KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/10549 E., 2011/1884 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
683 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, karı koca arasında kişisel eşyanın tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali ve inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili ve davacı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, Ankara 7. Aile Mahkemesi'nin 2008/365 Es.
2008/1050 K. sayılı ilamı ile çeyiz ve ziynet eşyalarının tahsiline yönelik olarak açılan davada 750,00 TL'nin tahsiline karar verildiğini, bu davada alınan bilirkişi raporu ile çeyiz eşyalarının 3.845,00 TL, ziynet eşyasının ise 7.633,22 TL olduğunun belirlendiğini, fazlaya ilişkin hakkı saklı tuttuklarını belirterek bu kısmın tahsiline yönelik olarak icra takibine başladıklarını, takibe haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı vekili, takibe dayanak yapılan ilamın henüz kesinleşmediğini, muaccel bir alacak bulunmadığını, menkul teslimi için ilamlı takip yoluna başvurulabileceğini, alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine ve kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini savunmuştur.
İtirazın iptali davası genel hükümlere göre bakılan bir alacak (...) davasıdır. ... davası (hükmü), ... emrinden başka, zorunlu olarak dava konusu hakkın veya hukuki ilişkinin tespitini de kapsar. Buna göre hakim “dava edilebilir bir alacak hakkı”nın varlığını tespit eder. Başka bir anlatım ile muaccel olan alacak hakkının miktarını saptar ve ... emrini içeren hükmünü verir.
Olayımıza gelince; Davadaki istek Türk Medeni Kanunu'nun 220 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılmış kişisel eşyanın aynen, olmadığı takdirde bedelinin tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı kadın düğünde kendisine hediye edilen ve onun kişisel malı olan ziynet eşyasının ve çeyiz eşyasının tahsili için Ankara 7. Aile Mahkemesinin 2008/365 Es sayılı dosyası ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 750,00 TL ziynet bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiş olup bu defa davacı taraf bilirkişi raporu ile belirlenen 3.845,00 TL çeyiz eşyası ve 7633,22 TL ziynet bedelinin saklı tutulan kısmının tahsiline yönelik olarak Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2008/13946 sayılı dosyası ile 27.10.2008 tarihinde takip başlatmış, Örnek 7 ödeme emri ile Ankara 7. Aile Mahkemesi'nin 2008/365 Es.
2008/1050 K. sayılı dosyasında bulunan bilirkişi raporunda belirtilen çeyiz ve ziynet eşyalarının aynen teslimi olmadığı takdirde 10.728,22 TL çeyiz ve ziynet eşya bedeli ile 19.478,78 TL işlemiş faizi olmak üzere 30.207,00 TL 'nin tahsilini istemiştir. Ödeme emri davalıya 04.11.2008 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı 11.11.2008 tarihli itirazında alacağın yargılamayı gerektirdiğini, ilama bağlı alacağın bulunmadığını belirtmiştir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 24. Maddesi hükmü gereğince bir taşınır eşyanın teslimine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru bir icra emri tebliği suretiyle borçluya yedi gün içinde o şeyin teslimini emreder. Davacı tarafından eşyaların aynen teslimine ilişkin bir ilam ibraz edilmemiş ise de davacı taraf aynen teslim, olmadığı takdirde bedelinin tahsilini de istemiştir. Davacı kişisel eşyanın aynen teslimini isteyebileceği gibi bedelinin tahsilini de isteyebilir.
O halde davacının 20.05.2009 tarihinde işbu dava ile kişisel eşyanın bedeline ilişkin itirazın iptalini istemesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Öte yandan, bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma,yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik tasarruf özgürlüğüne yönelik saldırılara el atmanın önlenmesi davası ile karşı koyabileceği gibi istihkak davası ile de karşı koyabilir.
Eşya davası bu anlamda bir istihkak davası olmakla istem dava konusu eşyaların; aynen verilmesi, olmadığı takdirde dava tarihindeki bedelinin verilmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Dava konusu eşyaların mevcut olduğu tespit edilmiş ise uyuşmazlık mülkiyet hakkına dayandığından olayda zamanaşımı söz konusu olamaz.
Dava konusu eşyaların var olduğu tespit edilemez ise istem tazminata ilişkin olduğundan Borçlar Kanununun 125.maddesinde belirlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması ve karı koca arasındaki davalarda Borçlar Kanununun 132.maddesinin dikkate alınması gerekir.
Bu durumda mahkemece, işin esasına girilerek varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde B.K'nun 66. maddesi hükmü gereğince sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/10549, K. 2011/1884, 23 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama