Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2025/3185 E. , 2025/9271 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2023/630 E., 2023/ 800 K. SUÇ: Nitelikli yağma HÜKÜM: Düzeltilerek esastan reddi ile onama TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 22.05.2025 tarihli ve 2023/19796 Esas, 2025/5624 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2025/3185 E. , 2025/9271 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2023/630 E., 2023/ 800 K. SUÇ: Nitelikli yağma HÜKÜM: Düzeltilerek esastan reddi ile onama TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 22.05.2025 tarihli ve 2023/19796 Esas, 2025/5624 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.06.2025 tarih 6 - 2023/59909 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, kazanılmış hakka konu cezanın ceza hükmü mü yoksa infazda gözetilmesi gereken bir ceza mı olduğu hususuna ilişkindir. Somut olayda, İlk derece mahkemesince sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının lehe istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/11/2022 tarihli, 2022/192 Esas ve 2022/419 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında yağma suçundan dolayı 5237 sayılı TCK'nın 149/1-a-d, 62/1, 53/1-2-3, 58 maddelerinin uygulanması sonucu 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükme ilişkin istinaf başvurusunu inceleyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 10/04/2023 tarihli ve 2023/630 Esas, 2023/800 Karar sayılı kararı ile; "1) 5271 sayılı CMK'nın 283. maddesi uyarınca kazanılmış hak nedeniyle sanığın cezasının, 8 yıl 4 ay hapis cezası üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken; sanığın neticeten 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmesi ve sanık hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin koşullarının oluşmadığının gözetilmemesi, Usul ve yasaya aykırı olmakla, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1 maddelerinin verdiği yetkiye istinaden; Hükmün 1. bendinin 4. paragrafında yer alan; ''sanığın neticeten 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,'' ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine; "Sanık hakkında hükmolunan 9 yıl 2 ay hapis cezasının 8 yıl 4 ay hapis cezası üzerinden infazına," ibaresinin eklenmesine; Hükmün sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin 1. bendinin "8." paragrafının tamamen hükümden çıkartılarak, yerine; "Sanığın adli sicil kaydında yer alan Mut Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/825 esas ve 2018/436 karar sayılı ilamı ile hırsızlık suçundan TCK'nın 142/1-e, 62 maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, kararın 05.03.2019 tarihinde kesinleştiği, halen infaz aşamasında olduğu ve bu ilam nedeniyle mükerrir olduğu anlaşılmakla; sanığın TCK'nın 58/6-7 maddeleri gereğince mükerrir sayılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına," fıkrasının eklenmesine," karar verilmek sureti ile, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verildiği, bahsedilen hükmün sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine ise Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 22/05/2025 tarihli ve 2023/19796 Esas, 2025/5624 Karar sayılı kararı ile özetle sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükümde sonuç ceza yönünden kazanılmış hakkın korunması yerine hükmolunan 9 yıl 2 ay hapis cezasının, 8 yıl 4 ay hapis cezası üzerinden infazına şeklinde karar verilmesi, bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafinin temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün bozulmasına, bozma nedeni yeniden yargılama yapılması gerektirmediğinden, 5271 sayılı Kanunun 303. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, "Sanık hakkında hükmolunan 9 yıl 2 ay hapis cezasının 8 yıl 4 ay hapis cezası üzerinden infazına" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine ''5271 sayılı Kanun'un 283. maddesi gereğince sonuç ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek neticeten 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usûl ve yasaya uygun bulunan hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle düzeltilerek onanmasına karar verildiği buna karşılık anılan Dairemiz kararına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.06.2025 tarih 6 - 2023/59909 sayılı yazısı ile özetle Yüksek Dairece hükümde "Sanık hakkında hükmolunan 9 yıl 2 ay hapis cezasının 8 yıl 4 ay hapis cezası üzerinden infazına" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine ''5271 sayılı Kanun'un 283. maddesi gereğince sonuç ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek neticeten 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına," şeklinde düzeltilmek suretiyle hükmün onanmasına dair karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunun değerlendirildiği gerekçesiyle itiraz yasa yoluna başvurulmuştur. II. GEREKÇE Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli mahkûmiyet hükmüne ilişkin olarak, sanık hakkında aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından, sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bilindiği üzere sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümleri kesinleştikten sonra ceza fişi düzenlenerek sanığın adli sicil kayıtlarına işlenir; cezalara ilişkin ilgili kanun maddeleri ve ceza miktarları tek tek bu kayda yazılarak sicile işlenir. Ancak, Mahkemelerce verilen hükümlere ilişkin gerekçe kısmı bu sicillere işlenemez. Örneğin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106 ıncı maddesinde yer alan tehdit suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen bir sanık, beraat etmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü temyiz etmemiş ise aleyhe temyiz olmadığı için hakkında verilen ceza kesinleşecektir. Ceza kesinleştiği takdirde sanığın sicil kaydına bu ceza 1 yıl 8 ay hapis cezası olarak işlenecek ve adli sicil kaydında bu ceza görülecektir. Sanık beraat etmesi gerektiği gerekçesiyle bu hükmü temyiz ettiğinde ise, Yargıtay ilgili Dairesinin yaptığı inceleme sonucu, suçun mesela Tehdit suçundan daha ağır cezayı gerektiren Yağma suçunu oluşturduğu gerekçesi ile bozulması halinde, 5271 sayılı Kanun'un 307. madde metninde yazdığı gibi uygulama yapılarak örneğin, sanığın cezası daha ağır cezayı gerektiren suçtan yani yağma suçundan 10 yıl hapis olarak değil de mevcut kazanılmış hakkı nedeniyle cezası hüküm fıkrasına 1 yıl 8 aya indirilmek suretiyle sicil kaydına işlenecektir. Eğer Cumhuriyet Başsavcılığının itirazında olduğu gibi "infazda gözetilir" denilerek cezanın yağma suçunun gerektirdiği şekliyle örneğin hakim hüküm fıkrasında mesela yağma nedeniyle sanık hakkında 10 yıl hapis cezası verip hüküm fıkrasında 10 yıl hapsi bırakırsa kararın kesinleşmesi durumunda sanığın adli sicil fişine göre adli sicil kaydında 10 yıl hapis cezası görülecektir. Bu durumun sebebiyet vereceği sıkıntıları yine bir örnekle açıklayacak olursak; 1136 sayılı Avukatlık Kanun'u 5. maddesine göre, Kanun'un 5 (a) bendinde yazılı hallerden birinin varlığı halinde avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur. Buna göre; (Değişik: 23/1/2008-5728/326 md.) Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar (…) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak,..." şartını içermektedir. Yani sayılan suçlar hariç iki yıllık hapis cezasını aşan mahkûmiyeti olan kişiler avukatlık mesleğini icra edemeyecektir. Suç işleyen sanığın avukat olması halinde yağma suçu Avukatlık Kanun'un 5. maddesinde sayılan suçlardan olmadığı için 2 yılın üzerinde hapis cezasını gerektirir bir cezası olması halinde sanığın mesleğine engel bir hal bulunacaktır. Buna karşın iki yılın üzerinde bir cezasının bulunmaması halinde mesleğine engel herhangi bir hal bulunmayacaktır. Sanık tehdit değil de yağma suçundan ceza alsa ve adli sicil kaydında 1 yıl 8 ay hapis cezası aldığı görülürse söz konusu avukat, avukatlık mesleğinde bir kesinti olmadan görevine devam edebilecektir. İtirazda belirtildiği gibi "infazda gözetilir" denmesi halinde ise sanığın adli sicil kaydında 10 yıl hapis cezası görülecek ve 10 yıl boyunca bu kişi mesleğini ifa edemeyecektir. Bu ahvalde sanık ilk kararı temyiz etmeseydi, avukatlık mesleğini ifa edebilecekti. Kanun koyucu tarafından zaman zaman sadece cezaların miktarı dikkate alınarak şartlı salıverme, infazın ertelenmesi, uzlaşma, arabuluculuk, basit yargılama usulü, seri yargılama usulü ve benzeri gibi çok sayıda düzenleme yapılmaktadır. Sanık, hakkında verilen ilk kararı "beraat etmeliydim" diye temyiz etmese idi cezası 1 yıl 8 ay olarak görüneceğinden sicil fişlerinde de bu şekilde olacağından yapılacak lehe düzenlemelerden istifade edebilecektir. Oysa itiraz olunduğu üzere o durumun kabul edilmesi halinde kişinin sabıka kaydında 10 yıl hapis cezası görüneceğinden sonradan yapılacak bu veya benzeri yöndeki herhangi bir düzenlemeden sanık istifade edemeyecektir. Kaldı ki 5271 sayılı Kanun'un 232/6 ve 307. maddeleri oldukça açıktır: 5271 sayılı Kanun'un 307; "(5) Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz." 5271 sayılı Kanun'un 232; "(6) Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." Açıkça görüldüğü üzere 5271 sayılı Kanun'un 232/6 fıkrasında verilecek ceza miktarının hükümde hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık olması gerektiği açık açık düzenlenmiştir. İtirazda olduğu gibi kazanılmış hak olarak hükümde ceza miktarı gösterilmeyip sadece "infazda gözetilir" şeklindeki bir ifadede hükümde hukuki bir netlik olmayacağı açıktır. Çünkü infaz hukuku ile ceza hukuku birbirinden farklı iki hukuk dalıdır ve infaz hukukunda sanığın infaz olacak cezası şahsi durumlarına göre veya işlediği suçun niteliklerine göre farklılıklar gösterebilmektedir. Özellikle kişinin cezası infaz edilirken cezaevinde işleyeceği disiplin cezasını gerektiren suçlar veya benzeri nedenlerin ortaya çıkması halinde çok daha fazla ceza yatması söz konusu olmaktadır. Bu durum hükümde kesinlikle tereddüte mahal vermeyecek netlik kuralına açık aykırılık teşkil etmektedir. İnfaz kişiden kişiye, mükerrerlik durumuna, infaz sırasında meydana gelen durumlara ve içtima hükümlerine göre farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, sanık aleyhine sonuç doğurması teknik olarak her zaman mümkündür. Kanun koyucu bunu gözeterek, ceza miktarının kazanılmış hak teşkil edeceğini 5271 sayılı Kanun'un 307. maddesinde “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.” şeklinde açıkça yazmak suretiyle bu durumu düzenlediğinden, yine 5271 sayılı Kanun'un 232/6 fıkrasıda sanığın aleyhe temyiz olmaması nedeniyle kazanmış olduğu ceza miktarının tereddüte mahal vermeyecek şekilde ve hüküm fıkrasında açık olarak gösterilmesi gerektiğinden, bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 232/6 ve 5271 sayılı Kanun'un 307 maddesindeki açık düzenlemeler nedeniyle aksi halin açık kanun hükmüne aykırılık oluşturacağı ve sanığın da aleyhine sonuçlar doğuracağı açık olduğundan sanık aleyhine yorumla bu duruma gidilemeyeceği, dolayısıyla kazanılmış hakkın ceza miktarı olarak hükümde gözetilmesi gerektiği belirlenmekle, düzeltilerek onama kararı verilen Dairemizin anılan kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 22.05.2025 tarihli ve 2023/19796 Esas, 2025/5624 Karar sayılı düzeltilerek onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 03.11.2025 tarihinde karar verildi.