KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/3842 E., 2010/10478 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
391 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar davalılardan Necla Demirel tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, iki adet taşınmazda ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş,hüküm davalılardan Necla Demirel vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya bir kaçı diğer paydaşlara karşı açar. HMUK.nun 569.maddesi hükmü uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Davayı konu 52 ada 25 ve 28 nolu parsellere ait tapu kaydında malik olarak gözüken kişilerin, çoğunluğunun soyadlarının bulunmadığı, sadece baba adları ile isimlerinin bulunduğu, davada taraf olan kişiler tarafından kök murislerine ait mirasçılık belgelerine dayanılmış ise de ,mirasçılık belgesinde yazılı kişiler ile tapu kaydında yazılı kişilerin aynı kişiler olup olmadığı hususunda araştırma yapılmadığı gibi,bu hususta varsa tapuda isim tashihine ilişkin bir ilama da dosya arasında rastlanılmamıştır.
Ayrıca, adı geçen kişilere 3561 sayılı yasa gereğince kayyım tayin edilmesine ilişkin davadan da bir sonuç alınamadığı,dosya arasında kayyım tayinine ilişkin bir mahkeme ilamının bulunmadığı görülmüştür.Mahkemece tapu malikleri ile tarafların kök murisleri arasındaki bağlantı üzerinde durularak gerektiğinde davacı tarafa tapuda isim tashihi davası açılmak üzere süre verilmeli ve bu kişilerin aynı kişiler olduğu hususunda tereddüt bulunmayacak şekilde kanaat hasıl olduktan sonra işin esasına girilerek esas hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Ayrıca davalılara dava dilekçesi ve karar ilanen tebliğ edilmiş ise de, dosya arasında askı ilan tutanaklarına rastlanmadığı gibi davalıların bulunması muhtemel adresleri araştırılmamıştır. Bu durumda Tebligat Kanunu’nun 29 ve Tebligat Tüzüğü’nün 47. maddeleri gereği usulüne uygun şekilde ilanen tebligat yapıldığından söz edilemez.
Mahkemece adresi bulunamayan adı geçen davalılara Tebligat Kanunu’nun 29 ve Tebligat Tüzüğü’nün 47. maddeleri uyarınca ilanen tebligat yapılarak taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/3842, K. 2010/10478, 7 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama