İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2025/5752 Karar: 2026/1221 Tarih: 2026

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2025/5752 K.2026/1221

6. Ceza Dairesi 2025/5752 E. , 2026/1221 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2168 E. 2025/2004 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz ed

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2025/5752 E. , 2026/1221 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2168 E. 2025/2004 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz ed

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2025/5752 E. , 2026/1221 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2168 E. 2025/2004 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 29.02.2007 tarihli iddianamesi ile; sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c-d-f-g ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır. B. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 12.11.2014 tarihli iddianamesi ile; sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-c-d-g ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır. C. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.12.2014 tarihli ve 2014/354 Esas, 2014/384 Karar sayılı kararı ile; sanıklar ... ve ... hakkında açılan davaları arasında fiili ve hukuki irtibat bulunması sebebi ile dosyaların birleştirilmesine karar verilmiştir. D. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.06.2022 tarihli kararı ile; sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli yağma suçundan cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de; yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle sanıkların 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. E. O yer Cumhuriyet savcısnın istinaf istemi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 02.11.2023 tarihli kararı ile; ... sanıklar ... ve ...'ün sübuta ... nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-c-d, 35 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden delillerin takdirinde yanılgılı uygulama ile yazılı şekilde beraat kararları verilmesi Nedeniyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. F. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.03.2025 tarihli kararı ile; sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-c-d, 35, 62... . maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. G. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 02.07.2025 tarihli kararı ile; sanık ... ve sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri, dosyada sanığın cezalandırılmasını gerektiren somut delil bulunmadığı, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği, zamanaşımı süresinin dolduğuna ilişkindir. Sanık ...'ün temyiz sebepleri, teşhisin usulüne uygun olmadığı, dosyada cezalandırılmasını gerektiren somut delil bulunmadığı, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 10.06.2022 tarihli ve 2014/72 Esas, 2022/234 Karar sayılı dosyasında sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi 02.11.2023 tarihli ve 2022/3752 Esas, 2023/2795 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde tarafların temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında Bölge Adliye Mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak Bölge Adliye Mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi 02.11.2023 tarihli ve 2022/3752 Esas, 2023/2795 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 05.03.2025 tarihli ve 2024/59 Esas, 2025/75 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesinde, hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ... müdafii ve sanık ...'ün temyiz istemleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 02.07.2025 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2 maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 10.02.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla