KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2026/2861 E., 2026/3935 K.
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2026
- Konu
- Dolandiricilik İban Magduriyeti
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2026/175 E., 2026/675 K
- Suç
- Nitelikli yağma
- Hükümler
- Direnme, mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Bozma İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 11.03.2026 tarihli ve 2026/175 Esas, 2026/675 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 03.12.2025 tarihli ve 2024/3846 Esas, 2025/12020 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307/4. maddesi uyarınca
Karar Detayı
563 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Dairemize gönderildiği belirlenmekle. Yapılan ön inceleme neticesinde. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere.
"Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir.
Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir.
Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır.
Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır.
Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak,
somut olayda, katılanın aşamalarda alınan ifadelerinde; olay gecesi sanığın cüzdanını zorla elinden aldığını ancak cüzdan içerisinden hiçbir şey almadan cüzdanı yere attığını belirtmesi karşısında olayın başından beri suçlamayı kabul etmeyen sanığın savunmasının aksine katılanın iddiasını destekler şekilde somut, inandırıcı ve mahkûmiyete yeter derecede kesin delillerin elde edilemediği, yine bu iddianın tanık beyanları ile de desteklenmediği, başka bir anlatımla sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak somut bir delilin bulunmadığı anlaşılmakla, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak,
sanık hakkında nitelikli yağma suçundan beraati yerine, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı yerinde görülmemiştir.
II. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 11.03.2026 tarihli ve 2026/175 Esas, 2026/675 Karar sayılı direnme kararı yerinde görülmediğinden, Yargıtay