Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2026/749 E. , 2026/2914 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/311 E., 2025/255 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve ye
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2026/749 E. , 2026/2914 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/311 E., 2025/255 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2020 tarihli kararının istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi tarafından verilen kararın sanık ve müdafii tarafından temyizi sonrasında, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 29.05.2024 tarihli kararı ile bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.04.2025 tarihli ve 2024/311 Esas, 2025/255 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-e-h, 53... . maddeleri uyarınca 11 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın usule ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın suçu işlemediğine, katılanın soyut beyanlarından başka mahkûmiyete yeterli her tülü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına, mahkûmiyet kararının hatalı olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına, üst sınırdan ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, ifadesi alınmadan ve duruşmaya getirtilmeden karar verildiğine, savunma hakkının kısıtlandığına, dosyada bulunan delil niteliğindeki evrakın kendisine verilmediğine, mükerrirlik hükümlerinin hatalı uygulandığına, eksik araştırma ile karar verildiğine, kazanılmış hakkının korunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Kabul edilebilir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 196/1. madde ve fıkrası "Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir." hükmünü, aynı Kanun'un 307/1-2. madde ve fıkraları ise "(1) Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.(2) Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin dosyada varolan adreslerine de davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, her hâlde dinlenmesi gerekir." hükümlerini havidir. 2. Bozma üzerine yapılan yargılama sırasında, sanığın Sungurlu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda başka suçtan hükümlü olarak bulunduğu, cezaevi aracılığıyla gönderdiği 22.11.2024 tarihli dilekçede duruşmalara Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılmayı talep ettiği, yapılan üç duruşmada da bağlantı kurulamaması sebebiyle sanığın hazır edilememesi nedeniyle 30.04.2025 tarihli karar duruşmasında ilgili Baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafiinin talebi üzerine sanığın duruşmalardan bağışık tutulmasına karar verilmesine rağmen sanığın gerek mahkemeye gönderdiği talep dilekçesinde gerekse temyiz dilekçesinde duruşmalara katılmak istediğini belirttiği, sanık müdafinin ise bu hususta yetkili kılındığına dair dosyaya yansıyan bir bilgi veya belgenin bulunmadığı ve bozma öncesi sanık hakkında nitelikli yağma suçundan ilk derece mahkemesi tarafından verilen 11 yıl hapis cezasına ilişkin kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince hapis cezasının 10 yıl olarak belirlenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği de göz önünde bulundurulduğunda, 5271 sayılı Kanun'un 196/1 ve 307/1-2. maddelerine muhalefet edilerek, karar tarihinde cezaevinde bulunan sanığın talebine aykırı olacak şekilde, bizzat veya SEGBİS vasıtasıyla hazır edilmeden yokluğunda yargılamaya devam edilerek bozmaya konu cezadan daha ağır bir cezaya mahkûmiyetine karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye farklı gerekçe ile uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,06.04.2026 tarihinde karar verildi.