KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/4446 E., 2010/8061 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15.12.2009
Karar Metni
632 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı vekili Av.... geldi. Davalı vekili gelmedi. Hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık önalım hakkına konu edilen payların iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın fiili taksim nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin 103 ada 1, 105 ada 1, 2 ve 157 parsel No’lu taşınmazların paydaşı olduğunu, davalının bu taşınmazlarda 17.6.2008 tarihinde pay satın aldığını, satış bedelinin gerçekte 20.000 TL olmasına karşın tapuda önalım hakkının kullanılmasını engellemek için muvazaalı olarak 45.000 TL olarak gösterildiğini, davacının gerçek satış bedelini ödemeye hazır olduğunu, muvazaa iddiasının kanıtlanamaması halinde tapudaki satış bedelini depo edeceklerini belirterek, davalı adına kayıtlı payların iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, bedelde muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığını, diğer yandan fiili taksim sebebiyle davanın reddinin gerektiğini, dava konusu payların ilişkin bulunduğu taşınmazlar öncesinde 30.420 m2 alanlı 157 No’lu parsel iken 1.11.1995 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu dört adet parsele bölündüğünü, ancak zeminde tek bir parsel gibi göründüğünü, eski ana maliklerin kendi aralarında fiili taksim yaptıklarını, buna göre 105 ada 1 No’lu parsel davacının kullanımında iken davalıya satılan payların karşılığında 103 ada 1 No’lu parselin zilyetliğinin teslim edildiğini, diğer paydaşların da kalan iki parseli bölüştüklerini,
taşınmaz fiilen taksim edildiğinden önalım hakkının kullanılamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; davacının paydaşı olduğu 103 ada 1, 105 ada 1, 2 ve 157 parsel No’lu parsellerde bulunan ve dava konusu edilen paylar taşınmazların paydaşlarından ...,..., ..., ..., ... ve ... tarafından toplam 45.000 TL bedelle davalıya satılmıştır. Davacının bedelde muvazaa iddiasında bulunarak süresinde açtığı önalım davasına karşı davalı yan taşınmazların fiilen taksim edildiğini, bu durumda önalım hakkının kullanılamayacağını savunmuştur.
Ancak bu savunmasına ilişkin bildirecekleri tanıklarının olmadığını beyan etmiştir.Tapu kayıtlarına göre taşınmazlar evveliyatında 157 No’lu parsel iken 1.11.1995 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu 157 No’lu parselle birlikte 103 ada 1, 105 ada 1 ve 103 ada 2 No’lu parsel haline gelmiştir.
Yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda 103 ada 1 No’lu parsel üzerinde davacının kullanımında olan iki katlı ve tek katlı iki adet mesken, garaj ve deponun bulunduğu belirtilmiş ise de diğer taşınmazların kullanımı konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Yine keşifte dinlenen davacı tanıklarının beyanından imar uygulaması öncesinde ve sonrasında taşınmazların ne şekilde kimler tarafından, nasıl tasarruf edildiği belli değildir.
İmar uygulaması sonucu dört adet parsele bölünen taşınmazlardan birinin davacının kullanımında olması taşınmazların fiilen taksim edildiğini göstermez. Paydaşların katılımı ile taşınmazların fiilen taksim edilerek kullanıldığı yönündeki davalının savunması kanıtlanamadığından davacının önalım hakkını kullanmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Mahkemece davacının bedelde muvazaa ve 105 ada 1 No'lu parseldeki payın el değiştirdiği iddiası üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/4446, K. 2010/8061, 29 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama