KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/2271 E., 2010/9610 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17.11.2009
Karar Metni
286 kelime·1 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkının kullanılması nedeniyle tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde davalının 1448 ada 38 parselden 13.01.2009 tarihinde satın aldığı payın önalım hakkı nedeniyle iptalini ve müvekkili adına tescilini istemiştir. Davalı vekili taşınmazın fiilen taksim edildiğini, önalım hakkının kullanılamayacağını ve satış bedelinin tapuda gösterilen miktardan fazla olduğunu savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; davalı dava konusu taşınmazın fiilen taksim edildiğini savunmasına rağmen bu konuda araştırma yapılmamıştır. Mahkemece keşif yapılarak tarafların gösterecekleri tanıkların keşif yerinde dinlenip, davacının kullandığı yer olup olmadığının saptanması ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/2271, K. 2010/9610, 21 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama