Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2025/1679 E. , 2025/5018 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/ 20 E., 2025/767 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İlk derece mahkeme kararlarının kaldırılması suretiyle mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2025/1679 E. , 2025/5018 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/ 20 E., 2025/767 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İlk derece mahkeme kararlarının kaldırılması suretiyle mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ve sanık müdafii tarafından ileri sürülen temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede; Oluş ve dosya içeriğine göre; sanık hakkında nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanıklar hakkında nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, sanık ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile Tebliğname'ye uygun olarak HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gaziantep 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,08.05.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. K A R Ş I O Y Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (YCGK) yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir. Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekir. YCG 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilâmlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir. Yine YCGK'nın 2018/6-110 Esas, 465 Karar, 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilâmlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir. Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekecektir. Ceza yargısına hakim olan en temel ilke olan masumiyet ve şüpheden sanık yararlanır kuralları ceza adaleti bakımından başkaca hiçbir delil olmayan ve bulunma ihtimali olmayan hususlarda sanık aleyhine, müşteki lehine esnetilebilmektedir. Bu belli zorluklar nedeniyle bir nebze kabul edilebilir. Ancak başka türlü delil toplama imkanı olan olaylarda veya akla, mantığa veya olaya uymayan, kendi içerisinde tutarsız veya sürekli değişen ya da itilaflı başka bir konuda müşteki ya da yakınlarına açıkça yarar sağladığı, müştekiyi gerçekten sanık olmaktan çıkarıp müşteki haline sokabilecek, yani haksız durum yaratacağı aşikar olan soyut beyanların tek doğru kabul edilerek cezalandırma yoluna gidilmesi, masumiyet, silahların eşitliği ve şüpheden sanık yararlanır kurallarına açıkça aykırılık teşkil edeceği açıktır. Diğer taraftan “failin bir suçu işlemek için aynı hukuki değeri koruyan daha hafif bir suçu işlemek zorunda kaldığı hâllerde geçitli suç söz konusu olur. Geçit suçlar cezalandırılmayan önceki eylemlerin kapsamında sayılırlar ve bu nedenle bütün cezalandırılmayan önceki eylemlerle birlikte görünüşte içtimanın bir türünü oluştururlar. Bu tip görünüşte içtimada, bir suçun işlenmesi için daha hafif suçu basamak yapmak zorunluluğu vardır ve basamak durumunda bulunan suçu düzenleyen normun yardımcı norm oluşu nedeniyle, ağır suçu düzenleyen normun uygulanması ile yetinilir. Geçitli suçun söz konusu olabilmesi için, görünüşte içtima eden normlar arasında açık nitelikte asli-yardımcı norm ilişkisinin bulunmaması, ağır suç ile bu suça ulaşabilmek için aşılması zorunlu basamak durumunda bulunan hafif suçu düzenleyen normların korudukları hukuki değerlerin aynı nitelikte ve aynı türden olmaları, ağır suçun işlenmesi için mutlaka geçit durumundaki daha hafif bir suçun işlenmesinin gerekmesi, hafif suçun faili ve mağduru ile ağır suçun faili ve mağdurunun aynı kişiler olmaları, failin hareketi ile ağırlaşan neticeler arasında nedensellik bağının bulunması ve failin kastının başlangıçtan itibaren ağırlaşan neticeleri gerçekleştirmeye yönelmiş olması gerekir. Bu nedenle fail hareketine taksirle başlamış ve sonradan kastla devam etmişse veya başlangıçta hafif sonucu gerçekleştirmek istediği hâlde daha sonra kastını ağır sonuca yöneltmişse artık geçitli suçtan söz edilemez (Kayıhan İçel, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl: 7, Sayı: 14, Güz 2008, s. 35-49; Kayıhan İçel, Suçların İçtimaı, Sermet Matbaası, İstanbul, 1972, s. 226-238). Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cinsel saldırı suçu gibi bazı suçların icrası sırasında zorunlu olarak eşlik eden bir fiil olarak yer alabilir. Cinsel saldırı suçunda failin fiilini icra edebilmesinin zorunlu sonucu olarak mağdurun kısa bir süre özgürlüğünden yoksun kaldığı bu gibi hâllerde işlenen suç dışında failin sorumluluğunu gerektiren ayrı bir fiilin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Ancak işlenen fiilin zorunlu sonucu olmamakla birlikte, amaç suçun işlenebilmesi için mağdurun hürriyetinden yoksun bırakıldığı hâllerde, fail amaç suçun yanında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da cezalandırılacaktır (... Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 6. Bası, Ankara, 2019, s. 465). Ancak cinsel saldırı öncesi ya da sonrasında eğer mağdurun özgürlüğü sınırlandırılmışsa, fail kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da sorumlu tutulmalıdır (M. Emin Artuk-... Gökçen-M. Emin Alşahin-Kerim Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 18. Baskı, Ankara, 2019, s. 375.) Yargıtay uygulamalarına göre de kişinin vücut dokunulmazlığı amaç suçun konusu olması durumunda hürriyeti sınırlandırılmadan bu suçların işlenmesine olanak bulunmadığı için suç süresiyle sınırlı olarak kişilerin tutulması hâlinde, örneğin cinsel saldırı (cinsel istismar) veya yaralama eylemini gerçekleştirirken sadece bu suçların işlendiği süre boyunca bekletme veya tutma eylemleri ayrı bir suç oluşturmamakta, ancak amaç suç öncesinde veya sonrasında mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğü kaldırıldığında ise ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmaktadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu Esas No: 2019/14-502, Karar No: 2023/144,- CGK 2019/14-590 E., 2023/59 K.- CGK 2019/14-204 E., 2023/78 K.-CGK 2020/14-355 E., 2023/461 K.; 2021/32 E, 2022/569 K. sayılı kararlarıda aynı yöndedir.) Amaç suçun işlenmesi için gereken süre içerisinde işlenen araç suç nedeniyle ayrıca cezalandırma yoluna gidilemeyecektir. Sanığın mağdurları, tenha bir yere götürmek amacıyla zorla götürdüğü ve sanıkları tokatlayarak mağdurlardan A.'dan cep telefonu, F.'den para aldığı olayda, sanığın amacının mağdurların cep telefonu ve paralarını almak olduğunun anlaşılması karşısında, sanıklardan cep telefonu ve parayı alması için gerekli olan süreyi aşan oranda ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma kastıyla mağdurları tenha yerde tutmadıkları,....tutanaktan anlaşılmakla, amaç suçun işlenmesini aşar oranda tutulmadıklarından, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan beraat kararı yerine yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.( 6. Ceza Dairesi Esas No: 2022/1779, Karar No: 2023/13991 ) “Amaç suçun işlenmesi için gereken süre içerisinde işlenen araç suç nedeniyle ayrıca cezalandırma yoluna gidilemeyecektir. Mağdurların, sanıkların görüşme çağrısı üzerine kendi istekleri ile sanık ...'e ait işyerine gittikleri ve sanıkların mağdurları darp ederek borcu aşan miktarda senet imzalattırdıkları olayda, sanıkların amaçlarının mağdurlara aşkın miktar içeren senet imzalatmak olduğunun anlaşılması karşısında, sanıkların senedin imzalanması için gerekli olan süreyi aşan oranda ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma kastıyla mağdurları işyerinde tutup tutmadıkları konusunda mağdurların yeniden beyanlarının alınarak amaç suçun işlenmesini aşar oranda tutulup tutulmadıklarının netleştirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdiri gerekirken, eksik inceleme ile yetinilmesi...”(6. CD 2022/4780 E., 2023/12823K.) “...Oluş ve dosya kapsamından, suça sürüklenen çocukların parkta karşılaştıkları mağdurun önüne geçerek bir banka oturtukları ve üzerini arayıp cebinden 10,00 TL parasını alarak kendilerine direnen mağdura ayakkabı ile vurdukları olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında da belirtildiği üzere, amaç suçun işlenmesi için gereken süre içerisinde işlenen araç suç nedeniyle ayrıca cezalandırma yoluna gidilemeyeceği, mağdurun üzerini arayıp parasını almaları için gerekli olan süreyle sınırlı davranan ve bu süreyi aşan oranda ayrıca mağduru hürriyetinden yoksun bırakmadıkları anlaşılan suça sürüklenen çocuklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi...”( 6. CD 2022/15072 E., 2023/14837 K.) “...Cinsel saldırı veya cinsel istismar suçlarının işlenebilmesi için mağdurun belirli bir yerde tutulması gerekmektedir. Bu haliyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma araç suç niteliğindedir. Fail ayrıca bu suçtan cezalandırılmaz ancak belirli bir yerde tutma amaç suç süresince olmalıdır. Bu süre aşıldığında fail ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılmalıdır...”(9. CD 2022/10418E., 2023/7233 K.) Doktrindeki kabuller ve Yargıtay yerleşik içtihatları uyum içerisindedir. Buna göre amaç suçu işlemek için araç suçu işlemenin zorunlu olduğu hallerde amaç suçun işlenmesine yetecek kadar süreyle araç suçun işlenmesi halinde ayrıca araç suçtan ceza verilmemektedir. Yağma suçunu işleyebilmek için kişinin belli bir süre durdurulması, özgürlüğünün engellenmesi zorunludur. Amaç suç olan yağma suçunu işlemeye yetecek süre kadar mağdurların alıkonulması araç suç niteliğindedir. Bu nedenle amaç suçu işlemeye yetecek kadar süre ile alıkoymada ayrıca hürriyeti tahdit suçu oluşmayacaktır. Bunun ötesinde bir alıkoyma halinde oluşacaktır. Somut olayımızda; Sanığın daha önce katılana ait işyerinde çalıştığı, daha sonra tazminatını alarak işten ayrıldığı, hiçbir alacağı kalmadığına ilişkin uzlaşma tutanağı imzaladığı buna rağmen zaman zaman iş yerine gelerek para istediği ve aldığı, olay günü yine iş yerine para almak için bu kez elindeki tüfek ile geldiği önce dışarda kendine ait silahı çıkardığı iş yerine kamera saatine göre 04.57.33'de işyerine girip kapıyı kilitlediği mağdurları alıkoymaya başladığı açıktır. Mağdurlardan katılanı aramasını olay yerine gelmesini ve kendisine yaptıkları evden birini vermesini istiyor, katılana haber verilip polisle birlikte olay yerine gelinip olaya müdahil olunuyor ve 05.18.04'te silahı bırakarak polise teslim oluyor. Yani kapıyı kilitleme ile teslim olma yaklaşık 20 dakika sürmektedir. Eylemin yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu konusunda herhangi bir tereddüt yoktur. Amaç suç yağmadır. Mağdurlar katılanın olay yerine gelip kendisine ev vermesini sağlamaya yönelik ve katılan gelinceye kadar yani yağma suçunu işlemeye yetecek kadar alıkonulmuşlardır. Amaç yağmadır. Araç suç ise bunu gerçekleştirmeye yetecek kadar tutulmalarıdır. Yaklaşık 20 dakika alıkonulup bırakılması yağma suçunun işlenmesinin ötesine geçmemektedir. Dolaysıyla Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre ayrıca hürriyeti tahdit suçu oluşmayacaktır. Karar bu yönleriyle hatalıdır. Karar hürriyeti tahdit suçunu oluşturmadığı gerekçesiyle bozulmalı idi; Kabule görede sanık mağdurlara hiçbirşey yapmadan sadece kapıyı üzerlerine kilitleyerek tutmuş bilahare şahıslarına yönelik hicbir cebir şiddet olmadan bırakmıştır. Bu nedenle TCK 110. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri uygulanmalı idi.Karara bu nedenlerle muhalif kalıyoruz.