Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2025/1759 E. , 2025/5161 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2 E., 2025/124 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, tehdit HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte bulunduğu belirlenmiştir. Sanık hakkı
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2025/1759 E. , 2025/5161 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2 E., 2025/124 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, tehdit HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte bulunduğu belirlenmiştir. Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükme karşı katılan vekilinin istinaf talebi incelenmeden karar verildiği anlaşıldığından bu hususta 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/A-1 inci maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından itiraz yoluna gidilmesi mümkün görülmüştür. Nitelikli yağma suçu yönünden sanık hakkında kurulan hükme yönelik yapılan ön inceleme neticesinde; kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.10.2024 tarihli ve 2024/274 Esas, 2024/400 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d, 35 ve 53. maddeleri uyarınca 7 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstinaf Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 23.01.2025 tarihli ve 2025/2 Esas, 2025/124 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanık Müdafinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın olay tarihi ve saatinde iş yerinde olduğuna ve durumun mahkemeye sunulan resmi kurum cevabıyla kanıtlandığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, sanığa boşanma aşamasında fiili ayrılığını sağlanması amacıyla suç isnat edildiğine, katılanın çelişkili beyanlarından başka mahkûmiyete yeterli her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına, adli hekim raporunun katılanın iddialarıyla uyumlu olmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, ilişkindir. 2. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi İlk derece mahkemesinin kararına karşı süresinde istinaf talebinde bulunmalarına rağmen talebin değerlendirilmediğine bu sebeple hak arama hürriyeti, silahların eşitliği ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, sanığa yüklenen tehdit suçundan beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun sabit olduğuna, nitelikli yağma suçu yönünden ise temel cezanın üst sınırdan belirlenmesi gerektiğine, teşebbüs hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna, ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.10.2024 tarih ve 2024/274 Esas, 2024/400 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükmün katılan vekili tarafından 12.12.2024 tarihinde istinaf edildiği, bu hükme yönelik katılan vekilinin istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmediği, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafinin istemleri hususunda dosya incelenerek esastan ret kararı verildiği anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.10.2023 tarihli ve 2023/3-205 Esas, 2023/542 Karar sayılı kararında; "sanığın da istinaf talebinde bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince bu talep değerlendirilmeden karar verilmesinin hükmün kanun yolu incelemesi bakımından bütünlüğünü bozması, ilk derece mahkemesince verilen bir kararın istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesi denetiminden geçmiş olmasının, söz konusu kararın olay tespiti bakımından hatasız olduğu konusunda kesin bir güvence oluşturmaması, Yargıtayın görevi olan hukuksal denetimi sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmesi için somut olayın objektif bir bakış açısıyla, hukuksal açıdan duraksamaya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmiş ve delil değerlendirmesinin hatasız şekilde gerçekleştirilmesine bağlı olması, sanık hakkında kurulan hükmün bir bütün teşkil etmesi ve herhangi bir noktadan kanun yoluna gidilmesi veya bozulması hâlinde diğer noktalarının kesinleşmesinin, diğer bir deyişle kısmi kesinleşmenin mümkün olmaması, sanık ve müdafii aynı hükme karşı istinaf yoluna başvurmuş olmalarına rağmen sadece müdafinin talebi üzerine verilen esastan ret kararının usulüne uygun olarak istinaf yolu incelemesinin sonuçlandırılmış olduğunu göstermemesi, verilen bu esastan ret kararı hukuk aleminde varlığını sürdürürken bu kez sanığın istinaf talebi ayrıca değerlendirilerek aynı hüküm hakkında yeni bir istinaf kararı verilememesi sanık hakkındaki hükme dair daha önce istinaf merciince karar verilmiş olması hâlinde merciin bu hükmü yeniden incelemesinin ancak daha önce verilmiş kararın bozularak ortadan kaldırılması hâliyle sınırlı bulunması hususları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından değerlendirilmeksizin yalnızca sanık müdafiinin istemi incelenerek verilen esastan ret kararının bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması akabinde sanık ve müdafiinin istinaf talepleri birlikte değerlendirilerek yeniden karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir" şeklinde açıklandığı üzere, katılan vekilinin istinaf talebi incelenerek usulüne uygun şekilde istinaf incelenmesi tamamlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A. Tehdit Suçundan Verilen Karar Yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-d. maddesi uyarınca, "ilk defa Bölge Adliye Mahkemesince verilen ve 272. maddenin üçüncü fıkrası dışında kalan mahkumiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dahil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü Bölge Adliye Mahkemesi kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile inceleme konusu suçun, aynı Kanun'un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 198/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle REDDİNE, B. Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararının diğer yönleri incelenmeksizin, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,12.05.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Nitelikli yağma ve tehdit suçlarından yargılanan sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan hükme karşı katılan vekilinin de süresinde istinaf başvurusu bulunmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesinin bu talebi değerlendirmeden yalnızca sanık ve Cumhuriyet savcısının istinafını inceleyerek karar verdiği dava.
Hukuki İlke: Bir hükmün bütünlük arz etmesi ve kısmi kesinleşmenin mümkün olmaması nedeniyle, aynı hükme yönelik taraflardan birinin (katılanın) istinaf talebi değerlendirilmeden diğer tarafların istinafı incelenerek verilen esastan ret kararı hukuka aykırıdır; istinaf incelemesi usulüne uygun ve eksiksiz tamamlanmalıdır.
Uygulama Sonucu: bozma
Dava Strateji Notu: Aynı hükme birden çok taraf istinaf/temyiz başvurusu yaptığında, mercinin bir tarafın talebini incelemeden karar vermesi hükmün bütünlüğünü bozar ve bozma nedenidir. Katılan vekili, süresinde yaptığı istinaf başvurusunun değerlendirilmediğini tespit ederse bunu bağımsız bir hukuka aykırılık olarak ileri sürmelidir.