Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2025/6016 E. , 2025/11551 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/199 E., 2025/2343 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Bozma üzerine mahkûmiyette direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 24.09.2025 tarihli ve 2025/1991 Esas, 2025/2343 Karar sayıl
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2025/6016 E. , 2025/11551 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/199 E., 2025/2343 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Bozma üzerine mahkûmiyette direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 24.09.2025 tarihli ve 2025/1991 Esas, 2025/2343 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 29.05.2025 tarihli ve 2023/20048 Esas, 2025/5945 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307/4 maddesi uyarınca Dairemize gönderildiği belirlenmekle; Yapılan ön inceleme neticesinde; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. DİRENME SEBEPLERİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararında özetle; sanık hakkında nitelikli yağma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesine ilişkindir. II. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir. Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da "şüpheden sanık yararlanır" kuralının uygulanması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "..." olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/6-110 Esas, 465 Karar; 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilamlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir. Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da "şüpheden sanık yararlanır" kuralının uygulanması gerekecektir. Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak somut olay değerlendirildiğinde, sanığın tüm aşamalarda suçlamayı inkar ettiği, sanık ile mağdurun gece vakti ortak çocuklarının ağlaması nedeniyle aralarında tartışma çıktığının taraf beyanlarından anlaşıldığı, bunun üzerine tokat atmasına sinirlenen mağdurun aşamalardaki çelişkili beyanları dışında, mağdurun telefon ve parasının alındığına dair, mağdurun kolluk aşamasında alınan beyanı dışında delil bulunmadığı ve taraflar arasında husumet oluştuğu anlaşılmakla, sanık hakkında nitelikli yağma suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, mahkumiyete yeter ve kesin mahiyette delil bulunmadığından, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden, direnme kararının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 24.09.2025 tarihli ve 2025/1991 Esas, 2025/2343 Karar sayılı direnme kararı yerinde görülmediğinden, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 29.05.2025 tarihli ve 2023/20048 Esas, 2025/5945 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 307/4. maddesi gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 18.12.2025 tarihinde karar verildi.