KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/12316 E., 2011/4451 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
486 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davacı-davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına ilişkin payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı-davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına toplanan delillere, delillerin mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına göre davacı ...'ün temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Diğer davacıların temyiz itirazına gelince;
Birleşen Dosyanın davacılar vekili, dava dilekçesinde, davacıların paydaşı olduğu 314 parsel sayılı taşınmazda önalım hakkına dayanarak davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacılar adına tescilini istemiştir. Davalı vekili, fiili taksim nedeni ile önalım hakkının kullanılamayacağını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip paydaşların belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen 314 parsel sayılı taşınmaz, tanık anlatımlarına göre, 1990 yılında paydaşlar arasında fiilen taksim edilmiş ve bu taksim krokiye bağlanmıştır. Taksim krokisinde (g) harfi ile gösterilen yer davacı ..., ...’ün murisi olan ...’a kalmıştır. Dava konusu edilen ve önalıma konu pay ...in mirasçısı... tarafından davalı ...’ye satılmıştır.
Taksim krokisinde (g) harfi ile belirlenen yerin, ... mirasçılarının tasarrufunda olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davada çözülmesi gereken uyuşmazlık, ...in mirasçıları arasında fiili taksim olup olmadığıdır. Taşınmazda her bir paydaşın kullandığı belirli bir yerinin olmaması taşınmazın fiilen taksim edilmediği anlamına gelmez.
Taşınmaz üzerinde belirli bir yeri kullanırken, diğer satıcı paydaşın kullandığı kısım üzerinde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Davalının taşınmazın paydaşları arasında fiilen bölünerek kullanıldığı yönündeki savunması üzerine dinlenen taraf tanıklarının ifadeleri hüküm kurmaya elverişli değildir.
Mahkemece, iddia ve savunma yönünden tüm deliller toplanarak, taraf tanıklarının ve mahalli bilirkişilerin katılımı ile yeniden dava konusu taşınmazın başında keşif yapılması tanıkların ve bilirkişilerin beyanlarının olaylara dayalı olarak alınması, olursa beyanlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi, Serik Asliye Hukuk Mahkemesinin 31/3/2010 gün ve 2009/ 358 Esas ve 2010/133 Karar sayılı dava dosyasındaki tanık anlatımları da göz önünde bulundurularak,
beyanlarının değerlendirilmesi suretiyle, davacı ..., ...’ün dava konusu olan ve taksim krokisinde (g) harfi ile gösterilen yerde fiilen kullandıkları bir yerleri olup olmadığı üzerinden durularak oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/12316, K. 2011/4451, 7 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama