İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/4432 Karar: 2026/1571 Tarih: 2026

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/4432 K.2026/1571

6. Ceza Dairesi 2024/4432 E. , 2026/1571 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1811 E., 2024/1209 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzelterek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz ed

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/4432 E. , 2026/1571 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1811 E., 2024/1209 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzelterek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz ed

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/4432 E. , 2026/1571 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1811 E., 2024/1209 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzelterek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 11.10.2022 tarihli ve 2022/216 Esas, 2022/347 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 Sayılı Kanun) 149/1-c, 35, 53/1-2-3, 58, 63 maddeleri gereğince 6 yıl hapis cezasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 283 maddesi gereğince 6 yıl hapis cezası olarak cezalandırılmasına, sanığın sabit olan yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/2 madde yardımıyla 5237 sayılı Kanun'un 86/1 madde gereğince suçun işleniş biçimi, suç kastının yoğunluğu, meydana gelen yaraların önem ve derecesi dikkate alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak 1 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, uygulanma şartları oluşmadığından 5237 sayılı Kanun'un 86/3-e maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sanığın eylemi nedeniyle katılanın vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaraladığı anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun'un 87/3 madde gereğince kırığın katılanın hayati fonksiyonlarındaki etkisi dikkate alınarak cezasından takdiren 1/4 oranında artırım yapılarak 1 yıl 10... gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanığın 6136 sayılı Yasaya Muhalefet suçu sabit görülmekle eylemine uyan 6136 sayılı Yasa'nın 13/1 maddesi gereğince gereğince suçun işleniş biçimi, fiilin özellikleri, atılı suçun bir başka suçu işlemek amacıyla işlenmiş olması dikkate alınarak takdiren ve alt sınırdan uzaklaşılarak takdiren 1 yıl 6 ay hapis ve 1.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, ve hak yoksunlukluklarına, hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejmine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. İstinaf Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi'nin, 19.12.222 tarihli ve 2022/3962 Esas, 2022/3448 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiileri ile Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde, teşebbüs aşamasında kalan eylem nedeniyle meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı ve sanığın suç yolunda katettiği mesafe dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi gereğince sanığın cezasından hakkaniyete uygun makul bir indirim yapılması gerekirken, 1/2 oranında indirim yapılmak suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini ile 5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesinde öngörülen düzenlemeye göre, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceği, 10.03.2008 tarihli iddianamedeki anlatım ve nitelendirmeye göre, sanık hakkında sadece ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma, gece vakti, silahla yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde yağma, hakaret suçlarından kamu davası açıldığı ve kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun'un 170. maddesine uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı halde, sanık hakkında kasten yaralama suçundan suç duyurusunda bulunarak iddianame tanzim ettirilip dava açıldığı takdirde bu dosya ile birleştirilerek birlikte değerlendirilmesi gerekirken, kasten yaralama suçundan ek savunma verilmek suretiyle dava konusu dışına çıkılıp sanığın hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesine aykırı davranılması nedeniyle, Kabule göre de; sanık tarafından katılana yönelik üzerinde taşıdığı tabancaya mermi sürerken katılanın müdahalesi üzerine tabanca yere düştükten sonra sanık tarafından kafa atılarak katılanın burnunun kırılması suretiyle yaralanması şeklindeki eylemde suçun silahla kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 86/1,3-e, 87/3 maddeleri uygulanarak ceza tayini gerekirken 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 87/3 maddeleri uyarınca eksik ceza tayin edilmesi ve sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin, 5237 sayılı Kanun'un 63. maddesi uyarınca cezasından mahsup edilmemesi nedenleriyle ve Cumhuriyet savcısı tarafından yağma suçu yönünden sanık aleyhine istinaf yoluna başvurulmadığından bu suç yönünden 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış haklarının gözetilmesine, usul ve yasaya aykırı bulunduğu gerekçesiyle, sanık müdafiileri ile Cumhuriyet savcısının yapmış olduğu istinaf talebinin kabulü ile hükümlerin 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e ve 289/1 maddeleri gereğince bozulmasına karar verilmiştir. C. Bozma Üzerine İlk derece İstinaf bozması sonrası Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 07.12.2023 tarihli ve 2023/8 Esas, 2023/397 Karar ile sanığın nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-d-h maddeleri gereğince 9 yıl hapis cezasının 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesi gereğince 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sabit olan yaralama suçundan da 5237 sayılı Kanun'un 149/2. madde yardımıyla 5237 sayılı Kanun'un 86/1 madde gereğince suçun işleniş biçimi, suç kastının yoğunluğu, meydana gelen yaraların önem ve derecesi dikkate alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak 1 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanığın eyleminin silahla işlediği anlaşıldığından sanığın cezasından 5237 sayılı Kanun'un 86/3-e madde gereğince 1/2 oranında artırım yapılarak 1 yıl 15 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanığın eylemi nedeniyle katılanın vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaraladığı anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun'un 87/3 madde gereğince kırığın katılanın hayati fonksiyonlarındaki etkisi dikkate alınarak cezasından takdiren 1/4 oranında artırım yapılarak 1 yıl 21... gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, karar verilmiştir. D. Bozma Üzerine İstinaf Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 16.04.2024 tarihli ve 2024/1811 Esas, 2024/1209 Karar, sayılı kararı ile sanık hakkında yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiileri tarafından istinaf başvurularının değerlendirilmesinde, sanık müdafilerinin istinaf başvurusunda ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine, Sanık hakkında gece vakti, silahla işyerinde yağma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiileri tarafından istinaf başvurularının değerlendirilmesinde; Mahkemece verilen 11.10.2022 tarihli ilk kararda sanığın yağma suçundan sonuç olarak 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu hükmü sadece sanık müdafilerinin istinaf ettiği dikkate alındığında; 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesi uyarınca kazanılmış hak nedeniyle sanığın cezasının, 6 yıl üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken; sanığın neticeten 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılması usul ve yasaya aykırı bulunmakla, hükmün 1. Bendinin 7. Fıkrasında yer alan '' 6 yıl hapis cezası ile cezalandırışmasına'' ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine; " sanık hakkında hükmolunan 9 yıl hapis cezasının 6 yıl hapis cezası üzerinden infazına ibaresinin eklenmesine, karar verilmek sureti ile, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a-c maddesi uyarınca hukuka aykırılığın düzelterek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Sanık müdafii Av. ...'in Temyiz İstemi, Kamera görüntüleri ve diğer somut deliller incelendiğinde sanıkların suça konu motora veya motorun anahtarını almaya yönelik herhangi bir yönelimlerinin olmadığına, motora ilişkin veya başka herhangi bir nesneye ilişkin yağma suçu oluşmadığının açık ve net olduğuna, söz konusu hadisenin, mağdur tarafından sanığın kendisine, ailesine, eşine, hatta küçük kızına etmiş olduğu küfürler dolayısıyla meydana geldiğine, dolayısıyla silahla yağma ve yaralama suçlarını kabul etmenin mümkün olmadığına ilişkindir. Sanık Müdafii ...'in Temyiz İstemi, Somut olayda faydalanma kastının bulunmadığına, yağma suçunun oluşmadığına, suçun vasıf ve mahiyeti gereği maddi-manevi unsurlarının oluşmamasına binaen, sanığın üzerine atılı suçtan cezalandıralamayacağına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İlk derece Mahkemesince verilen hükme yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi'nin, 19.12.222 tarihli ve 2022/3962 Esas, 2022/3448 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak Bölge Adliye Mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak Bölge Adliye Mahkemesinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi'nin, 19.12.222 tarihli ve 2022/3962 Esas, 2022/3448 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 07.12.2023 tarihli ve 2023/8 Esas, 2023/397 Karar sayılı Kararı ve sonraki istinaf kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararına karşı sanık müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 18.02.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla