KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/11211 E., 2011/1183 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
412 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, bir adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece, taşınmazın satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmesi üzerine, hüküm davalılar kayyımı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, tarafların dava konusu edilen 134 Ada 16 No’lu parsele birlikte malik olduklarını, davalıların kim olduklarının tespit edilemediğini, taşınmazın aynen bölünmesinin de mümkün olmadığını belirterek, satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan araştırma neticesinde davalıların kimlik bilgileri tespit edilemediğinden ara kararı ile kendilerine Hazine vekilinin kayyım olarak atanmasına karar verilerek yargılamaya devam edilmiş ve satış suretiyle ortaklığın giderilmesine hükmedilmiştir.
Paydaşlığın giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda ortaklar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı,taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir.
Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya bir kaçı diğer paydaşlara karşı açar. Davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlanmalıdır. Bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen 16 parsel No’lu taşınmazın paydaşlarından.... oğlu .... kızı .... kızı ....oğlu ..... oğlu ....oğlu.... kızı ....’nın açık kimliklerinin belli olmaması üzerine mahkemece kendilerine 30.4.2010 tarihli oturumda ara kararı ile Hazine vekili kayyım olarak atanarak yargılamaya devam olunmuştur.
Açık kimliği bilinmeyen ya da gaip olan kişilerin mal varlıkları üzerindeki hazine yararının daha iyi korunmasını sağlamak üzere mahallin en büyük mal memurunun kayyım atanması hususu 3561 Sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun’da düzenlenmiş olup, gerek Medeni Kanun’un 427. maddesi ve gerekse 3561 Sayılı Kanun gereğince kayyım atanması ayrı bir davanın konusunu teşkil eder.
Mahkemenin kendiliğinden ara kararı ile kayyım tayin etmesi ve onun huzuruyla davaya devam etmesi yargılamada taraf teşkilinin sağlandığı anlamına gelmez.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafa adı geçen paydaşlara 3561 sayılı yasa uyarınca kayyım atanmasını sağlamak için dava açmak üzere süre verilmesi, alınacak kayyım tayini kararı gereğince kayyımın davaya dahil ettirilerek taraf teşkilini sağlaması ve ondan sonra işin esası hakkında bir karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/11211, K. 2011/1183, 3 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama