve dairenin kullanılmaya başlandığı, diğer daireye de taşınmak için hazırlık yapıldığı 2007 yılı Ekim ayından itibaren her iki daireye ait aidatların sanıklar tarafından ödendiği olayda; 5237 sayılı Kanun'un 148. maddesinin birinci fıkrasındaki Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi," şeklindeki düzenlemede yağma suçunun konusu mal olarak belirtilip taşınır veya taşınmaz olması arasında herhangi bir ayrım yapılmamış ise de aynı maddenin gerekçesinde "Madde metninde yağma suçunun temel şekli tanımlanmıştır. Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması..." şeklinde açıklamaya yer verilerek yağma suçuna konu olan malın taşınır mal olduğunun açıkça ifade edilmesi, ayrıca birçok Ceza Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere yağma suçunun, tehdit veya cebir ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşan bileşik suç niteliğinde olması ve 5237 sayılı Kanun'un 141. maddesinde de hırsızlık suçunun taşınır mallara karşı işlenebileceğinin açıkça düzenlenmesi karşısında, taşınmazların yağma suçuna konu olamayacağının kabulünün gerektiği, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle başkasına ait taşınmaz bir malın tapuda devredilmesi hâlinde ise yağma suçunun konusunu taşınmaz değil; taşınmazın mülkiyetini geçiren ve taşınır mal niteliğinde olan tapu senedinin oluşturacağı, dolayısıyla söz konusu eylemin 5237 sayılı Kanun'un 148. maddenin birinci fıkrasındaki suçu değil aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen senet yağması suçuna vücut vereceği hususları göz önünde bulundurularak yapılan değerlendirmede; sanıkların suça konu daireleri alt-üst soyları bulunmayan mağdurlardan alabilmek için aralarında anlaştıkları önce ...'i öldürdükleri sonrasında ablası ...'i bakımsız bırakarak ölümüne sebep oldukları, düzenlemiş oldukları sahte senet ile icra takibine geçip daireleri üzerlerine geçirmeye çalıştıkları ancak tapu devirlerinin yapılmadığı, sanıklar tarafından dairelere fiilen el atılmış olmasının da yağma suçunun oluşması için yeterli olmayacağı, bu hâliyle sanıklara atılı nitelikli yağma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunduğundan, Açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararında katılan vekili ve sanıklar ile müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ile resen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun 'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görüldüğünden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği hükmün BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.