KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/14108 E., 2011/1814 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
570 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili Av.... ve davacı vekili Av..... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payların iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 158-888-1284 ve 1286 No’lu parseller yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, diğer taşınmazlardaki paylara ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından iptaline karar verilen paylara yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu edilen payın ilişkin bulunduğu parsellerin paydaşlarından olduğunu, davalının bu taşınmazlarda pay iktisap ettiğini, ancak davacının önalım hakkının kullanılmasını engellemek için tapudaki temlikin trampa olarak gösterildiğini, davalının almış olduğu paylara karşılık 104 No’lu parselde bulunan 7 No’lu meskenini verdiğini, belirlenen değerlerin de bölge rayiçlerine göre yüksek olduğunu,trampanın muvazaalı ve tarafların gerçek iradesinin payların satışına yönelik olduğunu, davacının önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek,
davalı adına kayıtlı payların iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, tapuda yapılan temlikin muvazaalı olmadığını, trampa sözleşmesinin tarafı olan ...’ın dava konusu payların ilişkin bulunduğu onyedi adet taşınmazdaki paylarının küçük olması, taşınmazların bulunduğu Kundu Köyü’nde ikamet etmemesi, tarımla uğraşmaması, iş kadını olması nedeniyle taşınmazları hiç kullanmadığını, yine taşınmazlarda çok sayıda paydaş olduğundan payların satılmasının da zor olduğunu, bu nedenle paylarını Antalya Konyaaltı’nda bulunan davalıya ait daire ile trampa ettiğini, bu durumun her iki tarafın ekonomik beklentilerine de uygun olduğunu, temlikin muvazaalı olduğunu davacının kanıtlaması gerektiğini belirterek,
davanın reddine karar verilmesini savunmuştur
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde,diğer paydaşa o payı öncelikle satın alma hakkını veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve o payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir. Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.
Olayımıza gelince; önalım hakkına konu payın ilişkin bulunduğu tarla vasıflı parsellerin paydaşlarından ...’ın taşınmazlardaki 106.500 TL değerindeki paylarını davalıya ait .... Mahallesi 104 No’lu parselde bulunan 100.000 TL değerindeki 7 bağımsız bölüm No’lu meskeni ile 26.08.2005 tarihinde trampa etmesi üzerine davacı iki yıllık hak düşürücü süre içinde önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Satış dışındaki temliklerde önalım hakkının kullanılması mümkün değildir.
Davacı da tapuda trampa şeklinde yapılan temlikin aslında muvazaalı olduğunu iddia ederek muvazaa iddiasında bulunmuştur. Tapudaki işlemin tarafı olmayan davacının bu iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlaması mümkündür.
Bu konuda dinlenen davacı tanığı ... önce payların para karşılığı satıldığını, daha sonra da köylülerden temlikin daire karşılığı yapıldığını duyduğunu, hangisinin doğru olduğunu bilmediğini, temlik sırasında kendisinin hazır olmadığını,ancak davalının başka taşınmazları para karşılığı aldığını bildiğini beyan etmiştir. Trampaya konu edilen taşınmazlar arasındaki değer farkı tapuda trampa olarak yapılan temlikin aslında satış olduğunu göstermeye yeterli değildir.
Bu husus tanık beyanları ve toplanan diğer delillerle kesin olarak kanıtlanamamıştır.Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/14108, K. 2011/1814, 22 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama