KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/10450 E., 2010/12356 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Aksaray İcra Mahkemesi
Karar Metni
426 kelime·2 dk okuma
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu hakkında kira alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesini istemiştir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 14.12.2009 günlü haciz ve tahliye istekli olarak davalı aleyhine başlatmış olduğu icra takibi ile 6.000,00.-TL kira alacağının tahsilini istemiş, 05.12.2008 başlangıç tarihli bir yıl süreli sözlü kira sözleşmesini takibe ve davaya dayanak yapmıştır. Davalı icra takibine vaki itirazında, taraflar arasında yazılı kira sözleşmesi bulunmadığını, kira başlangıcının 25.10.2008 olduğunu, yıllık kira bedelinin 750.-TL olup, ödenmemiş kira borcu bulunmadığını bildirmiştir.
Borçlar Kanununun 260.maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle açılacak tahliye davasının kural olarak kiralayan tarafından açılması gerekir. Kiralayanlar birden fazla ise aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan ihtarnameyi birlikte göndermeleri ve yine davayı da birlikte açmaları zorunludur. Kiralayan durumunda olmayan malik veya kiralananı sonradan iktisap eden yeni malikin önceden kiracıya ihbar göndererek kira paralarının kendisine ödenmesini istemesi bu ihbarın sonuçsuz kalması halinde yasal içerikli ihtarname tebliğ ettirmek suretiyle dava açması gerekir. Dava hakkına ilişkin bu husus mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulmalıdır.
Olayımızda, davacının kiralananı 05.12.2008 tarihinde iktisab ettiği anlaşılmakta ise de davacının, yukarıda yazılı kurallarda açıklandığı gibi iktisabından sonra kira bedellerinin davalı tarafça kendisine ödenmesini isteyen bir ihbarın varlığını ileri sürmediği gibi bu hususuda ispat edememiştir. Bu durumda, davacı yeni malikin, davalı hakkında kira alacağı sebebiyle yapılan icra takibine dayalı olarak kiralananın tahliyesini istemesi usul ve yasaya aykırıdır. Kabule göre de; ödeme emrinin 28.12.2009 tarihinde davalıya tebliğ edilmesinden sonra, Borçlar Kanununun 260. maddesinde belirlenen yasal 30 günlük ödeme süresinin sona
ermesi beklenilmeden 08.01.2010 tarihinde açılan tahliye davasının da süresinde açılmadığından bahisle reddedilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olmuş, kararın tahliyeye ilişkin kısmının bozulması gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin itirazın kaldırılması ve kira alacağı yönünden takibin devamına ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacı icra takibinde yıllık 6.000.-TL kira alacağının tahsilini istemiş, davalı icra takibine vaki itirazında yıllık kira bedelinin 750.-TL olduğunu açıklamıştır. Davacı yıllık kira bedelinin talep ettiği miktar kadar olduğunu ispat edemediğinden, mahkemece davalının kabul ettiği kira miktarı yönünden itirazın kaldırılmasına ve takibin devamına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istenilen ve ispat edilemeyen tüm miktar yönünden istemin kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/10450, K. 2010/12356, 9 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama