İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/6532 Karar: 2026/2662 Tarih: 2026

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/6532 K.2026/2662

6. Ceza Dairesi 2024/6532 E. , 2026/2662 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1851 E., 2024/2141 K. SUÇ : Nitelikli tehdit HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında nitelikli tehdit suçundan kurulan hükme yönelik yapılan ön inceleme neticesinde

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/6532 E. , 2026/2662 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1851 E., 2024/2141 K. SUÇ : Nitelikli tehdit HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında nitelikli tehdit suçundan kurulan hükme yönelik yapılan ön inceleme neticesinde

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/6532 E. , 2026/2662 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1851 E., 2024/2141 K. SUÇ : Nitelikli tehdit HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında nitelikli tehdit suçundan kurulan hükme yönelik yapılan ön inceleme neticesinde ise; hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma Alanya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.11.2022 tarihli ve 2021/3 30... /572 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un (5237 sayılı Kanun) 106/2-a,c, 62, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrir olduğuna ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 12.05.2023 tarihli ve 2023/1420 Esas, 2023/1476 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin ve sanık müdafiisinin istinaf başvurularının kabulü ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e maddesi uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Alanya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.03.2024 tarihli ve 2023/2 71... /197 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106/2-a,c, 62, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrir olduğuna ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 24.06.2024 tarihli ve 2024/1851 Esas, 2024/2141 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın ve katılan vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile, duruşma açılmadan yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı Kanun'un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararından tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılmasına ve sanığın ikinci kez mükerrir olduğu mahkumiyet kararını tekerrür uygulamasına dayanak alınarak, hükümdeki ilgili bölüme eklenmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiisinin Temyiz İstemleri Mahkûmiyeti gerektirir delil bulunmadığına, eksik inceleme ile karar veriliğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesince beraat kararı verilmesi, gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe a- 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Alanya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.11.2022 tarihli ve 2021/3 30... /572 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet kararlarına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 12.05.2023 tarihli ve 2023/1420 Esas, 2023/1476 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hükümler yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı temyiz hakkını etkilememiş ise de Bölge Adliye Mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir(YCGK,T:30.04.2025 E:2024/6-490,K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 12.05.2023 tarihli ve 2023/1420 Esas, 2023/1476 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen kararların hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, b- 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince "İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-(b),(c) ve (d) bendleri ile aynı Kanun'un 303/1-(a),(c),(d),(e),(f),(g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilebileceği düzenlenmiş olup, bölge adliye mahkemesince, sanık hakkında kurulan hükümde koşulları bulunmadığı halde 5271 sayılı Kanun'un 251/3 maddesinin uygulamasına ilişkin bölümün çıkarılarak bu şekilde cezanın belirlenmesi hususunda karar verilebilmesi için, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılmasına ve sanığın ikinci kez mükerrir olduğu başka bir mahkumiyet kararının tekerrür uygulamasına dayanak alınarak hükme eklenmesi suretiyle daha fazla ceza tayin edildiğinden, duruşma açılarak, delil değerlendirilmesi yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeyerek, 5271 sayılı Kanun'un 280/1 ve 303 maddeleri kapsamına girmediği halde, duruşma açılmadan istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmek suretiyle aynı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında savunma hakkının kısıtlanması, hususlarında hukuka aykırılıklar bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, diğer yönleri incelenmeyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Alanya 9.Asliye Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanık silahla nitelikli tehdit suçundan mahkûm edilmiş; bölge adliye mahkemesi ilk hükmü duruşma açmaksızın bozmuş, ilk derece mahkemesi yeniden aynı cezayı vermiş, istinaf dairesi ise duruşma açmadan tekerrür bölümünü çıkarıp başka bir mahkûmiyeti tekerrüre esas alarak düzeltilerek esastan ret kararı vermiştir.

Hukuki İlke: Bölge adliye mahkemesi, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde sınırlı sayılan hâller dışında duruşma açmaksızın bozma kararı veremez; bu kapsam dışındaki bozma ve buna dayanan ilk derece kararı hukuki değerden yoksundur (AYM Ömer Oral kararı; YCGK 30.04.2025 tarih 2024/6-490 E., 2025/197 K.). Ayrıca 280/1-a, (b),(c),(d) ile 303. madde kapsamına girmediği hâlde, tekerrür değerlendirmesiyle daha fazla ceza tayin edilecek şekilde duruşma açmadan düzeltilerek esastan ret kararı verilmesi, 289/1-h uyarınca savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.

Uygulama Sonucu: Bölge Adliye Mahkemesi kararının CMK 302/2 uyarınca oy birliğiyle bozulmasına, dosyanın CMK 304/2 uyarınca ilgili ceza dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Dava Strateji Notu: İstinaf dairesinin duruşma açmadan yaptığı düzeltmelerle sanık aleyhine ceza ağırlaştırması (özellikle tekerrür ekleme) savunma hakkının kısıtlanması olarak mutlak bozma nedenidir; sözlü yargılama güvencesinin ihlali AYM ve YCGK içtihatlarıyla desteklenerek ileri sürülmelidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla