İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /6. Ceza Dairesi

YARGITAY · 6. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2025/2375 K.2025/6307

Dairemize gönderildiği belirlenmekle. Yapılan ön inceleme neticesinde. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde…

Esas2025/2375Karar2025/6307Tarih16 Haziran 2025Okuma6 dk · 1.298 kelime

KÜNYE

6. Ceza Dairesi 2025/2375 E., 2025/6307 K.

Karar tarihi
16 Haziran 2025
Konu
Ceza Hukuku
Mahkemesi
Ceza Dairesi
Sayısı
2024/2849 E., 2025/239 K
Suç
Nitelikli Yağma
Hüküm
Mahkumiyet
Tebliğname görüşü
Bozma Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 20.01.2025 tarihli ve 2024/2849 Esas, 2025/239 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 01.07.2024 tarihli ve 2023/15954 Esas, 2024/8192 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307/4 maddesi uyarınca

Karar Detayı

1.298 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Dairemize gönderildiği belirlenmekle. Yapılan ön inceleme neticesinde. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. GEREKÇE

1.Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere.

"Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir.

Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir.

Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır.

Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır.

Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak.

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere göre, Sanık ...'nun katılan ... 'un eski eşi olduğu, suç tarihi olan 18.01.2016 tarihinde sabah saat 08.00 sıralarında işe gitmek için evden çıkan katılanın apartman boşluğunda olduğu sırada sanığın yanına gelerek telefonunu istediği,

katılanın telefonu vermeyeceğini söylemesi üzerine boğazına bıçak dayayarak "seni keserim, vermezsen buradan ölün çıkar" diyerek tehdit ettiği, korkan mağdurun "bıçağı verirsen, telefonu vereceğim" demesi üzerine sanığın bıçağı katılana verip telefonu aldığı ve daha sonra da telefonla birlikte olay yerinden uzaklaştığı iddia edilerek kamu davası açıldığı ve yapılan yargılama neticesinde, sanığın katılanı bıçakla ölümle tehdit etmek suretiyle telefonu almasıyla yağma eyleminin tamamlandığı,

sanığın telefonu almasındaki saikin suçun oluşumuna herhangi bir etkisi olmadığı gibi, telefonun makul bir sürede mağdura geri verilmemesi dikkate alındığında sanığın kastının sadece telefonu incelemek olmadığının da açıkça ortada olduğu, buna göre sanığın yağma suçundan cezalandırılması gerektiği belirtilerek sanık hakkında nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş ise de, katılanın kollukta alınan beyanında;

sanığın kendisini bıçakla tehdit etmesi üzerine sanığa bıçağı verirse telefonu vereceğini söylemesi bıçağı veren sanığa telefonunu verdiğini belirtmesine karşın, mahkemede alınan beyanında, "omuzumda çapraz vaziyette asılı bulunan çantamı asılı olduğu halde ters çevirerek içini boşalttı. Cüzdanımı düştüğü yerden aldı ve içini karıştırdı. Sonrasında cebimde bulunan cep telefonumu aldı. Telefonumu almadan önce beni duvara sıkıştırdı. Ben onu iteklemeye çalıştım.

Ancak o bana telefonunu ver, beni uğraştırma dedi.

Üzerimi arayarak eteğimin cebinde bulunan telefonu elimden aldı." şeklinde birbiriyle çelişen beyanları ile bilirkişi raporlarında cep telefonunun zorla alındığına dair bir kaydın bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkumiyete yeter ölçüde her türlü şüphden uzak kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı anlaşılmakla, şüphe sanık lehine yorumlanarak atılı suçtan beraat kararı verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Kabule göre de; bilindiği gibi ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 21 inci maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir.

Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” aynı hususu açıklamakta ve teyit etmektedir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır.

Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak yani failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. Yağma suçunda rızası olmama yerine rızanın zorla alınması sözkonusudur.

Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kasıtla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2019 tarihli, 2158-4577 esas ve sayılı.

26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 esas ve 2016/33 sayılı. 18.11.2014 tarihli, 810-501 esas ve sayılı. 20.05.2014 tarihli, 617-271 esas ve sayılı. 25.02.2014 tarihli, 678-98 esas ve sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548-346 esas ve sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle; “...

Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur.

Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek.." şeklinde tanımlanmıştır.

Hırsızlık (ve yağma) suçlarında failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca çaldığı (veya yağmaladığı) maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur... Fayda kavramı izafidir; kişiden kişiye, olaydan olaya değişebilir. Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir.

Faydalanma kastından maksat, çalınan (veya yağmalanan) malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Bu nedenle avantaj sağlama, kendini tatmin etme, kullanma, kaprisini yerine getirme vs. maksatları faydalanma kastını oluşturacaktır.

Bu açıklamalardan sonra somut olay ve fiil, yağma suçunun manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde; sanık ile katılanın eski eş oldukları, aralarında husumet bulunduğu, katılanın mahkemede alınan beyanında, sanığın kendisinden boşandıktan sonra başka biri ile evlendiğini, ancak kendisinden boşandıktan sonra bunu hazmedemediğini, kendisine biriyle evlenecekmişsin böyle birşey yapma gibisinden uyarıda bulunduğunu olay günü de telefonunun şifresini istediğini "bu telefonun içinden bişey çıkarsa parça parça keseceğim" şeklinde tehdit ettiğini belirtmesi karşısında, silahla tehdit suçu yanında ayrıca yağma suçunun oluşmayacağı, zira sanığın,

Kanun'un kabul ettiği anlamda yarar sağlama maksadıyla hareket etmediği, bu nedenle müsnet suçun manevi unsurunun oluşmadığı, sanığın telefonu faydalanmak maksadı ile aldığı hususu sabit olmadığından, unsurları yönünden oluşmayan nitelikli yağma suçundan beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı yerinde görülmemiştir.

II. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 20.01.2025 tarihli ve 2024/2849 Esas, 2025/239 Karar sayılı direnme kararı yerinde görülmediğinden, Yargıtay

SONUÇ / HÜKÜM

6. Ceza Dairesinin, 01.07.2024 tarihli ve 2023/15954 Esas, 2024/8192 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 307/4 maddesi gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,16.06.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Detayı
  3. I. Gerekçe
  4. II. Karar
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2025/2375
Karar No
2025/6307
Tarih
16 Haziran 2025
Konu
Ceza Hukuku

İlgili Rehberler

  • Ceza Hukuku Makaleleri
  • İnfaz Hesaplama Aracı

İlgili Kararlar

  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2025/2345 K.2025/6092
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2025/2244 K.2025/5947
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2025/2178 K.2025/6291
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2025/2150 K.2025/11806
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2025/1943 K.2025/7983
  • 6. Ceza Dairesi — Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2025/1918 K.2025/5597

Tüm Arşiv

Karar Arşivine Dön
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.