KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/4477 E., 2010/13427 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
537 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilini 24/251 pay sahibi olduğu davaya konu 11 nolu parselde, davalılardan ...'ın 30.6.2005 tarihinde, diğer davalılar, ..., ..., ...'dan 207/251 pay satın aldığından bahisle, önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıt edilen payın iptali ile kendi adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, taşınmaz üzerinde pay satımı yapanların miras bırakanı... tarafından yaptırılan binadaki 9 ve 10 nolu dairelerin davacı tarafça malik sıfatıyla kullanıldığı, bu dairelerin kira bedellerinin uzun senelerdir davacının kendisi tarafından alındığını, binada fiili taksim sebebiyle satışa konu diğer daireler ve arsadaki pay için davacının dava açmakta kötü niyetli olduğundan, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece kat mülkiyeti kurulmamış olduğundan taşınmazın hisseli olarak şuf'a davasına konu olabileceği gerekçesiyle davaya konu payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımızda, mahallinde yapılan keşif neticesinde, davaya konu edilen 11 nolu parsel üzerinde 10 daireli bir binanın bulunduğu keşfen belirlenmiştir. Binanın, davacının kardeşi ve paylarını satanların miras bırakanı ... tarafından inşaa ettirildiği, davacının para yardımı yapması sebebiyle 9 ve 10 nolu dairelerin davacıya verildiği, kat mülkiyetine geçilemediği için tapuların davacıya verilemediği, dosyadaki davalı tanık anlatımlarından anlaşılmaktadır.
Ayrıca, Ankara 13.Noterliğince düzenlenen keşide edeni, davacı ... olan 26.10.2005 günlü 53789 yevmiye numaralı noter ihtar içeriğinde, 9 ve 10 nolu dairelerin davacıya ait olduğu, kiralamanın davacı tarafça yapıldığı açıkça kabul edilmiş, davalının cevabına karşı davacı vekilince verilen 12.6.2006 havale tarihli cevap dilekçesinde de bu kabul tekrar edilerek,
davacının kardeşi ile yapmış olduğu anlaşma ile 9 ve 10 nolu dairelerin maddi yardım karşılığı olarak davacıya devir edildiği açıkça beyan edilmiştir.Yine dosya içerisinde mevcut, Çankaya Belediyesine ait 30.5.1989 ile 10.3.1991 tarihli imar adası dağıtım cetvellerinde davaya konu taşınmaz üzerindeki binanın (evin) paylarını davalıya satanların miras bırakanı ...'ya ait olduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda, tüm dosya kapsamındaki belge ve beyanlardan, davacının yıllardır, 9 ve 10 nolu dairelerin dışında kalan diğer dairelerde herhangi bir hak talep etmeden uzun senelerden beri devam eden kullanım şekline,
diğer dairelerin malikleri tarafından davalıya yapılan pay satımı sebebiyle davacı tarafça önalım hakkına dayalı dava açılmasının yukarıdaki esaslar doğrultusunda dürüstlük kuralı ile bağdaştırmak mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece yukarıda açıklanan İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/4477, K. 2010/13427, 7 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama