KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/10126 E., 2011/515 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
418 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar, davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, paydaşlığın giderilmesine ilişkindir. Mahkemece, paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde, tarafların paydaş olduğu 6396 parsel sayılı taşınmazın, satışı suretiyle paydaşlığının giderilmesini istemiştir.Davalı vekili, taşınmaz üzerindeki üç katlı binanın davalı tarafından yapıldığını belirterek, taşınmazın satışına karar verilmesi halinde, bedelinin davalıya verilmesini istemiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa, bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza, ne kadarının muhtesada isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay verme mümkün değildir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen ve satışına karar verilen 6396 No’lu parsel üzerinde bulunan zemin + iki normal katlı binanın davalıya ait olduğu hususu uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemenin önceki kararı, binanın değeri yönünden yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan raporlar arasında, yapının değerine ilişkin olarak çelişki bulunduğu ve satış bedelinin nasıl dağıtılacağına ilişkin bir açıklama yapılmaksızın infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamı tam olarak yerine getirilmemiştir.
Bozmadan sonra yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen 26.6.2008 tarihli bilirkişi raporunda bina değeri 75600 TL, 23.3.2009 tarihli bilirkişi raporunda ise binanın değeri 290790 TL olarak belirtilmiş, mahkemece oran kurulurken 23.3.2009 tarihli bilirkişi raporu esas alınmıştır. Bilirkişi raporları arasındaki muhdesat değerine ilişkin çelişki giderilmeden oran kurularak satış kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, toplam inşaat alanı, inşaat birim fiyatları ve yıpranma payının neden üçle çarpıldığı üzerinde durulmadan karar verilmesi de hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/10126, K. 2011/515, 24 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama