KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/13218 E., 2011/4612 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
507 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu edilen payın ilişkin bulunduğu 740 No’lu parselin paydaşlarından olduğunu, davalı ...’ın açmış olduğu paydaşlığın giderilmesi davasından sonra davalının taşınmazda 30.11.2005 tarihinde 5.000 TL bedelle pay satın aldığını öğrendiğini , önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu payın rayiç değerinin tapuda gösterilen değerin çok üzerinde olduğunu taşınmazın değerinin üzerindeki binalar ve tesisler ile birlikte 150.000 TL olup satıcı paydaş ile davalı arasında düzenlenen harici satış sözleşmesinde de payın 60.000 TL bedelle satıldığının belirtildiğini, bu değer itibariyle davanın açıldığı sulh hukuk mahkemesinin görevsiz olduğunu savunmuştur.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde,diğer paydaşa o payı öncelikle satın alma hakkını veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve o payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.
Önalım davalarında, görevli mahkemenin belirlenmesinde dava konusu edilen payın tapuda gösterilen satış bedeli ve bu satış sebebiyle davalı tarafından tapuda yapılan harç ve masrafları toplamının esas alınması gerekir.
Olayımıza gelince; paydaşlardan ...davacının da paydaşı bulunduğu 740 No’lu parselde önalım hakkına konu edilen 1 / 2 payı 30.11.2005 tarihinde 5.000.TL bedelle davalıya satmıştır. Davacı tapuda gösterilen satış bedeli üzerinden harç yatırmak suretiyle önalım hakkını kullanmak üzere işbu davayı açmıştır.
Yargılama sırasında davalı, satın aldığı payın değerinin tapuda düşük gösterildiğini, taşınmaz üzerindeki bina ve tesisler ile birlikte payın değerinin çok daha fazla olduğunu, satıcı ile aralarında düzenledikleri harici satış sözleşmesinde payın gerçek değerinin 60.000 TL olduğunun belirtildiğini savunmuş ise de, tapuda yapılan resmi satış işleminin tarafı olan davalı tapu sicil müdürlüğünde resmi memura bildirdiği satış bedeli ile bağlı olup satış bedelinin aslında daha yüksek olduğu iddiası dinlenemez.
Bu durumda davacının sorumluluğu yukarıda açıklandığı üzere tapuda gösterilen satış bedeli ve davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.
Mahkemenin yerinde keşif yaparak bilirkişi aracılığı ile taşınmazın satış tarihindeki değerinin 139.346.93 TL, dava tarihindeki değerinin 166.196.07 TL olarak belirlenmesinden sonra bu değerlere ve davalının sunduğu adi yazılı satış sözleşmesine itibar ederek dava konusu payın değerinin sulh hukuk mahkemesinin görev sınırını aştığından bahisle görevsizlik kararı vermesi doğru değildir.
Tapuda gösterilen satış bedeli itibariyle dava değeri sulh hukuk mahkemesinin görev sınırları içinde kaldığından mahkemenin işin esasını inceleyerek sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/13218, K. 2011/4612, 12 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama