Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/5527 E. , 2025/9115 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3771 E., 2024/1607 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, tehdit, tefecilik, nitelikli hırsızlık, kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, beraat, düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : O
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/5527 E. , 2025/9115 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3771 E., 2024/1607 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, tehdit, tefecilik, nitelikli hırsızlık, kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, beraat, düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; Sanık ... ... hakkında tefecilik suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte bulunduğu belirlenmiştir. Katılan Hazine vekilinin sanıklar ...,...,... ve ... hakkında mağdurlar ... vec...ya yönelik nitelikli yağma suçundan verilen beraat hükmünü; sanıklar...,...,... ve ... ... hakkında müşteki ... ve ...'a yönelik yaralama ve tehdit suçundan verilen düşme hükmünü; sanık ... hakkında müşteki...'e yönelik hırsızlık suçundan verilen beraat hükmünü temyiz hakkı bulunmadığından temyizin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. Her ne kadar tebliğnamede, sanık ... temyiz eden olarak gösterilmişse de sanığın dilekçesinin katılan temyizine cevap dilekçesi olduğu anlaşılmıştır. Sanık ... hakkında mağdur ...'e yönelik nitelikli yağma suçundan ve sanık ... hakkında .... yaralama ve tehdit suçundan kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.01.2023 tarihli ve 2014/129 Esas, 2023/5 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında mağdur ...'e yönelik nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a, c, d ve 58. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; sanık ... hakkında mağdur ... ve ...'a yönelik nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanunun 149/1-c, 35 maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 29.04.2024 tarihli ve 2023/3771 Esas, 2024/1607 sayılı kararı ile sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine, sanık ... .... hakkında ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmü kaldırılarak eylemin 5237 sayılı Kanun'un 86/2 ve 106/1-1 maddesindeki suçları oluşturduğundan bahisle kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1-Sanık.... Müdafiinin Temyiz İstemi Müştekinin ilk ifadesinde yer alan soyut beyanlar dışında, isnat edilen suç ile ilgili olarak hiçbir dinleme kaydı, fiziki ve teknik takip anlamında somut bir delil mevcut bulunmadığına, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığından beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. 2- Sanık....'ın Temyiz İstemi Sanık hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme değil beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1-Sanık ... Hakkında .... Yaralama ve Tehdit Suçundan Verilen Karar Yönünden; Sanık ...'ın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 86/2 ve 106/1-1 maddesinde tanımlanan yaralama ve tehdit suçlarının gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasa'nın 66/1-e ve 67/2-d maddelerinde öngörülen 12 yıllık uzamış zamanaşımının, suç tarihinden inceleme tarihine kadar geçtiği anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2- Sanık ...hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Verilen Karar Yönünden Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.12.2013 tarih, 2013/1-452 E, 2013/612 K. Sayılı ilamında açıklandığı üzere; "5237 sayılı TCK’nda, 765 sayılı TCK’nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Nitekim 5237 sayılı TCK’nun "Daha az cezayı gerektiren hal" başlığı altındaki 150. maddesinin konumuzu ilgilendiren 1. fıkrası; "kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya .... yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır" şeklindedir. Böylece 765 sayılı TCK’nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı TCK’nun 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail .... yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. " 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinin uygulanabilmesi için talep edilen miktar ile alacak miktarını orantılı olması gerekir. Ancak bu oran için sabit bir rakam belirlemek mümkün değildir. Her olayın özelliğine, alacak miktarına, alacağın doğduğu hukuki ilişkinin meydana geldiği zaman ile talep zamanının da dikkate alarak tespiti gerekir. Tüm deliller birlikte değerlendirilip alacak miktarı ile talep arasında oran bulunup bulunmadığı, taşkın olup olmadığına karar verilmelidir. (Teorik ve Pratik Tüm Yönleriyle Yağma, Salim Çevik, s. 925) Yapılan tüm değerlendirmeler sonunda alacak miktarından bariz bir şekilde fazla miktarın alınması veya talep edilmesi yani taşkın talep bulunması durumunda artık Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesinin uygulanması mümkün değildir. (a.g.e., S. Ç., s. 926) Somut olayda, sanığın tefecilik yaptığı, mağdur ....'in kollukta alınan beyanında, sanıktan senet karşılığı bir aylığına 6.000,00 TL ödemek kaydıyla 5.000,00 TL borç para aldığı, senedin günü geldiğinde sadece 1.000,00 TL fazini ödeyebildiği, bir ay sonra da 750,00 TL diğer ay faizini ödediği ancak anaparayı ödeyemediği, bu sırada....'in cezaevine girmesi sebebiyle 2009 yılı şubat ayında beraat eden sanıklarla 8.250,00 TL'lik yeni borç senedi yaptıkları, ancak bu senedin de ödeme günü gelip de ödeyemeyince senedin icraya verildiğini, mağdurun da sanığın avukatı adına 1.000,00 TL havale yaptığı, bu arada ....'in cezaevinden çıkıp borcunu ödemesi konusunda mağduru otomotiv yıkama yağlama servisinde darp edip tehdit ettiği, mağdurun korkması sebebiyle herhangi bir yere şikayetçi olmadığı, birgün çarşıda sanıkla tesadüfen karşılaşması üzerine, sanığın borcunu istediği, parayı vermiyorsan aracı ver diyerek belinde silah varmış gibi tehdit edip elinden anahtarı ve ruhsatı alıp arabayı alıp gittiği, aracın arkasında da 1.000,00 TL değerinde inşaat malzemelerinin bulunduğu, aradan 3 ay geçtikten sonra sanığın arayıp aracın polisçe bağlandığını söylemesi üzerine borç ve diğer eşyalarını ödeyip aracı teslim aldığını sanığın tehditlerine devam ettiğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve yukardaki paragraftaki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, mağdur tarafından verilen senedin herhangi bir darp, cebir veya tehdit olmadan verildiği, sonradan ödenmeyen bu senedi tahsil için mağdura ait aracın sanık tarafından tehditle alındığı anlaşılmakla, yağmalanan aracın değeri tespit edilerek talep edilen alacak miktarı ile yağmalanan miktar arasındaki fark nedeniyle açık bir nispetsizlik veya aşkın değer bulunup bulunmadığı, mağdur açısından sebepsiz zenginleşmeye yol açıp açmadığı değerlendirilip sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinin uygulanma koşullarının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A. Sanıklar ...,...,... Hakkında Mağdurlar ...,...,...'ya Yönelik Nitelikli Yağma Suçundan Verilen Beraat Kararı, Sanıklar ...,...,....Hakkında Müşteki.... ve....'a Yönelik Yaralama ve Tehdit Suçundan Verilen Düşme Kararı; Sanık .... Hakkında Müşteki....'e Yönelik Hırsızlık Suçundan Verilen Beraat Kararı Yönünden; Yaralama, tehdit ve yağma suçlarından doğrudan zarar görmeyen, bu itibarla davalara katılma ve hükümleri temyiz hakkı bulunmayan Hazine'nin vekili aracılığıyla bu suçlara yönelik vaki temyiz isteminin aykırı olarak ayrı ayrı REDDİNE, B. Sanık ... ... Hakkında Tefecilik Suçundan Verilen Karar Yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-h maddesinde "Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar”ın temyiz incelemesine tabi olmadığı düzenlemesine yer verildiği, hususları birlikte dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-h maddesi gereğince temyizi mümkün olmayan hükme yönelik olarak yapılan katılan vekilinin temyiz isteminin, aynı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, C. Sanık ... Hakkında .... Yaralama ve Tehdit Suçlarından Verilen Karar Yönünden; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararında, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 289. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, D. Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Verilen Karar Yönünden; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik hükmünün 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 28.10.2025 tarihinde karar verildi.