Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/4893 E. , 2024/11965 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2677 E., 2024/2456 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ce
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/4893 E. , 2024/11965 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2677 E., 2024/2456 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanığın temyiz dilekçesinde, anılan sebeplerle yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, Dairemizce de benimsenen 20.05.2014 tarihli 2014/6-617 Esas ve 2014/271 Karar sayılı kararında açıklandığı ve Yargıtay'ın müstekâr uygulamalarında da belirtildiği üzere, sanık ya da sanıkların iradelerinin baştan itibaren mağdur ya da mağdurlardan belirli bir miktar parayı almaya özgülenmesi durumunda, değişik zamanlarda birden fazla fiil işlenmiş olsa ya da birden fazla mağdura karşı işlense bile, sanık ya da sanıkların eylemlerinin tek bir nitelikli yağma suçunu oluşturduğunun kabulü gerekir. Diğer bir ifadeyle sözü edilen içtihat uyarınca, belli bir miktara özgüleme varsa her biri müstakil yağma suçunu teşkil eden fiiller farklı zamanlarda işlenmiş olsa ve/veya birden fazla mağdura (örneğin iş ortağı, kardeş gibi) karşı işlenmiş olsa bile, fail ya da faillerin tek bir yağma suçundan sorumlu tutulması gerekecektir. Bilindiği üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında zincirleme suç, ikinci fıkrasında ise, aynı neviden ... içtima düzenlemelerine yer verilmiştir. Son fıkrasında da, gerçek içtima kuralına dair bu istisnai düzenlemelerin, yani zincirleme suç ve aynı neviden ... içtima hükümlerinin kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında uygulanamayacağı belirtilmiştir. Hukuki teklik ile fiili (doğal) teklik kavramları birbirinden farklıdır. Hukuki teklikte sanığın planladığı eylemin tek olarak kabul edilmesidir. Fiili (doğal) teklik ise yapılan bedensel hareketin tekliğini ifade etmektedir. Hukuki teklikte eylem sayısı fazla olabilir, ancak sanığın planladığı, kurguladığı eylemi gerçekleştirirken yaptığı tüm hareketler tek kabul etmek gerekmektedir. CGK önüne gelen bir olayda “hukuki teklik”, ”doğal (fiili) teklik” karşılaştırması yapmış ve kanunumuzun hukuki tekliği “aradığını belirtmiş ve birden çok mağdura karşı zincirleme suç hükümlerinin uygulama şartlarını belirlemiş ve hukuki tekliği uygulama şartı olarak kabul etmiştir.” Söz konusu CGK 2018/13-247 E, 2020/494 K sy ilamı;"...öğretide aynı neviden ... içtima olarak tanımlanan 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının da değerlendirilmesi gerekmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." hükmünü içermekte olup zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden ... içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun'un 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür. Uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi bakımından Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “tek bir fiil” ifadesi ile kast edilen hususun ne olduğunun irdelenmesi gerekmektedir. Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedensel eylem ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de, hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür. Diğer bir anlatımla, doğal anlamda fiilin tek olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin tek olduğu söylenebilirse de, doğal anlamda fiilin çok olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin çok olduğu her zaman söylenemeyecektir. Bazen bir hareketler kümesi, hukuki açıdan tek bir fiil olarak kabul edilecektir. Bu hâlde suç tipinin birden fazla hareketle ihlâl edilebilir olması hareketin hukuken tekliğini etkilemeyecek, doğal hareketler hukuken tek kabul edilecektir. Buna göre Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “tek bir fiil” ifadesi ile kastedilen fiil ya da hareketin doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olmasıdır. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuksal anlamdaki “tek bir fiili” oluşturmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yukarıda sözü edilen içtihadına konu olayda: ilk derece mahkemesince, sanık tarafından 21 gün arayla gerçekleştirilen iki ayrı yağma fiilinden dolayı, iki kez nitelikli yağma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş olup, suç ve cezada orantılılık ile hakkaniyet ilkeleri uyarınca, ağır ve orantısız cezalara hükmedilmesinin önüne geçilmek istenmiş ve özgüleme nedeniyle tek bir nitelikli yağma suçundan mahkûmiyete hükmedilmesiyle yetinilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Böylelikle, yağma suçlarında özgüleme halinde “hukuki anlamda fiilin tekliği" kavramı ve kapsamı daha geniş yorumlanmıştır. Kanun koyucunun düzenlemesi nedeniyle Yağma suçlarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı açıktır. Ancak doğrudan zincirleme şeklinde değilde başlangıçtan itibaren aynı malvarlığına yönelen ve kısaca "özgüleme" denilen durumlarda uygulamada mağdur sayısınca suçun oluşmayacağı hukuki manada teklik dolayısıyla tek bir yağmadan hüküm kurulması gerekeceği Yargıtay uygulamalarında kabul edilmektedir. Mesela; CGK 2011/6-332 E, 2012/21 K;"... Sanığın, mağdur Ş.’den istediği parayı getirmesi için mağdur C.’yi yanında alıkoyarak hürriyetini kısıtlaması, mağdur Ş.’nin istenen parayı mağdur C.’nin eşinden olayı anlatmadan alarak getirmesi, sanığın istediği paranın eksik kalan kısmı için mağdur Ş.’ye yönelik "kalan 500 Lirayı Cuma gününe kadar bul" şeklinde tehditte bulunması da sanığın eylemlerinin bütününün tek bir yağma suçunu oluşturduğu kabulünü değiştirmeyecektir. Bu nedenle olayın gelişimi, sanığın eylemlerinin Ş.’den belirli miktardaki parayı yağmalamaya yöneldiği ve sanığın kastı göz önüne alınmaksızın, mağdur Ş.’ye karşı yağma suçunu işlemek amacıyla mağdur C.’ye karşı gerçekleştirilen ve bu mağdurun malvarlığına yönelmeyen fiillerden hareketle, iki ayrı yağma suçunun oluştuğunu kabul eden yerel mahkeme direnme hükmü isabetsizdir. Bu itibarla, sanığın eylemi tek bir nitelikli yağma suçunu oluşturacağı, sanığın, mağdur Ş.’den istediği parayı getirmesi için mağdur C.’yi yanında alıkoyarak hürriyetini kısıtlaması, mağdur Ş.’nin istenen parayı mağdur C.’nin eşinden olayı anlatmadan alarak getirmesi, sanığın istediği paranın eksik kalan kısmı için mağdur Ş.’ye yönelik "kalan 500 Lirayı Cuma gününe kadar bul" şeklinde tehditte bulunması da sanığın eylemlerinin bütününün tek bir yağma suçunu oluşturduğu kabulünü değiştirmeyecektir. Bu nedenle olayın gelişimi, sanığın eylemlerinin Ş.’den belirli miktardaki parayı yağmalamaya yöneldiği ve sanığın kastı göz önüne alınmaksızın, mağdur Ş.’ye karşı yağma suçunu işlemek amacıyla mağdur C.’ye karşı gerçekleştirilen ve bu mağdurun malvarlığına yönelmeyen fiillerden hareketle, iki ayrı yağma suçunun oluştuğunu kabul eden yerel mahkeme direnme hükmü isabetsizdir. Bu itibarla, sanığın eylemi tek bir nitelikli yağma suçunu oluşturduğundan, yerel mahkeme direnme kararı isabetsiz olup, bozulmasına karar verilmelidir..."; 6. CD 2021/16540 E, 2022/5911 K;”..., sanığın suç işleme kasıt ve iradesinin aynı malvarlığına yönelik paraya özgülendiği, eylemlerinin tek bir tamamlanmış yağma suçunu oluşturduğu anlaşıldığından sanık hakkında tek nitelikli yağma suçundan hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından,...” Bu açıklamalardan sonra somut olayda, Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, olay günü sanğın kardeşinden miktar belirtmeden para istediği vermemesi üzerine bıçakla tehdit ederek 400 TL aldığı akabinde çok kısa süre sonra tekrar aynı karar ve kasıt doğrultusunda para istediği eylemin doğal olarak birden fazla gibi görünsede hukuken tek bir eylem olduğu ve dolayısıyla tek bir yağma suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden fiili hareket sayısı dikkate alınarak iki ayrı yağma olarak değerlendirilip iki ayrı yağma suçundan cezalandırılması; hatalı nitelendirme ile yazılı şekilde ayrı ayrı hüküm kurulması, Kabule göre de ; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 15.02.2024 tarihli 2024/667 Esas, 2024/594 Karar sayılı bozma kararı öncesi nitelikli yağma suçundan sanık hakkındaki sonuç cezanın 11 yıl hapis cezası olduğu halde, aleyhe temyiz de olmadığından, sanığın ceza süresi bakımından kazanılmış hakkının korunmasına karar verilmesi gerekirken, bozma sonrası kazanılmış ... gözetilmeyerek nitelikli yağma suçundan ayrı ayrı 5 yıl 6 ay hapis ve 8 yıl 3 ay hapis cezası verilmesi, 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca teşebbüs indirimi yapılırken suç yolunda katedilen mesafe de dikkate alınarak henüz fiilin başlangıcında olunmasına rağmen azami oranda veya ona yakın bir oranda indirim yapılması gerekirken asgari hadden indirim yapılması; Bozmayı gerektirmiş, sanığın, temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarına yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.