KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/12127 E., 2011/1714 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
320 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava önalım hakkına konu payın iptali ve tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Önalıma konu edilen taşınmazın paydaşlarından .....'ün 13/16 payını 5.10.2009 tarihinde satması üzerine açılan önalım davasının yargılamasında davalı, taşınmaz üzerinde 4 katlı bir bina olduğunu taraflar arasında fiili taksim yapıldığını herkesin eylemli olarak kendi yerini kullandığını, kendisinin de pay satan....’den kullanmış olduğu 3 nolu daireyi satın aldığını belirterek fiili taksim savunmasında bulunmuştur.
Fiili taksim savunması yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde savunmanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu durum savunmanın genişletilmesi olarak düşünülemez.
Bu nedenle mahkemece yapılacak iş davalının fiili taksim savunması üzerinde durarak buna ilişkin delillerin toplanması, gerekirse mahallinde uzman bilirkişi marifeti ile keşif yapılarak her bir paydaşın kullandıkları yerlerin belirlenmesi, bu konuda denetime elverişli rapor alınması ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/12127, K. 2011/1714, 21 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama