KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/11031 E., 2011/1887 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi(Ticaret Mah.sıfatı ile
Karar Metni
543 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiralananın hor kullanılması nedeniyle tazminat ve elektrik fatura bedelinin tahsili isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile elektrik kullanım bedeli için hükmedilen faiz başlangıç tarihine yönelik temyiz itirazlarına gelince
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının 15.06.2006 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi ile davacıya ait fabrika binasında kiracı olduğunu, davalının davalının sözleşmedeki üç aylık süreye riayet etmeksizin 15.9.2006 tarihinde feshi ihbarda bulunduğunu, kiralananla birlikte teslim edilen makine ve demirbaşları hor kullandığını, bu zararın bir kısmının Yerköy Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/26 Diş. sayılı dosyası ile tespit edildiğini,
ayrıca davalının fabrika binasına ait 12.069 TL elektrik borcunun davacı tarafından ödendiğini belirterek 18.896 TL hor kullanma tazminatı ile 12.069 TL elektrik kullanım bedelinin faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili ise, taşınmazın tahliye edileceğinin davalıya noter ihtarı ile bildirildiğini, tahliye tarihinden yaklaşık bir yıl sonra yaptırılan tespit raporunun esas alınamayacağını, elektrik borcunun davacı şirket temsilcilerine ait şahsi kullanımdan kaynaklandığını ayrıca fabrika lojmanında davacı şirket yöneticilerinin yaşadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Kanununun 256.maddesi hükmüne göre kiracı kiralananı, kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak ve sözleşme sonunda aldığı hali ile iade etmek durumundadır. Kiralananın kötü (hor) kullanılması nedeniyle uğradığı zarar için kiralayan, giderim isteminde bulunabilir. Hasar miktarının tespiti bilirkişi incelemesini gerektirmekte olup, tek yanlı yapılan ve itiraza uğrayan delil tespitine ilişkin bilirkişi raporu hükme esas alınamaz.
Öte yandan HUMK’nun 368 ve devamı maddelerine dayanılarak yaptırılan delil tespitine ilişkin bilirkişi raporları aynı yasanın 374.maddesi hükmü uyarınca asıl dava dosyasının eki sayılmakla birlikte, söz konusu raporlara karşı belirli sürede itiraz edilmemesi halinde kesinleşeceği veya aleyhine tespit yaptırılan kişi hakkında kesin delil niteliği kazanacağına dair yasal bir düzenlemeye de yer verilmemiştir.
Bu nedenle delil tespiti yolu ile alının bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olan taraf bu itirazını hüküm verilinceye kadar mahkemeye bildirebilir. Kaldı ki tespit raporunun iddiayı ve savunmayı karşılayıp karşılamadığı, hüküm kurmaya yeterli olup olmadığını denetleme işi hakime ait bir görevdir.
Olayımızda; kiralananın tahliyesini müteakip davacı, 18.09.2007 tarihinde tespit yaptırmış ve o tespit sonucu verilen bilirkişi raporuna dayanarak bu davayı açmıştır. Mahkemece tespite ilişkin bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmiş ise de, söz konusu tespitin davalının yokluğunda yapıldığı görülmüştür. Davalı, söz konusu tespite ve bilirkişi raporlarına itirazını bildirmiş, duruşmada da tespitin gerçek durumu yansıtmadığını öne sürmüştür. Bu durumda, tek yanlı olarak yaptırılan tespit ve bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Öte yandan, Borçlar Kanunun 101/1 maddesinde, "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtariyle, mütemerrit olur" hükmü öngörülmüştür. Elektrik kullanım bedeli yönünden davalının temerrüde düşmesi sağlanmadan faiz başlangıç tarihinin 01.10.2007 olarak kabulü de doğru görülmemiştir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/11031, K. 2011/1887, 23 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama