Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2025/603 E. , 2025/4085 K. "İçtihat Metni" İSTİNAF SONRASI TEMYİZ TUTUKLU/TAHLİYE İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/3393 E., 2024/3027 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında nitelikli yağma suçundan
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2025/603 E. , 2025/4085 K. "İçtihat Metni" İSTİNAF SONRASI TEMYİZ TUTUKLU/TAHLİYE İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/3393 E., 2024/3027 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek temyiz sebebinin var olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. Mağdure ile sanığın olay tarihinde evli oldukları ancak aralarında şiddetli geçimsizlik bulunduğu ve bu geçimsizlikler nedeniyle çıkan tartışmalar neticesinde olay gününden bir gün önce sanığın mağdureyi dövdüğü bu olayla ilgili mağdurenin resmi mercilere müracaat etmediği ertesi günü mağdurenin sabah işe gitmek için evden ayrıldığı bir kaç saat sonra eşi olan sanığın, mağdureyi telefonla aradığı mağdurenin konuşma sırasında boşanmak istediğini söylediği sanığın ise iş çıkışında eve gelince konuşacaklarını ifade ettiği mağdurenin iş çıkışı eve gittiği sanıkla aralarındaki konuşma sırasında yine tartışma çıktığı sanığın mağdureye eliyle vurduğu ardından altınları istediği, mağdurenin vermek istememesi üzerine sanığın katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaraladığı ve mağdurenin çantasını karıştırıp biri gerçek biri imitasyon olan iki adet bileziği, sehpanın üzerinde duran mağdure adına kayıtlı aracın anahtarı ve mağdureye ait cep telefonunu aldığı, mağdureye "ben bunları yiyeceğim sende evden çık çıkabilirsen" deyip üzerine kapıyı kilitleyerek gittiği, yarım saat kadar sonra geri geldiği, mağdureyi yanına alarak kendi anne ve babasının evine götürdüğü kendisinin eve girmediği bileziği kuyumcuya götürüp 44.500,00 TL karşılığında bozdurduğu mağdurenin gittiği evde olduğunu belirttiği cep telefonundan polisi araması üzerine sanığın aranmaya başlandığı telefonla kendisine ulaşıldığı sanığın mağdurenin üzerine kayıtlı aracı ve imitasyon bileziği götürüp polislere teslim ettiği satmış olduğu bileziğin parasını ise annesine verdiği olayda; sanık söz konusu aracı ve altınları evlilik birliği içerisinde aldığını, aracın kredi borcu bulunduğunu, bunun haricinde kredi kartı borçlarının olduğunu aracı satıp daha düşük model bir araç alma ve altınları satıp borçlarını kapatma konusunda aralarında anlaştıklarını iddia etmiş, mağdure ise bu altınları ve aracı kendi parasıyla satın aldığını evlenmeden önce aracının olduğunu o aracı evlendikten sonra satıp yeni araç aldığını altınları da AFAD tarafından yatırılan para ile aldığını bunların kendisine ait olduğunu iddia etmiştir. Mağdure ve sanığın olaydan sonra boşandıkları mağdurenin 07.05.2024 tarihli dilekçesi ile şikâyetinden vazgeçtiği, madi ve manevi alacağının kalmadığını belirttiği anlaşılmıştır. Sanığın altınları alma kastının belirlenmesi açısından öncelikle, sanık ve mağdure arasında görülen boşanma dava dosyasının ilgili mahkemeden getirtilmesi, sanığın ve mağdurenin bu konuda ifadelerinin alınması, tarafların, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun eşler arası mal rejimini düzenleyen hükümlerine göre evlenmeden önce veya sonra (noterde düzenleme veya onaylama şeklinde) mal rejimi sözleşmesi' yapıp yapmadıkları, ya da evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirmiş olup olmadıkları, sözleşme yapmışlar ise kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edip etmedikleri, hangisini seçtikleri ve bu rejime ilişkin düzenlemeler kapsamında suça konu edilen altınların kime ait olduğu hususlarının etraflıca araştırılması, mal rejimi sözleşmesi yapılmamış ise eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimi'nin uygulanması asıl olacağından, evlilik birliği devam ederken paydaş oldukları altınların boşanma süreci ile5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 150 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında bir hukuki ilişkiye dayalı alacağa konu olup olmayacağının tartışılması/değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde uygulama yapılması, 2. Kabule göre de; soruşturma aşamasında mağdurenin şikâyeti üzerine mağdurenin adına kayıtlı aracı ve imitasyon bileziği kolluk görevlilerine teslim eden sanık hakkında mağdureye sorulup sonucuna göre kısmi iade sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesi gereğince cezasından indirim yapılıp yapılmayacağının tartışılmaması hukuka aykırılık görüldüğünden, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve resen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun 'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görüldüğünden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesi gereği, hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sanığın başka suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise derhal bihakkın TAHLİYESİNE, bozma kararı doğrultusunda sanığın bu suçtan tahliyesi için tutuklu bulunduğu Ceza İnfaz Kurumuna ve bağlı yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Elbistan Ağır Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.