Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2025/2222 E. , 2025/5920 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/732 E., 2025/869 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz ed
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2025/2222 E. , 2025/5920 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/732 E., 2025/869 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık hakkında ilk derece mahkemesi tarafından 09.05.2024 tarihinde yağma suçundan verilen 5 yıl hapis ve nitelikli yağma suçundan verilen 9 yıl 2 ay hapis cezalarına ilişkin kararının istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince bozulmasından sonra anılan karara direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uyma zorunluluğu bulunan ilk derece mahkemesince aynı eylemlere ilişkin olarak tek bir nitelikli yağma suçundan verilen 5 yıl hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün aslında Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş bir karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, esas olarak Bölge Adliye Mahkemesince bu hususta bozma kararı verilemeyeceği, bu tür kararların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi gereken kararlardan olduğu, bu şekilde verilen kararların ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde esasen tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağının anlaşılması karşısında, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde kurulan yeni mahkûmiyet hükmünün temyizi kabil olduğu kabul edilerek yapılan incelemede, I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.12.2024 tarihli ve 2024/421 Esas, 2024/417 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d, 168/3-1, 62, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 11.03.2025 tarihli ve 2025/732 Esas, 2025/869 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile, duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde, "Hüküm fıkrasında 5. Parağrafta yer alan; "ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına," şeklindeki İBARENİN HÜKÜM METNİNDEN ÇIKARTILARAK, Yerine, BAŞKA BİR PARAGRAF EKLENMEYEREK," Hususunda hüküm düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın hukuka aykırı olduğuna, mağdurun aşamalarda değişen beyanlarından başka mahkûmiyete yeterli her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına, suçu kabul etmemekle birlikte eylemin konutta gerçekleştiği kabulünün hatalı olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilere uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedeni dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanık ...'un ...'in mağdur ...'nin oğlu olduğu, 01.02.2023 tarihinde gerçekleşen olayda, mağdurun kayınvalidesi ile birlikte 15.000,00 TL civarındaki parayı bankadan çekerek eve geldikleri, o sırada evde bulunan sanık ...'un mağdurdan iş için kullanacağını belirterek parayı istediği, mağdurun paraya ihtiyaçları olduğunu belirterek veremeyeceğini söylediği, sanığın ısrarla parayı istemeye devam ettiği, "vermezsen bu evi yıkarım, dağıtırım, yakarım" şeklindeki sözlerle tehditte bulunduğu ve parayı alarak evden ayrıldığı bu suretle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-d. maddesinde tanımlanan nitelikli yağma suçunun tamamlandığı, 10.02.2023 tarihinde gerçekleşen olayda ise, sanığın daha önce almış olduğu parayı bitirdikten sonra eve geldiği ve tekrar para istediği ve annesi olan mağdurun para vermeyeceğini söylemesi üzerine mağdurun boğazına bıçağı dayayarak "seni öldürürüm bana para vereceksin almam gereken şeyler var senin a... korum" diyerek mağdurun 5.000,00 TL parasını ve cep telefonunu alarak evden ayrıldığı olayda 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-d. maddesinde tanımlanan nitelikli yağma suçunun oluştuğu, aralarında iftira atmasını gerektirecek bir husumet bulunmayan ve sanığın annesi olan mağdurun olayların sıcağı sıcağına soruşturma aşamasındaki beyanları, kovuşturma aşamasında sanığı suçtan kurtarmaya yönelik değişen mağdur ve tanık beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmaması, eylemlerin arasında geçen süre ve sanığın yağmalamak istediği parayı özgülediğine dair dosyaya yansıyan bir bilginin bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında her bir eylem yönünden ayrı ayrı nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi gereği sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,26.05.2025 tarihinde karar verildi.