İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/473 Karar: 2025/11320 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/473 K.2025/11320

6. Ceza Dairesi 2024/473 E. , 2025/11320 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2988 E., 2023/2646 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve ye

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/473 E. , 2025/11320 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2988 E., 2023/2646 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve ye

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/473 E. , 2025/11320 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2988 E., 2023/2646 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.12.2021 tarihli kararının o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi tarafından hükmün katılan ...'in 03.09.2021 havale tarihli dilekçesinde sanığa verdiğini iddia ettiği senetlerin tarafına iade edildiğini belirttiğinden katılanın duruşmaya çağrılıp dilekçesi kendisine okunarak sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 168/3-2. maddesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulaması hususu tartışılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 289/1-e maddesinde yazılı duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda yargılama yapılması olarak değerlendirilerek duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması kuralının ihlali olması nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.06.2023 tarihli ve 2022/242 Esas, 2023/152 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-c-d, 168/3. maddesi delaletiyle 168/1-2, 62/1, 53, 58. maddeleri uyarınca 6 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirliğe karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince kurulan bu hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 12.09.2023 tarihli ve 2023/2988 Esas, 2023/2646 Karar sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yerel mahkemenin delillerin değerlendirilmesinde hataya düştüğüne, taraflar arasında hukuki ilişkinin varlığı sabitken yerel mahkemede bu husus değerlendirilmeksizin hüküm tesis edildiğine, suçun vasıf ve mahiyetinin değişme ihtimalinin göz önünde tutulmadığına, sanığın yağma suçunu işlediğine dair somut, şüpheden uzak bir delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine, sanık hakkında tehdit suçunun oluşabileceği göz önünde tutulmaksızın yağma suçu nedeniyle cezalandırılmasının hatalı olduğuna, bölge adliye mahkemesi tarafından itirazlarının değerlendirilmediğine, sanık lehine kanun hükümlerinin uygulanmadığına, katılan ve tanığın aşamalardaki beyanlarının çelişkili olduğuna, kararın bozulması ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.12.2021 tarihli ve 2019/530 Esas, 2021/365 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet kararına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 25.10.2022 tarihli ve 2022/2117 Esas, 2022/3842 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye mahkemesinin kanuna aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 25.10.2022 tarihli ve 2022/2117 Esas, 2022/3842 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.06.2023 tarihli ve 2022/242 Esas, 2023/152 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 16.12.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla