Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2025/3052 E. , 2025/9165 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/41 E., 2023/1463 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Düzeltilerek onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 6. Ceza Dairesi
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2025/3052 E. , 2025/9165 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/41 E., 2023/1463 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Düzeltilerek onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 22.05.2025 tarihli ve 2023/19565 Esas, 2025/5716 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.06.2025 tarihli ve 6 - 2023/61810 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile 'hüküm fıkrasının 3. bendinin "CMK'nın 283/1. maddesi gereğince kazanılmış hak sebebiyle sanık hakkında hükmolunan 8 yıl 4 ay hapis cezasının 4 yıl 2 ay hapis cezası üzerinden infazına" ibaresinin eklenmesi sureti ile karar verilmesi, hukuka aykırı görülerek; hükmün bozulmasına ve Bölge Adliye Mahkemesince hüküm fıkrasına eklenen "4 yıl 2 ay hapis cezası üzerinden infazına" ibaresinin çıkarılarak, "4 yıl 2 ay süre ile hapis cezası ile cezalandırılmasına" cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesinin yerinde olmadığı, Bölge Adliye Mahkemesinin uygulamasının bu konuda yerinde olduğundan bu hususta Düzeltilerek Onama kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 06.04.2023 gün ve 2023/41 Esas, 2023/1463 Karar sayılı ilamına ilişkin olarak, sanık hakkında aleyhe temyiz başvurusu bulunmadığından, sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bilindiği üzere sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümleri kesinleştikten sonra ceza fişi düzenlenerek sanığın adli sicil kayıtlarına işlenir; cezalara ilişkin ilgili kanun maddeleri ve ceza miktarları tek tek bu kayda yazılarak sicile işlenir. Ancak, Mahkemelerce verilen hükümlere ilişkin gerekçe kısmı bu sicillere işlenemez. Örneğin 5237 sayılı Kanun'un 106 ıncı maddesinde yer alan tehdit suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen bir sanık, beraat etmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü temyiz etmemiş ise aleyhe temyiz olmadığı için hakkında verilen ceza kesinleşecektir. Ceza kesinleştiği takdirde sanığın sicil kaydına bu ceza 1 yıl 8 ay hapis cezası olarak işlenecek ve adli sicil kaydında bu ceza görülecektir. Sanık beraat etmesi gerektiği gerekçesiyle bu hükmü temyiz ettiğinde ise, Yargıtay ilgili Dairesinin yaptığı inceleme sonucu, suçun mesela Tehdit suçundan daha ağır cezayı gerektiren Yağma suçunu oluşturduğu gerekçesi ile bozulması halinde, 5271 sayılı Kanun'un 307. madde metninde yazdığı gibi uygulama yapılarak örneğin, sanığın cezası daha ağır cezayı gerektiren suçtan yani yağma suçundan 10 yıl hapis olarak değil de mevcut kazanılmış hakkı nedeniyle cezası hüküm fıkrasına 1 yıl 8 aya indirilmek suretiyle sicil kaydına işlenecektir. Eğer Cumhuriyet Başsavcılığının itirazında olduğu gibi "infazda gözetilir" denilerek cezanın yağma suçunun gerektirdiği şekliyle örneğin hakim hüküm fıkrasında mesela yağma nedeniyle sanık hakkında 10 yıl hapis cezası verip hüküm fıkrasında 10 yıl hapsi bırakırsa kararın kesinleşmesi durumunda sanığın adli sicil fişine göre adli sicil kaydında 10 yıl hapis cezası görülecektir. Bu durumun sebebiyet vereceği sıkıntıları yine bir örnekle açıklayacak olursak; 1136 sayılı Avukatlık Kanun'u 5. maddesine göre, Kanun'un 5 (a) bendinde yazılı hallerden birinin varlığı halinde avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur. Buna göre; (Değişik: 23/1/2008-5728/326 md.) Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar (…) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak,..." şartını içermektedir. Yani sayılan suçlar hariç iki yıllık hapis cezasını aşan mahkûmiyeti olan kişiler avukatlık mesleğini icra edemeyecektir. Suç işleyen sanığın avukat olması halinde yağma suçu Avukatlık Kanunun 5. maddesinde sayılan suçlardan olmadığı için 2 yılın üzerinde hapis cezasını gerektirir bir cezası olması halinde sanığın mesleğine engel bir hal bulunacaktır. Buna karşın iki yılın üzerinde bir cezasının bulunmaması halinde mesleğine engel herhangi bir hal bulunmayacaktır. Sanık tehdit değil de yağma suçundan ceza alsa ve adli sicil kaydında 1 yıl 8 ay hapis cezası aldığı görülürse söz konusu avukat, avukatlık mesleğinde bir kesinti olmadan görevine devam edebilecektir. İtirazda belirtildiği gibi "infazda gözetilir" denmesi halinde ise sanığın adli sicil kaydında 10 yıl hapis cezası görülecek ve 10 yıl boyunca bu kişi mesleğini ifa edemeyecektir. Bu ahvalde sanık ilk kararı temyiz etmeseydi, avukatlık mesleğini ifa edebilecekti. Kanun koyucu tarafından zaman zaman sadece cezaların miktarı dikkate alınarak şartlı salıverme, infazın ertelenmesi, uzlaşma, arabuluculuk, basit yargılama usulü, seri yargılama usulü ve benzeri gibi çok sayıda düzenleme yapılmaktadır. Sanık, hakkında verilen ilk kararı "beraat etmeliydim" diye temyiz etmese idi cezası 1 yıl 8 ay olarak görüneceğinden sicil fişlerinde de bu şekilde olacağından yapılacak lehe düzenlemelerden istifade edebilecektir. Oysa itiraz olunduğu üzere o durumun kabul edilmesi halinde kişinin sabıka kaydında 10 yıl hapis cezası görüneceğinden sonradan yapılacak bu veya benzeri yöndeki herhangi bir düzenlemeden sanık istifade edemeyecektir. Kaldı ki 5271 sayılı Kanun'un 232/6 ve 307. maddeleri oldukça açıktır: 5271 sayılı Kanun'un 307; "(5) Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz." 5271 sayılı Kanun'un 232; "(6) Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." Açıkça görüldüğü üzere 5271 sayılı Kanun'un 232/6 fıkrasında verilecek ceza miktarının hükümde hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık olması gerektiği açık açık düzenlenmiştir. İtirazda olduğu gibi kazanılmış hak olarak hükümde ceza miktarı gösterilmeyip sadece "infazda gözetilir" şeklindeki bir ifadede hükümde hukuki bir netlik olmayacağı açıktır. Çünkü infaz hukuku ile ceza hukuku birbirinden farklı iki hukuk dalıdır ve infaz hukukunda tanığın infaz olacak cezası şahsi durumlarına göre veya işlediği suçun niteliklerine göre farklılıklar gösterebilmektedir. Özellikle kişinin cezası infaz edilirken cezaevinde işleyeceği disiplin cezasını gerektiren suçlar veya benzeri nedenlerin ortaya çıkması halinde çok daha fazla ceza yatması söz konusu olmaktadır. Bu durum hükümde kesinlikle tereddüte mahal vermeyecek netlik kuralına açık aykırılık teşkil etmektedir. İnfaz kişiden kişiye, mükerrerlik durumuna, infaz sırasında meydana gelen durumlara ve içtima hükümlerine göre farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, sanık aleyhine sonuç doğurması teknik olarak her zaman mümkündür. Kanun koyucu bunu gözeterek, ceza miktarının kazanılmış hak teşkil edeceğini 5271 sayılı Kanun'un 307. maddesinde “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.” şeklinde açıkça yazmak suretiyle bu durumu düzenlediğinden, yine 5271 sayılı Kanun'un 232/6 fıkrasıda sanığın aleyhe temyiz olmaması nedeniyle kazanmış olduğu ceza miktarının tereddüte mahal vermeyecek şekilde ve hüküm fıkrasında açık olarak gösterilmesi gerektiğinden, bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 232/6 ve 5271 sayılı Kanun'un 307 maddesindeki açık düzenlemeler nedeniyle aksi halin açık kanun hükmüne aykırılık oluşturacağı ve sanığın da aleyhine sonuçlar doğuracağı açık olduğundan sanık aleyhine yorumla bu duruma gidilemeyeceği, dolayısıyla kazanılmış hakkın ceza miktarı olarak hükümde gözetilmesi gerektiği belirlenmekle, düzeltilerek onama kararı verilen Dairemiz kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 22.05.2025 tarihli ve 2023/19565 Esas, 2025/5716 Karar sayılı düzeltilerek onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Nitelikli yağma dosyasında, sanığın aleyhine temyiz bulunmadığından kazanılmış hak nedeniyle indirilen cezanın hüküm fıkrasında ceza olarak mı yoksa 'infazda gözetilir' biçiminde mi gösterileceği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazına konu olmuştur.
Hukuki İlke: Yalnızca sanık lehine temyiz edilen hükümde yeniden verilen ceza öncekinden ağır olamaz (CMK 307/5); CMK 232/6 uyarınca ceza miktarı hüküm fıkrasında tereddüde yer vermeyecek şekilde açık gösterilmelidir. 'İnfazda gözetilir' ifadesi yetersizdir, çünkü adli sicile ağır cezanın işlenmesine ve sanığın sonraki lehe düzenlemelerden yararlanamamasına yol açar.
Uygulama Sonucu: Başsavcılık itirazının reddi (ret) ve konunun Yargıtay Ceza Genel Kuruluna tevdii
Dava Strateji Notu: Kazanılmış hakkın hüküm fıkrasında net ceza miktarı olarak yazılması, adli sicil kaydı, meslek engelleri (ör. Avukatlık Kanunu 5) ve sonraki lehe düzenlemelerden yararlanma bakımından sanık için hayati önemdedir.